İnsan zihninin zindeliği,düşünce ve duygular arasında kurulan sağlıklı bir yönetimle sağlanabilir.Kişinin zihnini meşgul eden,”sevilmeyeceğim,değersizim,layık değilim,hayatımda her şey eksik,kusurluyum,eksiğim,yetersizim,başaramayacağım,yalnız kalacağım’’gibi düşünceler,insan vücudunu tehdit eden bir mikrop gibi,insan duygularını tehdit eder.Kaygı,korku,öfke,üzüntü gibi olumsuz duyguları artırır.Bu durumda kişi zihni ile sağlıklı dengeyi kuramaz.Bazen,kendini yatıştırabilmek için zararlı alışkanlıklara yönelerek bedenine,içindeki yaratılış hazinelerini unutarak ruhuna ya da çevresindeki insanlara zarar vererek ortamda oluşan düşüne ve duygu çöplüğünü temizlemeye çalışır.Oysa kir,kirle temizlenemez.
Hayatımızda tabiki olumsuz duygular ve düşünceler olacak.Çünkü,her şey zıddıyla bilinir.Sağlıklı bir zihin kişiye şunu fısıldar,her şey mükemmel olmak zorunda değil,bir şeyleri eksik de yapsan,bu yapamadığın anlamına gelmez.Ayrıca,bu hayatta değer görmek illa da koşullu olmak zorunda değil,hep aranan ve senden beklenen performansı göstermek zorunda değilsin,bazen koyman gereken bir sınır,tek başına seni değerli kılmaya yetebilir.
Bu sağlıklı düşünceler,kaygı.korku ve üzüntüleri azaltarak,kişinin ruhuna istikrar ve olgunlaşma,zihnine sükunet,vücudundaki hücrelere ise antioksidan gönderir.
İnsan bedeninin zindeliği,tıpkı insan zihninde olduğu gibi sağlıklı olmak için bir bir mücadele ve yönetimle kazanılır.Vucuda giren mikroplar,aslında bedenin güçlenmesi için bir uyarıdır,aynen olumsuz duygular gibi onları yok edemeyiz ama yönetmeyi vücudumuza öğretebiliriz.İnsanın sahip olduğu zararlı alışkanlıklar,(sigara,alkol,uyku problemleri,stres,zararlı çöp gıdalar v.b.)vücutta serbest radikaller denilen moleküllerin artmasına sebep olur.Kişi sağlıklı alışkanlıklar edinerek,bedende antioksidanları artırıp, bedendeki ihtiyaçtan fazla serbest radikallerin, oluşturacağı oksidatif stresi yönetebilir.Aynen, zihin de olumlu düşüncelere sahip olarak,ihtiyaçtan fazla artan olumsuz duyguları yönetebilir.Aslında beden ve zihin benzer ritimlerde hareket eder.
İnsan ruhu,tasavvufta,teolojide,islam dini ve psikoloji biliminde; ilerlemek,yükselmek,mertebe katetmek,olgunlaşmak,kemale ermek ve kendini gerçekleştirmek üzere tasarlanmıştır.Ruhsa güç;kişinin içinden gelen ve id dediğimiz arzu ve isteklerin,süperogo,denilen ahlaki ilke,kural ve vicdani yargıların ego tarafından yönetilmesi ve dengelenmesi ile kazanılır.Yani ruhsal yapıda da bir yönetim vardır.Ego bazen ağır basan arzuları,vicdan hissini baskılayarak gerçekleştirir,bu durum tekrarlarsa kişi de id tarafı ağır basarak,daha çok arzulara göre yaşamaya başlar.Bu durumda ruh,kendini gerçekleştirmekten uzaklaşarak,doyumsuz ve bağımlılık içinde çöküşe doğru gider.Aynen,bedenin serbest radikallere teslim olması ya da zihnin olumsuz düşüncelere mahkum olması gibi aynı yönde ilerler.Ruhun olgunlaşması,güçlü bir yönetime sahip ego kapasitesi ile mümkün olur.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki insan;beden,zihin ve ruh olarak hep bir mücadele ve iyiyye doğru ilerleme halindedir.Bu üçlü yapı,birbiriyle bağlantılı ve benzerdir.Bağlantılıdır,çünkü sağlıksız duygu ve düşüncelerin olduğu bir zihnin sahip olduğu bedende,serbest radikaller de artar.Ayrıca,hep arzu ve istekleri için yaşayan bir ruh,sağlıklı duygu,düşünce ve bedene sahip olamaz.Güçlü insan,inançlı ve ahlaki değerlere sahip bir ailede büyüme,sağlıklı bir sinir sistemine sahip olma,zararlı alışkanlıklardan uzak durma,sağlıklı beslenme,zihnini olumsuz düşüncelerden arındırma gibi bir çok bileşenlerle oluşabilmektedir.Tabi mükemmel güçte bir insan olmak asıl ulaşılması gereken değil,çabalayan ve elinde olanlarla en iyisini yapmaya çalışan insan modeli,insana verilmiş görevin en itidalli ve yeterli sonucudur.



































