Gençlerin eline kalem yerine silah, nasihat yerine uyuşturucu gibi zararlı maddeler tutuşturanların asıl hedefi ne o tıfıl çocuklar ve nede eğitimin yönetici mecralarıdır. Bu eylemleri yaptıran iblisler, tamamen provokatör ve şer mihrakların artıklarıdır. Yoksa hangi vicdan durup dururken o masum insanların canına kast eder? Velev ki bu çocuk yaştaki genç delikanlı dahi olsa, yine de böyle bir vahşiliğe hizmet etmez. Bu kanlı ellerin ardında her zaman olduğu gibi, yine karanlık mihrakların olduğu aşikardır. Bu zilleti aziz milletin değerli evlatlarına reva görenler, böyle bir onursuzluğu, alçaklığı ve kansızlığı yaşatanların asıl hedeflerinde eğitim ve öğretim değildi. Bunların asıl hedefi, kaos çıkararak ortalığı cehenneme çevirip hükümeti ve devleti yıpratmaktır.
Özellikle bu sene okullarda Ramazan etkinliklerin düzenlenmesi için hükümetin almış olduğu kararı, bazı kesimler haz etmedikleri gibi, birde rahatsızlıklarını ulu orta şiddetli bir şekilde sergilediler. Bu hinliğin dozunu o kadar abarttılar ki, dinimize hakaret edecek kadar alçaldılar. Tabii ki tek sebep bu değildi. Diğer nedenler arasında terör olaylarının azalması, okullarda dini eğitime ağırlık verilerek çocuklara tek tek önem gösterilmesi, Aşere-i Mübeşşere hükmünde olan ahlak ve görgü kurallarının her birine aşılanması ve en önemlisi de savunma sanayisindeki gelişmelerin hızla büyümesindeki gelişmeler, hem yerli hem de yabancı mihrakları iyiden iyiye çıldırtmıştı. Yapılan eylemlerde böyle bu hizmetleri engellemek içindi. Bunun için de ellerinden gelen her melaneti yaptılar ve halende yapmaya devam etme gayretindeler.
İşte tamda bunun için diyoruz ki; aile içi davranışlarda, mekteplerde ve yaşamın her ortamında daima gençlere iman şuuru nakş edilirse, hiçbir genç böyle bir vahşiliğe yeltenmez. Genç nesiller her ne kadar tez canlı olsalar, kanları deli aksa bile ve hatta cahil dahi olsalar, iman şuuru bir kalbe yoğunlaştığında, asla böyle bir şuursuzluğa tevessül etmezler. Vaktaki bir insan şuursuzca imansızlığa, ahlak yoksunluğuna itilirse, işte o gün işin cılkı çıktığının tescilli kanıtıdır. Şayet eğitimde, aile içerisinde ve hatta arkadaş ortamlarında iman ve ahlak şuuru ile beraber Allah korkusu da sevdirilerek nakş edilseydi kimse bugün böyle bir vahşiliğe maruz kalmayacaktı.
Bakınız ; ekonomi sektörü halen küresel sermayecilerin elinde olduğu için, şimdilik herkes atını meydanlarda istediği gibi cirit attırıyor ve faturayı da hükümete kesiyor ve kesmeye de devam ediyorlar. Tabi ki buda o şer mihrakların hoşuna gidiyor. Böyle iblislikleri yapan bütün provokatörlerin her şeyi planlı, projeli ve sistemli bir şekilde yaptıklarını görmekteyiz. Eğer biz Müslüman millet olarak dinimizin emrettiği doğrultuda ve gösterdiği istikamette yürür isek ciddi anlamda ülke olarak birçok başarıya imza atmış oluruz. Şer mihraklar her ne plan yaparlarsa yapsınlar hiçbir zaman ümmetin sırtını yere getiremeyeceklerdir. Yeter ki iman şuurumuz yerinde olsun. Oysaki asırlar boyu sancağı Muhammed-i’ye ye ev sahipliği yapan ve bu cennet vatanın Aziz ecdatları değil miydi? Şayet bizde o kıymetli ecdadın hayırlı evlatları olmak istiyorsak o zaman emri bil Maruf Nehy-i anil münker vazifemizi harfiyen yerine getirmemiz gerekir. Aksi halde ne genç nesil, nede din ve iman kalır.
Bakınız; şu ahir zamanda evlatlarımıza öyle sahip çıkmalıyız ki önce imanın şuurunu, sonrada ehli vicdan sahibi olmayı ve Allah’tan nasıl korkulduğunu öğretmemiz gerekir. Tıpkı Üstat Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerin zindanda iken yanında mahkûm olarak kalan azılı katil Kasap Tahir’in hidayete ermesine vesile olduğu gibi bizde gençlerimizin imanını muhafaza etmelerine çaba sarf etmemiz gerekir. Üstat Said'i Nursi Hazretleri o katile imanı, Allah’ı ve Resulü Ekrem Efendimiz Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâmı öyle bir anlatıyor ki, o kadar cinayeti olan adam bir tahta kurusunu öldürmeye imtina ediyor ve gidiyor üstada danışıyor hocam bu haşereyi öldürsem günaha girer miyim diye, sual ediyor. Şimdi bende sizlere soruyorum; biz evlatlarımızı böyle iman şuuru ile şiarlandırsak hiç böyle katliamlar yapılır mıydı? Hiç anasını, babasını veya ağabeyini, ya da konu komşusunu kesmeye cesaret eder mi? Veyahut yoldaki karıncayı dahi ezer miydi?
Bakınız; bir diğer önemli konu ise internet aracılığı ile ya da sosyal medyayı kullanarak veya TV kanalların aracılığı ile en derin hücrelerimize kadar özendirilen mafyacılık, cinayet, zina, kumar, fuhuş, sigara, uyuşturucu ve faiz gibi dinen büyük günah olarak sayılan her türlü günahların teşhirini yapmak ve bunları mubahmış gibi özendirici izlenimler bırakmak ciddi derecede zararlı durumlardır. Bunların durdurulması ve özendirilmesinin önüne geçilmesi artık farzı ayn hükmüne geçmiştir. Bu konular ekmek ve sudan önemli hale gelmiştir. Bunlar kaldırılmadığı sürece gelecekte bu ülkede doğru düzgün bir insanın bulunması dahi mümkün olmayacaktır. Onun için bir an evvel RTÜK’ün asli görevini yapması gerekir. Aksi halde ne gençlik kalacak, nede insanlık.
İla ahiri kelamımızın hulasasında yine bir dua ile makalemize son vereceğiz. Cenabı Allah cümlemizi şer mihrakların ve onların uşaklığını yapan yerli fitnebazların şerrinden Settar ismi hürmetine muhafaza eylesin. Allah, cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Selam ve dua ile huzur içinde sağlıkla kalın selametle efendim.
“SAYGILARIMLA VESSELÂM”



































