Türkiye siyasetinin dilinden düşmeyen bir kavram: Hak, hukuk, adalet... Hele son yıllarda, muhalefetin özellikle de Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bu kavramları dillerine pelesenk ettiklerine şahit oluyoruz. Miting kürsülerinde, grup toplantılarında, basın açıklamalarında sürekli tekrar edilen bu üçlü; gerçekten samimi bir arayışın mı ifadesi, yoksa sadece siyasî bir argüman mı?
Bu sorunun cevabını aramak adına, gelin hafızamızı biraz tazeleyelim.Bir kaç Örnek vereyim:
Adnan Menderes Asılırken Neredeydiniz?
1960 darbesiyle başbakanlık koltuğundan indirilen ve mahkeme kararıyla idam edilen merhum Adnan Menderes’in acı dolu hatırası hâlâ yürekleri sızlatıyor. “Hak, hukuk, adalet” diyen CHP yönetimi, o gün neredeydi? O dönem darbenin arkasında duran, mahkemeleri meşrulaştıran ve sessiz kalan siyasî figürlerin çoğu CHP saflarındaydı. Menderes’in mezar taşına bugün çelenk koyanlar, o günkü utancın ortağı olduklarını unutmasınlar.
Bediüzzaman Said Nursî’nin Mezarı Bile Yok Neredeydiniz?
Yalnızca fikirlerinden ötürü ömrü sürgünlerde geçen Bediüzzaman Said Nursî, vefatından sonra bile huzura eremedi. Mezarı dahi sır gibi ortadan kaldırıldı. Düşünce özgürlüğü diyenler, dinî kanaatlerini ifade eden insanlara hayat hakkı tanımayan uygulamalara sessiz kaldılar. Neredeydiniz CHP? Hak mı arıyordunuz, yoksa sadece belirli düşünceler için mi adalet istiyordunuz?
Refah Partisi Kapatılırken Neredeydiniz?
Suçsuz yere, salt ideolojik gerekçelerle kapatılan Refah Partisi... Seçmen iradesi yok sayıldı. Türkiye’de milyonlarca insanın temsil hakkı elinden alındı. Bugün demokrasi diyenler, dün halkın iradesine müdahale eden vesayet sisteminin paydaşıydılar. O zaman da hak, hukuk ve adalet vardı, ama yine susmuştunuz. Neredeydiniz?
28 Şubat Darbesi: Sessiz Ortaklar
“Postmodern darbe” olarak tarihe geçen 28 Şubat süreci, sadece siyasî partilere değil, toplumun inançlı kesimlerine yönelik sistematik bir sindirme hareketiydi. Başörtülü kadınlar üniversite kapılarında gözyaşı dökerken, nice insan işinden oldu, fişlendi. CHP o gün ne yaptı? O gün inanç özgürlüğünü savunmadınız. Aksine, “laiklik elden gidiyor” korkusuyla baskıcı politikaların arkasına sığındınız.
15 Temmuz’da Millet Meydanlardaydı, Siz Neredeydiniz?
Tankların sokağa çıktığı, uçakların Meclis’i bombaladığı o karanlık gecede milyonlarca vatandaş sokaklardaydı. Vatanı için canını feda edenler vardı. Peki siz neredeydiniz? O gece "kontrollü darbe" diyerek, milletin şehadetine gölge düşürmeye çalıştınız. Hak, hukuk, adalet mi? O gece milletin iradesine sahip çıkanlarla saf tutmadınız.
27 Nisan E-Muhtırasında Demokrasi Sınavı
Askerî vesayetin dijital muhtırasına karşı durmak, herkesin görevi olmalıydı. Ancak yine suskunluk hâkimdi CHP cephesinde. Çünkü sizler için önemli olan “kimin hakkı çiğneniyor” sorusunun cevabıydı. Size benziyorsa haklı, benzemiyorsa susulacak… Bu mu adalet?
Başörtüsü Yasaklarında Siz Neredeydiniz?
Üniversite kapılarında başörtüsüyle okumak isteyen kızlarımızı yıllarca içeri almadınız. Devlet kadrolarında inançlı bireyleri dışladınız. Başörtülü olduğu için sınavdan elenen, işe alınmayan insanlar oldu. Şimdi dönüp “özgürlük” dersi veriyorsunuz. Vicdanlar bunu kabul eder mi?
Bugünlerdeki Yolsuzluk Haberleri: Adaleti Savunmak Bu mu?
Bugün elinizde birçok belediye var. Ne yazık ki her gün yeni bir yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük haberiyle karşılaşıyoruz. Yöneticilerinizin karıştığı olaylar, sadece iddia değil; belgelerle, tanıklarla, bazen de itiraflarla ortaya çıkıyor. Buna rağmen çıkıp “bizimkiler masum” demekle adalet sağlanmaz. Hak, hukuk, adalet diyen biri için önce aynaya bakmak gerekmez mi?
Adalet Herkese Lazım
Adalet; partilere, ideolojilere, inançlara göre değişmez. Hz. Ömer’in dediği gibi: "Adalet mülkün temelidir." Eğer gerçekten adaleti savunuyorsanız, bu savunmanız herkes için geçerli olmalı. Sadece işinize geldiğinde değil, işinize gelmediğinde de adaletin yanında olmalısınız.
Sayın CHP yöneticileri, artık bu ülkenin insanları size soruyor: Neredeydiniz?
Adalet için mi, yoksa çıkarlarınız için mi mücadele ediyorsunuz?
Cevabınız samimi olursa, bu millet sizi bağrına basar. Ama iki yüzlü bir adalet anlayışıyla sadece kendi mahallenizi savunmaya devam ederseniz, Ne Tarih sizi Affeder Ne de Halk.
































