Ergenlik, bir meyvenin şekillendiği ama olgunlaşmadığı,çocuklukla yetişkinlik arasında bir köprü gibi olup değişim,başkalaşım ve dönüşümlerin olduğu bir geçiş sürecidir.Bu süreçte ergen geçmişe dair her şeyi silip yeniden inşa etmek ister.Bedensel ve hormonel bir çok değişim yaşayan ergen duygusal,zihinsel ve sosyal alanda da bir çok değişimi kucaklamış olur.Duygusal olarak;önceden,annesinin kontrolünden çıkmayı, sevgisiz kalma olarak deneyimlemiş erkek çocuk,ergenlikte ,testesteronun zirve yapmasının etkisiyle,bağımsızlık düşünceleri arttığı için annesinin kontrolüne girme ihtiyacı duymayıp,söz dinlememe davranışları sergileyecektir.ilkokulda,annesi panik yapmasın diye arkadaşlarıyla aralarında olup bitenleri , bir bir annesine anlatan kız çocuk,östrojenin artmasıyla,sosyal bağlar geliştirmek isteyeceği için annesine daha mesafeli ve paniğe sevk eden davranışlar segileyecektir.Zihinsel gelişim olarak soyut düşünceyle tanışan ergen,anne ve babasının fikirlerinin en doğru fikirler olmadığını düşünür ve her fikri sorgulayarak yaklaşıp, kendine has bir düşünce,fikir ve ideoloji oluşturmaya başlar.Dolayısıyla artık ebeveynlerinin verdiği kararlar değil kendi ürettiği kararları önemsemeye başlar.Sosyal gelişim olarak,önceden ebeveyniyle beraber zaman geçirmekten hoşlanan ve ilgi bekleyen çocuk,artık akran grubuyla birlikte olmaktan hoşlanmaya başlar.Ergenle problem ve sorunları olan ebeveynler,bilmelidir ki öncelikle ergendeki bu değişimleri tanımaları çok önem arz etmektedir.
Ergenlik döneminin en önemli kazanımı,ergenin sağlıklı kimlik oluşturabilmesidir.Geçmişini silip kendini yeniden inşa etmek isteyen ergenin haykırışı bir manifestodur.Aslında,eski düzen istediğim gibi değildi yeni bir düzeni ben kuracağım demek ister.Ayrıca,üzerindeki çocukluk kılıfını çıkardığı için kimlik sahibi olana dek savunmasız ve tehlikelere açık bir haldedir.Dolayısıyla ebeveyninin desteğine ve bağlılığına ihtiyacı vardır.Ebeveyn,ergenle bağlılığını sürdürebilmesi için,mantıksız olsada isyanlarını görmezden gelmeli,eşlik etmek yerine sessiz kalarak,destek olmalıdır.
Ergenin olumsuz duygularla mücadele edebilmesi ve bütün bu değişimleri metanetli bir şekilde göğüslenebilmesi için, kendisinin ulaşacağı,gerçekçi amaçlara sahip olabilmesi çok kıymetlidir.Amaçlar,ebeveynin istediği amaçlar değil ergenin kendi isteğiyle sahip olacağı,kendi karar vereceği amaçlar olmalıdır.Ebeveyn,ergeni ilgilendiren konularda, karara zorlamadan,ikna etmeye çalışmadan,sorumluluğu ergene bırakmalıdır ki ergen, işine geldiğinde ebeveyni tersleyen,işine geldiğinde de sorumluluğu ebeveyne yükleyen tutum ve davranışlara başvurmasın.Çünkü,sorumluluk almayı ailede öğrenemeyen ergenler,ileride yetişkin, evlenmiş olsa dahi özerk davranış yerine, anne ve babasının onayı ile bağimlılık ilişkisini sürdürmekte ve bu durum kurulan çekirdek ailelerin dağılmasına sebep olabilmektedir.
