Gökyüzü karardı, bir hışımla esti rüzgar,
Deprem vurdu yurdu, sarsıldı dağlar, ovalar.
Beton yığınları toz oldu, duman sardı her yeri.
Gözlerde yaşlar, yüreklerde tarifsiz keder.
Hatay'da, Maraş'ta, bir çığlık yükseldi göğe,
Enkaz altında canlar, bekleyiş umuda gönül aça aça.
Deprem vurdu, salladı yıktı evi barkı, kenti.
Her seferinde bir candan hayat arandı.
Rize'de dağlar ağladı, heyelanla koptu toprak,
Bir çığlık yankılandı vadilerde, hazin ve sıcak.
Ormanlar yandı sonra, alev alev yükseldi duman.
Ege'de, Akdeniz'de, Marmara’da, Anadolu’da canlar yandı.
Çığlık çığlığa kuşlar, kaçışan hayvanlar.
Kül olan her ağaçta bir nefes, bir can yandı.
Muğla'da, Antalya'da, yürekler yandı köz gibi,
Toprak ana ağladı, gözyaşları sel oldu aktı içleri yaktı.
Uzaklarda da aynı acı, aynı feryat yankılandı.
Japonya'da tsunamiler, Amerika'da kasırgalar.
Volkanlar püskürür lavlar, seller götürür her şeyi.
Yeryüzü inler durur, bitmez bu afet çemberi.
Avustralya'da yangınlar, içimizi dağlar.
Kutup buzulları erir, denizler yükselir ağlar.
İnsanlık şaşkın, çaresiz bakar durur.
Doğa ana öfkelidir, hesap sorar, vurur.
Her felaket bir ders, bir uyarıdır aslında.
İnsanım diyen toprağa, suya, havaya sahip çıkmak zorunda.
Yitirilen her canda bir parça bizden gider.
Yeryüzünün feryadı dinmez büyük bir acı! vicdanımızda kötü iz eder.