Atatürk ve Cumhuriyet ile hesaplaşalım mı bütünleşelim mi?
Atatürk ve Cumhuriyet ile savaşalım mı barışalım mı?
Mustafa Kemal Atatürk’ü cezalandıralım mı af mı edelim?
Her insan gibi Atatürk’ün de hataları vardır.
Atatürk’ün yaptığı hataları tartışabiliriz.
Atatürk devletimizin kurucu liderlerinin başında gelmektedir.
İyi yönleriyle, kötü yönleriyle, yanlışlarıyla, uygulamalarıyla eleştirebiliriz.
Atatürk artık günahlarıyla, sevaplarıyla ahirettedir.
Hesaplaşma yolunu seçersek, zaman kaybederiz.
İç barışımıza zarar veririz.
Atatürk’ü affederek yolumuza devam edebiliriz.
Aleviler Atatürk’ü afetti ve cumhuriyetle bütünleşti.
Sünniler ve Kürtler de Atatürk’ü affederek, cumhuriyet ile bütünleşebilir.
Cumhuriyet İslam dinine aykırı bir durum da değildir.
Atatürk’ü affetmeyi öneriyorum.
CHP İslam ve Osmanlı ile barışmalı.
Diğer kesimler de Atatürk ve Cumhuriyet ile barışmalı.
Asgari müştereklerde uzlaşıp birleşmeliyiz.
Atatürk’ü doğrularıyla, yanlışlarıyla, … olduğu gibi kabul etmeliyiz.
Atatürk’ü bir tanrı olarak değil, bir insan olarak değerlendirmeliyiz.
Atatürk’ü tanrılaştırmamalıyız.
*
Atatürk ve Cumhuriyet ile hesaplaşalım mı bütünleşelim mi?
CHP ve CHP zihniyeti, milli bayramlara hep mesafeli durmuştur.
Dini bayramlarını kutlamayan milletler, milli bayramlarını kutlayacak VATAN bulamazlar.
CHP zihniyeti İslam değerlerine hep mesafeli duruyor.
Bunun son örneğini 23 Nisan kutlamalarında yine gördük.
23 Nisan törenlerinde CHP yine yaptı yapacağını.
Kendi tarihine sırt çevirdi.
Mehter marşına sırt çevirdi.
Oysa Yunan Sirtakisini oynayabiliyorlar.
CHP Yunanlaşmayı Osmanlıya tercih edebiliyor.
Yunan dansını yapıyor ama mehter marşını dinlemiyor bile.
Hatta sırtını dönerek kendi tarihini protesto ediyor.
Yunan Sirtaki dansını yapıyorlar ama mehter müziği çalınca kendi tarihlerine sırtlarını dönüyorlar.
CHP yozlaşmış ve asimile olmuştur.
Kendi tarihine düşman olmuştur.
Tarihine sırt çeviren bir partinin, Türkiye’nin geleceğinde hiçbir yeri yoktur.
*
Meclis-i Mebûsan Bayramı
İlk Meclisin açılması demokrasi Bayramı olarak kutlanabilir
Tarihimizde meclisler var.
Meclis-i Mebûsan geçmişimiz var.
Ama ilk meclis açılışımızı bir bayram havasında kutlamıyoruz.
1. Meclis 23 Aralık 1876 yılında açıldı.
2. Meclis 13 Aralık 1877 yılında açıldı.
3. Meclis 23 Nisan 1920 yılında açıldı.
İlk meclis BMM’nden 44 yıl önce açılmış.
Biz sadece 23 Nisan tarihini kutluyoruz.
2027 yılında ilk meclisin de 2. Meclisin de açılma tarihleri bir bayram havasında kutlanmalıdır.
Osmanlı bayraklarıyla kutlanmalıdır.
Türkiye’nin demokratikleşme tarihi 23 Nisan 1920’de değil, 23 Aralık 1876 yılında başlamaktadır.
Hatta 1876’da önce başlamaktadır.
Mesele seçim ise, Hz. Osman (R.A.) seçim ile Halife olmuştur.
İslam Tarihinde ŞURA vardır. Seçim vardır.
İslam tarihinde halk oylaması (biat) vardır.
***
Holokost mahkemelere taşınmalıdır
Nasıl ki "Ermeni soykırımı" iddiaları "uluslararası bir yalan" ise, Holokost olarak adlandırılan "Yahudi Soykırımı da uluslararası bir yalandır."
Doğu Perinçek nasıl ki Ermeni soykırımı iddialarını mahkemeye taşıyarak sonuçsuz bırakmışsa, aynı süreci Holokost için de işletebilir.
