"DİKTATÖR VE DEMOKRATİK OLMAYAN ŞARTLAR VAR"
Münevver Bitigen

Münevver Bitigen

"DİKTATÖR VE DEMOKRATİK OLMAYAN ŞARTLAR VAR"

04 Nisan 2019 - 14:47

Destur;

"DİKTATÖR VE DEMOKRATİK OLMAYAN ŞARTLAR VAR"



Bir seçimi daha geride bıraktık. 

İyisiyle, kötüsüyle, doğrusuyla yanlışıyla

Bu seçim bir yerel seçim olmasına rağmen genel seçim havası ile geçti. 

Bunun en önemli sebebi ise;

Yıllardır AK Parti'nin yönetimde olmasından CHP'li laik, seküler, cumhuriyetçi seçmenin "dini siyasete alet etme" söyleminden yola çıkarak Ak partiye diş bilenmesi ve AK Parti gitsin de ne olursa olsun derdine düşmeseydi.


Tabi bunda Ak Parti ve Mhp kadrolarının "beka" söyleminden yola çıkan bir siyaset gütmeleri de etkili bir arguman olarak tarihe geçti.


Çuvaldızı kendimize batırma derdinde olan insanlar olarak canımız acısa da bazı gerçekler "hakikat" olarak hayatta yer bulmuyor.


Evet, 

Dünya hakikatleri üzerinden hayata baktığımız da "beka" söylemi bir  "hakikat" olarak tarihe not düşülebilir.

Lakin Türkiye Cumhuriyeti ulus devletinin insanları çok uzun zamandan beri çevresine dünya hakikatleri üzerinden bakmıyor.

Bu yüzden dolayı büyük resimde görülen "beka" problemi malesef sadece Ak Partinin seçim propagandası  şeklinde hayatın içinde yer buldu.


Ak partinin  yönetime geldiği günden beri elindeki gücü bazen isteyerek, bazen de istemeyerek  iyi kullanamadı.


Bu  kullanamama durumu yüzünden seçimde Türkiye genelinde Ak Parti birçok belediye almasına ve  %52 gibi bir oy oranına rağmen her seçimde olduğu gibi bu seçimde de kaybeden gibi lanse edilmeye devam ediyor.

(Bu bir algı yönetimi olarak toplumu etkilemek için kullanılıyor.)

Oysa ki 16 yıllık hatta 20 yıllık yönetim boyunca her seçimde puan olarak gerilese dahi Türkiye genelinde her zaman birinci parti oldu.

Türkiye genelinde %52'lik orana ulaşmasına rağmen CHP ve laik seküler zihniyet AK Parti'yi yenilmiş, kaybetmiş gösterme noktasında çok başarılı bir algı operasyonunu yönetebiliyor.

Bu algı operasyonu yapılırken bizler de aynı algı operasyonuna çoğu kez kendimizi kaptırabiliyoruz. 


Özellikle seçim öncesi Bayburtlu Yusuf'un videosunu seyretmedim.


İnsan öyle bir varlık ki;

Ancak nefsini terbiye etmek için çaba harcadığında başarılı olmayı becerebiliyor.

Özel bir çaba harcamadığında nefsinin isteklerine kapılabiliyor.

O yüzden seyretmedim.

Nefsi davranıp sandığa gitmemezlik yapmak istemedim.


Cumhuriyet tarihinde nadir bir  davranış olan "dindar mütedeyyin insanları adam yerine koyan adam hatrına ehveni şer" gördüğümüze oyumuzu verir iken nefsi davranmak adına bir çok algı operasyonu sayılabilecek şeylerden uzak durmaya gayret ettim.


Bilinçli olmanın, Allah'ın sınırlarında ve dahi üzerimdeki Rablik hakkına dikkat etmek için din-siyaset-ilim-kulluk-dünya-ahiret-hesap-kitap-ölüm gibi kavramların birbirinden ayrı ayrı değerlendirilmesinin laik, seküler, kapitalist mantığın bize yıllardır dayattığı bir aldatmaca olduğunun farkında olmak için yaptım.


Tekrar Bayburt'lu Yusuf ve buna benzer algı yönetim meselesine dönersek seçim sonrasında seyrettiğim de bu yazıyı yazmamın üzerime *****vebal****olduğunu düşündüm.

Bir Ak Parti seçmeni hiç bir gün bir CHP'liyi karşısına alıp, 

"Hadi bakayım bana Veda Hutbesi oku" dememiştir. 

16 yıllık yönetimde ve iktidarda olmasına rağmen hiçbir zaman böyle bir EGO sahibi olmamıştır. 


Hamdolsun.


Olanlarda zaten "dini siyasete alet ediyor." argumanı ile bir şekilde diskalifiye edilirler.


Seçimlerle çok alakalı değildim.

Hiçbir zaman da olmadım.

Hep ehveni şer mantığı ile oy verdim.

Ya da sandığa gitmedim.


Bu seçim ve bir önceki seçim de artık ehveni şer mantığıyla oy vermiş olsam dahi seçimin kendini laik ve laik olmayan şeklinde tanımlayan insanların birbirine had bildirme yarışına dönüşeceğini az da olsa farketmiştim.


İşte bu yüzden seçimler ve sonrası gelişen durumları çok iyi okumak gereklidir.


Her iki tarafında yaşadıkları ulus devlette yaşarken birbirine olan bakış ve davranışlarına kendi nefislerinde çeki düzen vermeleri gerekmektedir.

Bu birlikte huzur içinde yaşamanın olmassa olmaz tek şartıdır.


Yoksa yıllardır "olmadık oyunlar" ile birbirine kırdırılanlar tekrar aynı oyunun içine düşecekler.


Laik, seküler, kapitalist sistemin oyuncağı olmuş nefislerimize "destur" demenin vaktidir.


Son olarak laik, seküler, ulusalcı olduğunu iddia eden insan kardeşlerime Bayburtlu Yusuf üzerinden dindar müdedeyyin insanlara karşı olan DİLLERİNİ VE ÜSTEN BAKIŞ HALLERİNİ DEĞİŞTİRMELERİNİ ACİZANE TAVSİYE EDECEĞİM.


BU DİL VE BAKIŞ DEĞİŞMEDİĞİ MÜDDETÇE  *****RTE SERT VE AYRIŞTIRICI DİLİ BAZI BAZI CANIMIZI SIKSA DA****  DESTEĞİMİZ HEP RECEP TAYYİB ERDOĞANIN ARKASINDA OLACAKTIR.



VE;


CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA BİLİNEN ARGUMANLARLA ÖTEKİLEŞTİRDİĞİNİZ İNSANLARI  RECEP TAYYİP ERDOĞAN GİBİ BİR BAŞKAN VAR İKEN DAHİ BU ÜSTEN BAKIŞ HALİ İLE BİR GENCİ RENCİDE ETME TAVRINDAN VAZGEÇMİYOR İSENİZ. 


DİKTATÖRLÜKTEN BAHSEDEMEZSİNİZ.

EĞER ISRARLA "DİKTATÖR VE DEMOKRATİK OLMAYAN ŞARTLAR VAR"  YAYGARASI YAPARSANIZ.


İŞTE BU İNSANLARIN DAMARINA DAMARINA BASMAK  OLSA GEREK.


LAKİN İNSAN OLAN KARDEŞLERİMİZİN BU KENDİNİ BİLMEZ HALLERİNE RAĞMEN İYİ NİYETLİ TAVRIMIZDAN VE EDEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ.


SON SÖZ OLARAK;

2023 için olması gereken belki de budur.

Belkide X, Y, Z gençliğinin CHP belediyeciliği tanışma vakti gelmiştir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum