Öncelikle, bugün Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapan Sayın Yusuf Tekin’e teşekkür etmek isterim. Eğitim camiasının içinden gelen, Türkiye’nin milli, manevi ve kültürel değerlerine önem veren bir bakan olarak kendisini son derece başarılı buluyorum. Türk milletinin ruhuna uygun bir eğitim anlayışını savunması, bizlere umut veriyor. Çünkü eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; milletin karakterini ve geleceğini inşa etmek demektir.
Atalarımız ne güzel söylemiş: “Ağaç yaşken eğilir.”
Bu söz, sadece bir nasihat değil, bir eğitim felsefesidir. Çocuğun karakterinin, ahlakının, düşünme biçiminin ve hayata bakışının küçük yaşlarda şekillendiğini anlatır. Bugün bu sözün ışığında, Türkiye’deki eğitim sisteminin yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum.
Eğitim Süresinde Yeni Bir Yaklaşım: 4 + 3 + 3 + 3 Modeli
Uzun yıllardır uygulanan mevcut sistem; ilkokul 4 yıl, ortaokul 4 yıl, lise 4 yıl, üniversite 4 yıl şeklinde sürüyor. Ancak, zaman değişti, dünya değişti, Türkiye’nin ihtiyaçları da değişti. Artık eğitim sistemimizi çağın gereklerine ve toplumun yapısına uygun şekilde yeniden düzenlemenin zamanı geldi.
Yaptığımız birçok görüşmede eğitim camiasındaki değerli hocalarımız da benzer bir noktaya dikkat çekiyor: Eğitim süresi daha dengeli, daha verimli ve daha insani bir yapıya kavuşmalı.
Bunun için önerim şu:
-
İlkokul: 4 yıl
-
Ortaokul: 3 yıl
-
Lise: 3 yıl
-
Üniversite: 3 yıl (bazı bölümler 4 yıl olabilir)
Bu sistemle, gençlerimiz hem daha erken yaşta hayata atılabilecek hem de bilim, teknoloji ve değer eğitimini daha genç yaşta özümsemiş olacaklardır. Üstelik, bu düzenleme yalnızca eğitimde değil, toplumun bütün yapısında bir denge sağlayacaktır.
Milli ve Manevi Temeller Üzerine Bir Eğitim
Bir ülkenin kalkınması için yalnızca teknik bilgi yeterli değildir. Manevi ve kültürel kimliğini kaybeden bir eğitim sistemi, kimliksiz bir gençlik yetiştirir. Bu nedenle, eğitimde Türk kültürü, milli ahlak ve maneviyat temel alınmalıdır.
Yusuf Tekin’in bu konuda attığı adımlar, “yerli müfredat, milli değer” anlayışıyla uyumludur. Çocuklarımızın zihinleri kadar gönüllerine de hitap eden bir eğitim, geleceğin Türkiye’sini şekillendirecektir.
Bu yaklaşımın bir diğer faydası da gençlerimizin hayat planlamasında ortaya çıkacaktır. Daha kısa, verimli ve hedefe yönelik bir eğitim süreci sayesinde gençler:
Daha erken yaşta evlilik ve aile hayatına adım atabilir,
İş dünyasına genç yaşta atılarak üretime katkı sağlar,
Askerlik ve meslek yaşamı gibi sorumluluklarını zamanında yerine getirir.
Yani eğitim sadece diploma üretmez, hayat bilinci ve toplum aidiyeti üretir.
Külfeti Az, Kazancı Büyük Bir Model
Uzun süren eğitim hayatı hem öğrenci hem de aile için ciddi bir maddi ve psikolojik yük haline gelmiştir. Bugün birçok genç, mezun olduğunda hâlâ “hayata geç kalmış” hissiyle karşı karşıya kalıyor.
Yeni sistemle bu külfet azalacak; gençlerimiz daha dinç, üretken ve motive bireyler olarak hayata atılacaktır.
Üniversitelerde 2 ve 4 yıllık programlar yerine, 3 yıllık ortak bir yapı oluşturulabilir. Uygulamalı, proje tabanlı ve milli kültür temelli bir eğitim modeliyle Türkiye, kendi gençliğini yeniden tanımlayabilir.
Ve diyorumki : Ağaç Yaşken Eğilir, Gelecek Gençken Kurulur
Eğitim, bir milletin kaderidir.
Bugün atılacak her adım, yarının Türkiye’sini belirleyecektir.
Bu nedenle, “Ağaç yaşken eğilir” sözünü yeniden hatırlayarak çocuklarımızın karakterini, bilgisini, ahlakını ve yeteneğini doğru yaşta şekillendirmeliyiz.
Eğitimde yapılacak bu düzenleme, sadece bir müfredat değişikliği değil; Türkiye’nin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır.
Sayın Yusuf Tekin ve ekibinin bu yönde adımlar atacağına yürekten inanıyor,
milli ve manevi değerlere bağlı, üretken, özgüveni yüksek bir nesil için bu sürecin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Unutmayalım:
Bir milletin gücü, sınıflarında yeşeren genç zihinlerden doğar.
HİCRETHABER//AHMET CEKİN