Doğu Perinçek, "Ermeni soykırımı" iddialarını "uluslararası bir yalan" olarak nitelendirerek reddetmişti ve bu görüşünü İsviçre'de dile getirdiği için de ceza almıştı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Perinçek'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiş ve İsviçre'yi mahkûm etmişti.
*
Perinçek-İsviçre Davasının Özeti:
2005 yılında Lozan'da düzenlenen bir basın toplantısında Doğu Perinçek, Ermeni soykırımı iddialarını "uluslararası bir yalan" olarak tanımladı.
İsviçre Federal Mahkemesi, bu açıklamaları 2007 yılında "Ermeni soykırımını inkar" gerekçesiyle suç sayarak Perinçek'e ceza verdi.
AİHM Süreci (Perinçek-İsviçre Davası): Perinçek'in İsviçre'yi AİHM'e taşıması sonucu, mahkeme 2015 yılında Perinçek'i haklı buldu.
AİHM Kararı: AİHM Büyük Dairesi, Perinçek'in açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna ve İsviçre'nin bu özgürlüğü ihlal ettiğine karar verdi. Karar, "soykırımın inkarının" her durumda suç sayılamayacağını vurguladı.
AİHM: Doğu Perinçek'e soykırım inkarı cezası verilmesini yanlış buldu.
Aynı süreç Holokost için de işletilebilir.
Türkiye, Doğu Perinçek üzerinden bu süreci başlatabilir.
Dünya insanlığına yapılacak en büyük hizmetlerden biri olacaktır.
Holokost’a karşı düşünce ifade etmek suç olmaktan çıkarılmalıdır.
Bütün dünya bugün buna hazırdır.
İsrail her yönüyle bütün dünyada yalnızlaştırılmalıdır.
***
Hedef Suudi Arabistan petrolleri mi?
Hedef petrol ise, sırada Suudi Arabistan var demektir.
Hedef nükleer silahlar, milli savuma, SU, ... ise, sırada Türkiye var demektir.
İran'dan sonra sıra Türkiye'de mi yoksa Suudi Arabistan’da mı?
Bundan böyle Türkiye ile mi uğraşacaklar, yoksa öncelik Suudi Arabistan'a mı verilecek?
Dünya petrol ambarı olan Suudi Arabistan'ı öne çekebilirler.
İran petrolünden sonra sıra Suudi Arabistan petrolüne gelecek gibi görünüyor.
ABD-İsrail-İngiltere ŞEYTAN üçgeni ittifakı, Suudi Arabistan'ı işgal edebilir.
İran petrollerini kontrol altına aldıktan sonra, Suudi petrolünü de kontrol altına almaya çalışacaklar.
Petrolü garantiye aldıktan sonra, sıra suya gelecek.
Türkiye’nin su kaynaklarına göz dikecekler.
*
Sykes-Picot Petrol Anlaşması
Petrol anlaşması ve paylaşımı var büyük güçler arasında.
Şuana kadar gözlemlediğimiz kadarıyla büyük güçler birlikte hareket ediyor.
Aralarında gizli anlaşmalar yaptıkları görülüyor.
İran, Venezuela, Suudi Arabistan, ... petrolleri ABD, ÇİN, İngiltere, ... ve Rusya arasında paylaşılacak.
İran petrollerinden sonra sıra Suudi Arabistan petrollerine de gelecek.
İşgal sırası Suudi Arabistan'da
*
İslam dünyası ve mazlumların şemsiyesi Türkiye
Türkiye güçlenmediği müddetçe, İslam dünyası da dünya mazlumları da batı etkisinden kurtarılamaz.
ABD, Rusya, ÇİN, İngiltere, … gibi güçler İslam dünyasında cirit atıyor.
Türkiye güçlendikçe İslam dünyası emperyalizmden temizlenecektir.
İslam dünyası Türkiye ile birlikte hareket etmek zorundadır.
İran çok büyük bir hata yaptı.
Türkiye’yi devre dışı bırakmaya çalıştı.
Türkiye’nin uluslararası alanda ön planda olmasını istemedi ve kaybetti.
Diğer İslam ülkeleri bundan ders çıkararak, Türkiye çatısı altında toplanmalıdır.
Bütün İslam ülkeleri, Suriye’nin Türkiye ile ilgili izlediği strateji ile hareket etmelidir.
Türkiye-Suriye modeli, bütün İslam ülkelerine örnek olmalıdır.



































