Televizyon ekranları artık sadece dizi yayınlamıyor; bir toplumun ahlakını, inancını ve kültürel kodlarını yeniden şekillendiriyor. Her akşam milyonlarca haneye giren yapımlarda mafya, cinayet, şiddet, aldatma ve yozlaşma olağanlaştırılırken; ilim, irfan, merhamet, ahlak ve vicdan neredeyse tamamen yok sayılıyor. Elinde silah olan karakterler başrole taşınırken, elinde kitap olanlar görünmez kılınıyor.
Aile kurumu zayıflatılıyor, İslam ahlakı ve Türk’ün bin yıllık töresi bilinçli biçimde geri plana itiliyor. “Reyting” bahanesiyle sunulan bu içerikler, toplumu yansıtmaktan çok toplumu dönüştürmeyi hedefliyor. Gençliğin rol modelleri ekranlardan seçilirken; şiddet güç, ahlaksızlık özgürlük, suç ise başarı gibi pazarlanıyor.
Bu köşe yazımız; sanat adı altında yapılan bu kültürel ve ahlaki tahribata karşı bir itiraz, yetkililere yöneltilmiş açık bir çağrı ve milli-manevi değerlerine sahip çıkan bir vicdan muhasebesidir.
Ey Türk milleti!
Televizyon ekranlarını açtığında gördüğün manzara, bir eğlence değil; açık bir kültür işgalidir.
Bu işgal tankla, topla değil; dizi senaryolarıyla, sahte kahramanlarla, yoz hayatların parlatılmasıyla yapılmaktadır.
Her akşam evlerimize giren dizilerde ne var?
Mafya var.
Cinayet var.
Zina var.
Şiddet var.
Ahlaksızlık var.
İhanet var.
Ama ne yok biliyor musunuz?
İman yok. Vicdan yok. Merhamet yok. Edep yok. İlim yok. İrfan yok.
Bu Milletin Mayası Bu Değildir
Bu millet;
– “Komşusu açken tok yatmayı haram bilen” bir inancın mensubudur.
– “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen bir medeniyetin evladıdır.
– Anasına “öf” demeyi bile büyük günah sayan bir ahlakın sahibidir.
Ama dizilerde:
Anne horlanır, baba aşağılanır, evlilik küçümsenir, zina normalleştirilir, haram süslenir, şiddet kahramanlığa dönüştürülür.
Soruyorum:
Bu hangi dinin, hangi milletin, hangi kültürün ürünüdür?
İslam Ahlakı Bilinçli Olarak Yok Sayılıyor
Bu ülkede milyonlarca insan namaz kılıyor.
Bu ülkede milyonlarca kadın iffetiyle, milyonlarca erkek ahlakıyla yaşamaya çalışıyor.
Ama dizilerde dindar insan ya hiç yoktur ya da:
– Geri kafalı,
– Sahtekar,
– İki yüzlü,
– Alay edilecek bir tip olarak gösterilir.
Bu masum bir tercih değildir.
Bu imanla hesaplaşmadır.
Kur’an’ın “hayâ” emrini,
Peygamber Efendimizin (sav) ahlakını,
İslam’ın aileyi merkeze alan anlayışını bilinçli olarak ekrandan siliyorlar.
Türk’e Hitabe Bugün Yazılsa Ekranları Gösterirdi
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk’e Hitabe’de şöyle der:
“Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen…”
Bugün o tehlike sınırda değil;
salonumuzda, odamızda, çocuklarımızın zihnindedir.
Düşman;
– Silahla değil senaryoyla,
– Kurşunla değil karakterle,
– İşgalle değil algıyla gelmiştir.
Ve ne acıdır ki bu saldırı bizim paramızla, bizim kanallarımızda, bizim çocuklarımızın gözleri önünde yapılmaktadır.
Gençliğin Ruhunu Kim Zehirliyor?
Bugün genç:
– Gücü silahta sanıyor
– Erkekliği şiddette arıyor
– Özgürlüğü ahlaksızlıkla karıştırıyor
Çünkü rol modeli budur!
Ekranlar; öğretmen yerine mafyayı, alim yerine suçluyu, aile babası yerine çapkını baş tacı etmiştir.
Sonra “neden aile dağılıyor, neden suç artıyor” diye şaşırıyoruz.
Şaşırmayın.
Sebep bellidir.
Sanat Özgürlük Maskesi Altında Ahlaksızlık Yapamaz
Sanat, sınırsız değildir.
Özgürlük, toplumu çürütme hakkı vermez.
Sanat;
– İyiliği çoğaltmak zorundadır
– Kötülüğü özendiremez
– Ahlakı yıkamaz
– İnancı aşağılayamaz
Bugün yapılan sanat değil, ahlaki sabotajdır.
RTÜK ve Yetkililere Açık ve Sert Çağrı
Buradan açıkça soruyorum:
Bu dizilere kim izin veriyor?
Kim denetliyor?
Kim göz yumuyor?
RTÜK sadece ceza kesen bir tabela mıdır,
yoksa bu milletin değerlerini korumakla görevli bir kurum mudur?
Unutmayın:
İzin vererek de suç ortağı olursunuz.
Sessiz kalarak da sorumlu olursunuz.
Biz Ne İstiyoruz?
Biz:
– Tarihini bilen, imanlı karakterler istiyoruz
– Aileyi yücelten senaryolar istiyoruz
– İlmi, ahlakı, fedakarlığı başrole koyan diziler istiyoruz
– Çocuklarımıza utanmadan izleteceğimiz ekranlar istiyoruz
Bu bir yasak çağrısı değil,
bu bir direniş çağrısıdır.
