hicrethaber,cumhurbaşkanı,başkan,filistin,libya,ıran,ırak,hac,siyaset,erbakan,saadet,akparti,chp,eğitim,sağlık,moda,magazın,yurt,gazete,
Sadece Allah inancı yeterli mi?
Hasan Karabulut

Hasan Karabulut

Gazeteci-yazar

Sadece Allah inancı yeterli mi?

23 Aralık 2019 - 22:45

Dünya sözlüğüne göre ‘Deizm veya yaradancılık, doğal dünyaya dair gözlemler ve mantığın kaynağını oluşturduğu, dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy ve esine (ilhama) dayalı tüm dinleri reddeden bir Tanrı inancıdır.’

‘Yaradancılık veya İlahçılık’ da denilen deizmi tek bir tarif içine sığdırmak mümkün olmaz. Çünkü tek tip bir deizmden bahsetmek zor. Deizm hareketi, diğer marjinal anlayışlar gibi modern dönemde kimi kitlelerin düşünce biçimi haline gelmiş/getirilmiş. 

Deiste kişiler dinsel bilgiye akıl yoluyla ulaşabilir, deizme göre ‘bir yaratıcı var ancak vahiy ve dinler yoktur.’ Yani aleme müdahil olmayan bir Allah inancı ve beşeri anlayışa dayalı bir tabii inancı benimsemekteler. Deistler genelde sezgi ve duygularla hareketi yeğliyorlar.

Deizm günümüzde de tartışılıyor. Özellikle yanlış yönlendirmelerle gençlerin kafası bu konu ile meşgul ediliyor. Peki sadece hedefte Müslümanlar mı var?

Çeşitli dinlere nüfus etmişler. Bir bozgunculuk peşindeler.

Kabe’nin yerinin bile farklı bir bölgede olduğunu günümüzde yutturulmaya çalışılıyor. Aslında diğer tahrif edilmiş dinler için de benzer taktikler kullanılıyor.

Deizme örnek gibi verilen Ebu Bekir er-Razi’nin yaşantısı tüm uğraşlara rağmen yaşam tarzı ve ekol olarak kabul görmemiş. Aslında bir Müslüman bilim adamı olan Razi Biruni tarafından deist gösterilmiş. 

Deizmin çıkışındaki önemli etkenlerden biri de ‘aleme müdahale etmeyen bir inanç anlayışı ile akla ve bilime olan büyük güven’ gösterilmekte.

Ortaçağ hristiyan diyarında kilisenin inanca akla mantığa ters düşen bir takım uygulamaları deizmin yayılmasını tetiklemiş. Mesela, kilise yöneticilerinin ‘nikah hakkı’ diretmeleri hristiyan toplumun deizm inanışını benimsemelerine/benimser gibi görünmelerine neden olmuş. Nikah hakkında kilise yetkilileri önce evlenecek kızı alıp cinsel istismar ederlermiş. Nedeni ise içerisinde şeytan var mı yok mu diye kilise karar verirmiş. Bu olaydan dolayı rahatsızlıklar devam ederken kilise sistem devam etsin diye işin içine soyluları da dahil etmiş. Soylular da dahil olunca iş iyice sarmal hale gelmiş. 

Soylular hoşlandıkları gelin adaylarını ‘içinde şeytan var’ diyerek evliliklerine izin vermez olmuşlar. Bu nedenle gelin adaylarını kendilerine ayırır olmuşlar. Verilen karara karşı çıkanları da şehir veya kasaba meydanında ‘içinden şeytan çıkartacağız’ merasimleriyle katletmişler. 19. Yüzyıla kadar devam eden bu uygulamaya günümüzde rastlanmıyor.

Bu olaylar karşısında Hristiyanlar ‘dinlerini terk ettiklerini’ beyan ederek nikahsız yaşamaya başlayıp, deizm inancında olduklarını ilan etmeye başlamışlar.

Başka çeşitli sebeplerde deizmin yayılmasına sebep olmuş. Kilise hastalıktan dolayı tedavi görmeyi yasaklamış. Kilisenin bilim adamlarıyla çatışması bilim adamlarının kilisenin bozuk din anlayışına karşı deizme yönelmesine etken olmuş. 

Deizm Allah’ı yaratıcı olarak kabul ediyor, sonrasında vahyi ve hayata müdahaleyi reddediyordu. Bu da bilim adamlarına tenkit kapısını aralıyordu. Buna bağlı olarak kilise dahil her şeyin eleştirisini beraberinde getiriyordu. Hristiyanlıktaki deizm akımını, Hıristiyanlığın akla aykırı ve hurafe olduğu düşünülen unsurlardan arındırılması istikametindeki bir din eleştirisi hareketi olarak da adlandıranlar var. 

Ama doğal, siz bilim insanlarıyla kavga dövüş ederseniz bozuk bir inanışı dayatırsanız toplum tabi ki direnç gösterir. 

Sapkın ve bozuk dayatmaların topluma verdiği zarar ortada. Çok şükür yaşadığımız toplumda deizmden etkilenenler oldukça azınlıkta. Ancak meseleyi iyi analiz edip deizm felaketiyle ebedi yaşamını tehlikeye atanlar uyarılmalı. Bu konuda yaşadığımız çağa uygun projeler hayata geçirilmeli. Aynı zamanda İslam hayatın içerisinde özümsenir edilmeli.

Bir yaratıcıyı kabullenmiş deistlere neden peygamber ve vahyi kabul etmelerini anlatmak da sanırım  ilim erbabına düşüyor.

İlim erbapları ‘memur’ zihniyetinden kurtulup ‘bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmaktır’ düsturunu elbette benden daha iyi biliyorlar. Bir takım çalışmalar yapanları tenzih eder çalışmalarında üstün başarılar dilerim. Biz sadece hatırlatalım istedik. 

Zira çeşitli bahaneler öne sürerek, ‘Hak için çalışmamakla batılın egemenliğine çalışmak’ arasında fark yoktur vesselam.

 

   


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum