Horoz sesiyle uyanılır her bir sabaha.
Tarlada saban, elde tabak tabak aş, ekmek.
Ağaç gölgesinde düşler uyanır yaşam gibi.
Köyde hayat temiz yaşanır, vakit şen akar.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte horozun ötüşü yankılandı taş duvarlı evlerin arasında. Çamurla kaplı patika yolda keçiler ağır ağır ahıra doğru ilerlerken, yaşlı çınarın altında toplanan köylüler harman zamanı yaklaşırken, buğdayın durumunu konuşuyordu. Ardıç kokulu rüzgar tarlalardan gelen saban sesini taşıyordu köye. Bahçelerde domates fideleri sulanıyor, kümes önlerinde tavuklar yemleniyordu. Bir çoban elinde değneğiyle sürüsünü dere kenarına götürürken, nineler tandır başında yufka açıyor, çocuklar ise dut ağacının gölgesinde saklambaç oynuyordu. Cami minaresinden yükselen ezan sesiyle birlikte köy meydanında bir sessizlik hâkim oldu. Kuru otların arasında saklanan kaplumbağa bile bu huzura eşlik eder gibiydi. Her şeyin sade ve doğal olduğu köyde, zaman güzel geçiyordu.
































