hicrethaber,cumhurbaşkanı,başkan,filistin,libya,ıran,ırak,hac,siyaset,erbakan,saadet,akparti,chp,eğitim,sağlık,moda,magazın,yurt,gazete,
Örnek gençlik
Hasan Karabulut

Hasan Karabulut

Gazeteci-yazar

Örnek gençlik

15 Aralık 2019 - 21:44

Çocuklarımız için her fedakârlığı yaparız. İleride yapılacak fedakârlıklar için de hiç düşünmeden “evet” deriz.
Uykusuz geçirilen geceler. Kendi ihtiyacı olduğu halde önce çocuklarının ihtiyaçlarını giderme derdinde olan anne ve babalardır.
Çocukluğumuzda çok fakirlik çekmişiz sonradan düşününce çözüyor insan.
Babamız şofördü. Genelde şehir dışında olurdu. Annemiz yemek yapar bazen kendisi yemez sadece bize yedirirdi, “ben tokum” derdi. Evlenip çocuk büyüttüğümüzde anladık ki annemiz “yemek yetsin, çocuklarım iyice doysun” diye kendisi aç kalıp bize yedirirmiş!
Bu tespit gibi daha nice fedakârlıklar yapan anne babalar vardır mutlaka.
Böylesine üzerine titreyerek büyütülen çocuklarımız bazı dönemlerde “bedel ödeyenler” olmuşlar. 

Tarihte bazen kız çocukları bazen erkek çocuklar katledilmiş. Katledenler ise dönemin saltanat sahipleri. Tahtını ele geçirmesin diye erkek çocukları Nil Nehri’ne attıran firavunlar, kimi toplumlarda kızı olduğunda utanç kaynağı sayan ve diri diri toprağa gömen cahiller.
Hep bir Asiye, Meryem, Zeynel Abidin, Musa, İbrahim ve niceleri kalmış biliyor musunuz? 
Bizlerin çağında da çocuklarımız ve gençlerimizden ziyan olanlar var aslında. 
Söyler durur çocuklarımız “bir dünya bırakın biz çocuklara” şarkısında istediklerini. Savaş karşıtı olduklarını belirtirler, tertemiz ve halis niyetlerle.
 Sonra genç olurlar kurulan tuzakları fark edemezler çoğunlukla. Yıllarca “aman çocuklarım kötü arkadaş edinmesin, kötü yola girmesin” diyerek dualarla istekte bulunuruz Rabbimizden.

Yıllar önce tehlikelerin tehlikesi bir adım atıldı Türkiye’de.

İstanbul Söz’leş’mesi!

Çok büyük tehlikeleri bir çatı altında toplayan bu söz’leş’meden bir an evvel vazgeçilmesini temenni ediyoruz. Zira bu sözleşme aile yapımıza dinamit döşemekten farksız.

Biz nesillerimizi muhafaza niyetinde oldukça İstanbul Söz’leş’mesinin içerdiği haricinde diğer bazı tehlikeler de hayatımızda devam ediyor.
Sonra büyür çocuklarımız. Sözümüz bazen geçmez olur. Oysa ne fedakârlıklar yapılmıştı büyütmek için onları. Çocuklarımız büyümesine büyürler de bir çok tehlike etraflarında döner durur.
Eğitim ve bilgi donanımı yoksulluğunun acıları ile karşılaşılır. 
Oysa “ağaç yaşken eğilir” atasözünü de gayet iyi bilirdik.
Atasözünün gereğini yapanlara sözümüz yok. 

Dünyada 100 milyar dolarlık bilgisayar oyun pazarını kaybetmek istemeyenler var. Türkiyemiz’de ise pazar büyüklüğü 700 milyon dolar. Bu pazarın oyuncuları ise ülkemizde 30 milyon kadar. Kimisi başrolde bir çoğu da figüran.
Diğer bir tehlike uyuşturucu. Terörün beslendiği ve gençliğimizi yok etmek için bir çalışma olan uyuşturucu. Konjonktür-dünya gerçeği gibi ne anlam ifade ettiği bilinmeyen kelimelerle gençleri “terör-uyuşturucu baronlarına” teslim eden yöneticiler! Erbakan hocanın deyimiyle “bir milletin asıl gücü tankı tüfeği nüfusunun çoğunluğu değil imanlı-inançlı gençleri” değil midir?
Aslında donanımlı olunduğunda örümcek ağı kadar zayıf bir oluşum ve donanımın karşısında tahtadan diyebileceğimiz silah sahibi şer güçler şeytanın askerleri bakalım nasıl bertaraf edilebilir?
Öncelikle sağlam bir iman aşılanmalı gençlerimize.
Ardından milliyetçilik kavramı yerine ümmet kavramıyla “arkadaşım, kardeşim için yaşamalıyım” nasıl olmalı öğrenmeli gencimiz. Irk-coğrafya-millet farkı gözetmeksizin kardeşler topluluğu olmayı da öğrenmeli genç. Çünkü, milliyetçilik üstünlük sebebi değildir, “üstünlük takvadadır.” 
İslam dinimizi yaşam tarzı haline getirmek için bilgilenmeliler. Günlük hayatında dini vecibeleri yerine getirmek için gerekli ilmi bilmek farz zaten kişiye. Bununla birlikte “iki günüm aynı olursa zarardayım” demeli genç.
Özgüven sahibi olup asla kendisini küçük görmemeli genç. Bizim dedelerimizin 10-15 kişiyle büyük coğrafyaları yüzyıllarca yönettiğini öğretmeliyiz.
Geçmişimiz Avrupa’nın herhangi bir ülkesine ait olsa bizi konuşturmayıp at gibi kişneteceklerini bilecek genç. Ecdadımızdan aldıkları bilgiyle bir noktaya gelip tıkanmış batının da elinden tutmak, tüm insanlığa faydalı olmak için tüm ilimlere hakim olmayı bilecek gencimiz. Müslüman bilim adamlarının bir noktaya getirdikleri bilim ve teknolojiyi alıp yükseltmekle görevli olduğunu bizler hatırlatacağız.
Ecdadıyla kopan bağlarını yeniden kuvvetli biçimde kurmayı başarmalı genç. Fizik-kimya-sibernetik-cebir-astronomi-coğrafya tüm bilimlerinin kurucularının Müslümanlar olduğunu bilecek genç.
İb’ni Heysem, İb’ni Sina, Farabi, Mimar Sinan, Ali Kuşçu, Muhyiddin Arabi, Harezmi daha nicelerini bizler de gençler de tanımalıdır.
Serhat boylarında at koşturan dedelerini ve sonrasında Uluabatlı’yı Seyyit Çavuş’u dede olarak yad edecek ama hiçbir zaman patates siyaseti yapmayacak genç. (Patates siyasetine bir ara değiniriz inşallah)
İnsanlığa en büyük hizmet bilimin geliştirilmesidir. Batı(L), ecdadımızdan aldığı bilimi aynen kullanmaktadır. Üzerine bir şey koymuşluğu yoktur. Sıfırı da, üç bilinmeyenli denklemi de Müslümanlar buldular ve patent istemediler. Kitaplarına ismini yazdıklarında riya olur düşüncesindeki Müslüman bilim adamlarının kitaplarını ele geçirip tercüme ettirdikten sonra isimlerini yazmaya yüzleri kızarmayan batıl(ı) bilim insanları geliştiremedikleri bilimi gerçek sahiplerine teslim etmek mecburiyetinde olacak veya gerçeği itiraf etmek zorunda kalacaklar. Batıya emaneten gitmiş olan ve geliştirilememiş bilimi alıp ecdadının yüzünü güldürecek genç. 
Gençliği, yıllara boyun bükmeyecek “ölümü nasıl ölümsüzleştiririm” derdinde olacak genç. Şair diyor ya bir de “kim var diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan ben…” diyecek gençlerimiz.
Asla yaratılış gayesini unutmayacak ve ilahi rıza hedefinde mesafe alıp yol alacak genç.
Yorulduğunda koşacak, ideali uğruna fedakarlık yapacak, çağrıldığında gelecek, verilen görevi yapacak, yaptığı çalışmaların raporunu verecek, Allah’ın rızası dışına çıkmayacak genç.

Bu söylemlerimiz bizim duamız olsun. Dinamik donanımlı gençlerimiz en başta İstanbul Söz’leş’mesi ve diğer tehlikelerden korunmasını bilecektir inşaallah.  
Yine şair diyor ya “bu gençliği karşımda görür gibiyim…” 
Elhamdülillah!

YORUMLAR

  • 0 Yorum