14 Mayıs ve bugün, hızla devam eden son kanlı hadiseler ortaya koydu ki, İsrail, Amerika ve Haçlı Avrupasının sevk ve idaresinde bulunan bölücü ve paralel hıyanetlerin biricik ümidi, emeli, kastı ve hedefi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı biran evvel iptal ve imhadır.
Mahalli ve yabancı hıyanet mihrakları için Cumhurbaşkanımız Erdoğan nefret kutbu değil, aşılması asla mümkün olmayan bir korku dağıdır. Ve bu dağı açık net ve mert bir mücadele ile aşabilmek bugün onlar için muhal görünmektedir...
Mert mücadele yolunda ümitleri tükenmiş paralel ve bölücü hıyanetle yabancı düşman mihraklarının tek şansı ve imkânları kalıyor ki, bu da Hz. Musa Peygamberden beri israiloğullarının, asırlardır devam edegelen Haçlı Avrupasının ve iki yüzyıldır dünya sahnesinde boy gösteren Amerika'nın çok iyi bildiği ve başarı ile takbik ettiği iki yüzlülük, kalleşlik ve sinsilikle oyun çevirmek, tuzak kurmak ve arkadan vurmak kahpeliği...
Bugün 84 milyona hakim bulunan kanaat Erdoğan'a nefret değil, Erdoğan sevgisidir... Doğru bakan, doğru gören ve doğru karar veren soylu milletimiz, işte bunun için 14 Mayıs dahil son bir düzinelik seçimlerin tamamında Erdoğan'a olan sevgisi ile hareket etmiş ve ve 14 Mayıs seçimlerindeki Erdoğan'ın müsbet tesiri, en az yüzde 4'lük bir oy artışı temin etmiştir...
Tanzimattan bugüne, her meselede, içimizden satılık hainler devşirebilmiş Vahşi Haçlı Batı ve İsrail, Erdoğan korkusundan kurtulabilmek ümidi ile, içimizdeki cümle paralelci, bölücü ve komprador solcuları, Okyanus ötesi Boa yılanının ve Kandildeki çıyanların emrinde istiflemiş bulunuyor...
Kısaca Vahşi Batı diyebileceğimiz harici düşmanlarımız Erdoğan'a neden düşman olduklarının farkındadırlar... Zira Erdoğan, Türkiyede Müslümanların elinden bir asra yakındır alınmış Kur'anı Kerimi soylu milletimize iade ekmek azmini ve cesaretini cihana göstermiştir...
Tanrı uludur'u Allahu Ekber'e döndüren şehidimiz Adnan Menderes merhumun akibetine rağmen, Erdoğan kefenini boynuna doladı, yola koyuldu, durmadı, dinmedi ve dönmeden ilerelemeye devam ediyor...
Bir zamanlar Cumhurbaşkanlarımızın makam koltuklarına Siyon yıldızı nakşedilir ve bir şekilde yabancı efendilerimize duyurulmak üzere gazetelerde haberleştirilirdi... Bugün Cumhurbaşkanlığı Sarayında, Kur'an var, ezan var, mescit var ve eski Türk Devletlerimizin sembolleri vardır...
Bugün Türkiye’de 20 seneden beri para var, ticaret var, alışveriş var, kısmet bolluğu var, bereket var, artık dev eserlerimiz var denizin ve toprağın altında yollarımız, tünellerimiz, barajlarımız, havaalanlarımız, katlı köprülerimiz, dünya birincilerimiz var, dünyada en büyüklerimiz var... Nükleer'lerimiz papatya misali boy vermektedir...
IMF ve Dünya Bankası'nın azad kabul etmez kölesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şimdi onlara ve yabancı devletlere borç verebiliyor, yardım ediyor... Erdoğan devrinde, Türkiye, Yüce Osmanlı misali, kimsesizlerin kimsesi, çaresizlerin çaresi, mazlumların ümidi olmaya başadı... Hem İslâmla, hem refah ve bereketle, hem cesaretle, hem mücadele ile tanıştık...
Nefret edilen, zayıf olur, şahsiyetsiz olur, akılsız olur... Korkulan kuvvetlidir, diridir, kudretlidir, cesurdur, gözü pekdir, akıldır merhametlidir, iş bitiricidir, lider ruhludur, isabetlidir, azimlidir…
Erdoğan, Okyanus ötesi Boa Yılanını tesirsiz hale getirmeye başlamış ve hayli mesafe almıştır. Kandil çıyanlarının üstüne Mehmetçiğin çelik kanatlarından püsküren ölüm dalışlarının gerçekleşmesi ise, Devlet, Millet, Ordu bütünlüğünün tarihi ilanının bir kere daha teyididir.
Türkiye’deki Müslümanların gözleri 14 Mayıs şefkat tokadı ile açılabildiyse, gevşeklik, sersemletici refah ve rahatlık yerini dikkate ve daimi teyakkuza bırakabildiyse, su uyusa bile hıyanet ve düşmanın asla uyumayacağı 14 Mayıs ’da görüldü ve anlaşıldı ise, Cami, Kur’an ve secde ihmali son buldu ise, birleşme, başladı ise… Müslümanlarda 14 Mayıs suçlusu aramak ve vebalden sıyrılmak telaşı yerine, elele, gönül gönüle olmanın gayret ve azmi baş gösterdi ise, her zaman ve her seçimde yaşasın ümit, kahrolsun ye’s…
Sandığa atılan her oy, İsraile, Amerikaya Vahşi Haçlı Batıya, Paralel ve Bölücü hıyanetlere, yokluğa, fukaralığa, acze, çaresizliğe ve zillete atılan birer kurşun, birer bombadır. Sandık ve Mühür silahını pek doğru ve isabetli kullanmalı ki, Müslümanlar yerli ve yabancı hıyanetin kurşun ve bombalarına artık maruz kalmasınlar…
Bugün Erdoğan ve Davutoğlu nimetleri ile teçhiz edilmiş Türkiye Müslümanları, ellerindeki bu fırsatı iyi kullanırsa abad, kullanmazlarsa berbat olabilirler… Müslümana abad olmak yakışır. Ayrıca berbat olmayı tercih edenlerden Allah iki cihanda da hesap soracaktır…
Recep Tayyip Erdoğan gerçeğini önce Türkiye’deki Müslümanlar doğru kavramalıdır… Sandıkta da birleşerek, bütünleşerek, betonlaşarak ve Saadetle felaketin yol ayrımında bulunduğumuza dikkat kesilerek… 2023 milli hedefimizi bir an olsun unutmayarak…



