Ey yetkililer!
Ey yapımcılar!
Ey bu milletin ekranlarını yönetenler!
Bu milletin sabrını sınamayın.
Bu milletin inancını küçümsemeyin.
Bu milletin kültürünü yok saymayın.
Çünkü bir millet ahlakını kaybederse,
ne bayrağı kalır,
ne devleti,
ne de geleceği.
Ve bilin ki:
Bu topraklar imanla yoğrulmuştur, yozlaşmayla teslim olmaz.
RTÜK’E AÇIK MEKTUP
Bu Ekranlar Kime Ait, Bu Değerler Neden Sahipsiz?
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na,
Bu mektup bir kişi adına değil,
bu milletin vicdanı adına yazılmaktadır.
Her akşam milyonlarca haneye giren televizyon yayınları artık bir “eğlence” meselesi olmaktan çıkmış, açık bir ahlaki ve kültürel tehdit hâline gelmiştir. Ve bu tehdidin karşısında en büyük sorumluluk, anayasal görev gereği, sizin omuzlarınızdadır.
Soruyoruz: Bu Ekranları Kim Denetliyor?
Televizyon dizilerinde:
– Mafya ve suç örgütleri kahramanlaştırılıyor
– Cinayet sıradanlaştırılıyor
– Zina normalleştiriliyor
– Kadına şiddet meşrulaştırılıyor
– Aile kurumu itibarsızlaştırılıyor
– Haram “özgürlük” adıyla pazarlanıyor
Peki RTÜK nerede?
Bu yayınlar tekil sahneler değil,
sistemli, ısrarlı ve bilinçli bir içerik politikasıdır.
Bu Milletin İnancı Yok Sayılamaz
Bu ülkenin nüfusunun ezici çoğunluğu Müslümandır.
Bu millet, ahlakını İslam’dan alır.
Hayâyı, iffeti, merhameti kutsal bilir.
Ancak ekranlarda:
– Namaz kılan yok denecek kadar azdır
– Dindar karakterler ya yoktur ya da alay unsurudur
– İnanç, çağ dışı bir engel gibi sunulur
– İslami değerler bilinçli biçimde görünmez kılınır
Bu bir tesadüf değildir.
Bu bilinçli bir dışlamadır.
RTÜK’e soruyoruz:
İnancı aşağılayan yayınlar hangi “toplumsal sorumluluk” kapsamındadır?
Türk Ailesi Hedef Alınmaktadır
Türk toplumu aile üzerine kuruludur.
Anne-baba kutsaldır.
Evlilik ciddidir.
Sadakat esastır.
Ama dizilerde:
– Aldatma olağan
– Boşanma teşvik
– Aile içi saygı yok
– Anne ve baba figürü itibarsız
Bu yayınlar genç zihinleri zehirlerken, siz hangi gerekçeyle “ifade özgürlüğü” diyorsunuz?
Özgürlük;
toplumu çürütme,
nesli ifsat etme,
ahlakı yıkma serbestisi değildir.
RTÜK Bir Tabela Kurumu Değildir
RTÜK’ün görevi yalnızca ceza kesmek değildir.
RTÜK’ün görevi önlemek, korumak ve toplumu gözetmektir.
Anayasa açıktır.
Yayıncılık ilkeleri açıktır.
Milli ve manevi değerlerin korunması açıkça yazılıdır.
O hâlde soruyoruz:
– Bu kadar açık ihlaller neden “sınırda” kabul ediliyor?
– Neden sürekli aynı tür yapımlar onay alıyor?
– Neden ahlakı, aileyi, dini önceleyen diziler desteklenmiyor?
Bu Bir Kültür İşgalidir
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk’e Hitabe’de bu milleti uyarırken yalnızca silahlı düşmanı kastetmemiştir.
Bugün istiklalimize yönelen tehlike:
– Silah değil, senaryo
– Cephe değil, ekran
– İşgal değil, algıdır
Ve bu algı operasyonu kendi içimizden, kendi kanallarımızdan, kendi denetim mekanizmalarımızın zafiyetiyle yürütülmektedir.
Gençliğin Ahlaki Çöküşü Tesadüf Değildir
Bugün gençler:
– Şiddeti güç sanıyorsa
– Ahlakı yük görüyorsa
– Haramı normal kabul ediyorsa
Bunun sebebi okuldan önce ekrandır.
RTÜK bu gerçeği görmezden gelemez.
Açık ve Net Taleplerimizdir
RTÜK’ten beklenen şudur:
Şiddeti, suçu, ahlaksızlığı merkezine alan dizilere gerçek ve caydırıcı yaptırımlar
Aileyi, dini ve milli değerleri aşağılayan içeriklere sıfır tolerans
Ahlakı, ilmi, fedakârlığı ve tarihi anlatan yapımlara teşvik ve destek
“Reyting” bahanesiyle yapılan her ihlale karşı net bir duruş
Unutulmamalıdır ki:
Nesiller bozulursa devlet ayakta kalmaz.
Ahlak çökerse hukuk da çöker.
İman zayıflarsa millet çözülür.
RTÜK ya bu milletin yanında duracaktır
ya da tarih önünde “seyirci kalanlar” arasında anılacaktır.
Bu mektup bir tehdidin değil,
bir vicdanın ve bir uyarının belgesidir.
Gereğini yapmak sizin sorumluluğunuzdur.
