Ergenin, duygusal olarak ilgi görmesi ve anlaşıldığını hissedebilmesi için dost ve kankasının olması gerekir.Kankalık ilşkilerinde,sır tutma ve kankasını satmama davranışlarını kazanması ailede öğrenilir.Bazı korumacı,panik ya da kontrolcü ebeveynler,ergenin özel ilişkiler geliştirmesinden yana değildir ve arkadaş görüşmelerinde ne yapıp, konuştuklarına dair rapor isterler ya da gizlice takip yöntemlerini devreye koyarlar.Bu durumdan tahammülsüzlük yaşayan ergen,ebeveyne güven verebilmek için istemesede bazı sırları kendini korumak adına deşifre etmek zorunda kalır.Aslında burada en kötüsü,ergen sır tutmamayı ve güvende hissetmediği her durumda her şeyi anlatmayı öğrenir.Özgüveni gelişmez,ileride de eşiyle sorun yaşayıp ve güvende hissedemediği her durumda anne ve babasınandan destek ister.
Ergenlik sürecinde,ergen bir çok düzene itiraz halindedir.Ailesine,okula,öğretmene,müdüre,ekonomik ve siyasi düzen gibi konularda,düşüncelerini muhakeme edemediği için öfkesini düzenleyemez ve sık sık duygusal iniş çıkışlar yaşar.Ergen öfkelendiğinde,ebeveynin öfkelenmesi sorun çözmeyeceği gibi ergenin duygu durumunu daha olumsuz bir noktaya taşır.Zira ebeveyn bir yetişkin olarak öfkesini kontrol edemeyip bu kontrolü ergenden bekliyo olması pek adeletli olmaz,çünkü ergen, henüz beyin gelişimini tamamlamamıştır ve ortamı sakinleştirmek, burada ebeveyne düşer.
Ergen aslında her duruma itiraz ve isyan eden yapısının altında,kendine muktedir bir güce sahip değildir.Güçsüzlüğü kabullenemediği için,güçlü gibi gözükerek,risk alan davranışlar yapar.Sorumluluğunu alamayacağı davranışları yapıyo olması,bir denetim ve sınır ihtiyacını beraberinde getirir.Ergenin eyleme vurduğu yıkıcı davranışlarda,ebeveyne şu mesajı verir’’kendimi kanıtlamama izin ver,kendimi kontrol edemeyeceğim noktada beni durdur’’.Bu durumda,güçlü olduğunu,fikirlerine katıldığını hissettirip,sınırları çizmek ebeveyn için bir görevdir.
Bu sürecin sağlıklı atlatılmasında,ebeveynle ergen arasında kurulan bağlılık çok önemlidir.Ebeveyn,ergeni tehlike ve kötülüklerden korumak,amaç ve hedef sahibi,verdiği kararların sorumluluğunu alan,duygularını düzenleyebilen,güçlü ve kişilikli bir birey yetiştirmek istiyorsa ilk başta ergene güven vermelidir.Güven duygusu,kontrol etmek yerine,takip eden,öfkelenmek yerine,alan açan,amaç aşılamak yerine,saygı duyan,korumak yerine,kendini kanıtlamasına izin veren,doğrularını benimsetmek yerine,yanlışarı denemesine tepki vermeyen tutumlarla kazandırılır.Ebeveynine güvenen ergenler,içini açmaktan çekinmezler,duygularını regüle etmekte sorun yaşamaz ve yıkıcı davranışlara başvurmazlar.Güven inşa etmenin en bilindik yolu sağlıklı iletişim kurmaktır.Sağlıklı iletişimde;suçlama,eleştirme,aşağılama,savunma ve duvar örme davranışları değil ben diliyle kendini ifade etme vardır.Ebeveyn olarak doğru amaç ve çabalarınız sizi çocuğunuzla güzel bir ilişkiye götürecektir,bu süreçte bütün ebeveynlere sabır ve başarılar diliyorum.
































