Sevgili Dost,
Bu mektup sana ulaşırken hangi pencerenin önünde duruyorsun bilmiyorum. Belki bir şehrin
kalabalığı içindesin, belki de yalnızlığın sessiz kıyısında. Ama şunu biliyorum: İnsan bazen
bir kelimeyle, bazen bir bakışla, bazen de hiç beklemediği bir anda hayatına değen insanları
hatırlar.
Sana yazmak, uzun zamandır gökyüzüne bakıp da adını bilmediğim bir yıldıza seslenmek gibi
geliyor. Çünkü bazı insanlar hayatımıza gelir ve gittikleri yerde boşluk değil, ışık bırakırlar.
Sen de öyle bir izsin.
Zaman, önüne çıkan her şeyi değiştirmeyi sever. Yolları, şehirleri, yüzleri ve hatta hatıraları
bile. Fakat bazı dostluklar vardır ki zaman onları eskitemez; aksine her geçen gün daha
anlamlı bir hâle getirir. Seninle ilgili düşündüğüm her şey, yıllanmış bir kitabın sayfaları gibi;
açıldıkça yeni anlamlar veren, okundukça derinleşen satırlar taşıyor.
Bugün sana bir veda değil, bir gönderme bırakmak istedim. Çünkü gerçek bağlar ayrılıkla son
bulmaz. Bir nehrin denize ulaşması gibi, insanlar da bazen farklı yönlere gider ama aynı
gökyüzünün altında yaşamaya devam ederler. Bu yüzden nereye gidersen git, taşıdığın
iyiliğin, verdiğin değerin ve bıraktığın izlerin senden önce varacağını biliyorum.
Eğer bir gün yolun yorulursa, bil ki seni güzel hatırlayan insanlar vardır. Eğer bir gün
başarıların alkışlanırsa, bil ki buna en çok sevinenlerden biri de benim olurum. Ve eğer bir
gün sessizlik içinde kalırsan, bu mektubun sana şunu hatırlatmasını isterim:
Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez. Onlar, bize insan olmanın zarafetini hatırlatmak
için gelirler.
Yolun açık, kalbin huzurlu, umutların diri olsun.
Saygı ve içtenlikle,
Seni güzel hatırlayan biri.



































