İKİLİM KANUNU GERİ ÇEKİLSİN !
SESİMİZİ TEKRAR YÜKSELTMELİYİZ
Hepimiz derin bir sessizliğin içindeyiz.
Kanunla geleceğimiz
Yangınlarla ormanlarımız ,hayvanlarımız kısacası yarımlarımız yanıyor.
Meclis’ten geçen İklim Kanunu, kulağa çevreci bir devrim gibi geliyor. Sanki gökyüzü daha mavi olacak, sular arınacak, doğa yeniden nefes alacak… Ama satır aralarına bakınca, bu kanunun aslında toprağın insansızlaştırılması için atılmış bir adım olduğunu görmek zor değil.
Ama artık ülke olarak uyuyanlar ,uyutanlar ve uyumayı tercih edenler olarak varız maalesef ….
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır .
Köylünün sabah erkenden tarlasına gitmesi bile “karbon ayak izi” bahanesiyle sorgulanacak. Hayvancılık yapanın, üretim yapanın eli kolu karbon kotalarıyla bağlanacak. Biz kendi buğdayımızı yetiştiremez hale gelirken, devasa şirketler hibrit tohumlarıyla sofralarımıza hükmedecek.
Ve insan düşünmeden edemiyor ;
Ormanlarımız neden yanıyor?
Tam da İklim Kanunu Meclis’ten geçtikten sonra yükselen dumanlar, yalnızca yaz sıcaklarının eseri mi?
Yoksa “yeşil enerji” için boşaltılmak istenen toprakların sessiz çığlığı mı?
Ne garip değil mi?
ABD ve Rusya gibi ülkeler bu anlaşmayı imzalamazken, biz neden gönüllü olarak kendi ellerimizi bağladık?
Bu kanunun etkileri yalnızca bugünü değil, yarını da vuracak.
- Yarın çocuklarımız kendi ülkelerinde yerel bir domatesi lüks sayacak.
- Tohumlarımız patentli olacak, hayvancılık tarih olacak.
- Tarlalarımız karbon kotalarıyla zincire vurulacak
Ormanlarımız yanarken kimler kazançlı çıkıyor?
İklim Kanunu kime hizmet ediyor?
Topraklarımız boşaltıldığında oraya kimler yerleşecek?
Şunu iyi anlamalı
Bu bir çevre meselesi değil. Bu bir bağımsızlık meselesidir.
Allah aşkına gıdasını, suyunu, tohumunu koruyamayan bir millet; iradesini nasıl koruyacak
İKLİM KANUNU GERİ ÇEKİLMELİ
TOPRAĞIMIZA , ORMANIMIZA VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM
SESİMİZİ DUYURALIM