Suriye Füzelerle Vurulurken Sevinen İslamcılar!
Reklam
Reklam
M.Necip YAVUZER

M.Necip YAVUZER

Suriye Füzelerle Vurulurken Sevinen İslamcılar!

19 Nisan 2018 - 08:48

Suriye Füzelerle Vurulurken Sevinen İslamcılar!

Birçok önemli dünya liderlerin bu saldırıyı kınamaları ve kabul etmemeleri karşısında İslami bir kökenden gelen R.Tayyip Erdoğan ve partisinin kurmaylarının bu saldırıyı desteklemeleri akıllara durgunluk verecek niteliktedir.

 

Özlü Söz: Sen, dinlerine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar. (Bakara Suresi 120. Ayet)

ABD, Siyonizm ve diğer emperyalist güçler için asıl önemli mesele İslam coğrafyasında Müslümanların Kuran'a dönüş hareketleridir. Çünkü çok iyi biliyorlar ki eğer Müslümanlar Kuran'a dönüş yaparlarsa onların sömürü zulüm ve katliamları son bulacaktır. Haliyle buna müsaade etmezler ve ellerinden geldiğince bunu önlemeye çalışacaklardır.

Bunun yanı sıra İsrail’in güvenliği ve sömürülerini devam ettirebilmek için enerji kaynaklarına sahip olma arzularını da en önemli stratejilerinin başında gelmektedir. Bundan dolayı ABD İslam coğrafyasında kurduğu dostluk, müttefiklik ve strateji ortaklık sayesinde birçok üs inşa ederek emellerini bu bağlantılarla sürdürmektedir.

Özellikle Büyük Ortadoğu Projesi'ni hayata geçirebilmek için adım attığı günden bu yana İslam coğrafyasında kan akmakta ve savaşlar bitmemektedir. Elbette ki ABD’nin bu istemlerine çanak tutan sözde İslami devletlerin varlığı, işi bir dünya savaşı boyutlarına kadar getirmiştir.

Malum olduğu üzere Suriye’de 15 Mart 2011’de başlatılan savaş bugüne kadar devam ediyor. Kimse Suriye’de savaşın neden başlatıldığı üzeride fazla durmuyor. Tek bildikleri şey Esad’ın halkına zulmettiği için bu savaş başladı yalanıydı. Oysa zalim liderlerin zulümleri masaya yatırılsa kimse İsrail’in zalimliğinin önüne geçemez. Demek ki bu yalan üzerine kurulmuş bir bahaneydi. O halde asıl sebebini bilmek gerekiyor ki meselenin özü anlaşılsın.

Meselenin özü şudur; 1979 yılında İran İslam İnkılâbı gerçekleştiğinde bütün dünya ülkeleri İran ile diplomatik ilişkilerini ABD ve İsrail’in baskısıyla kestiler. İki ülke bu baskılara bakmadan İran’a kapılarını açtılar. Bu ülkeler Suriye ve Cezayir’di. İran, Suriye üzerinde bütün diplomatik münasebetlerini yürüttü. Zor zamanda İran’a kapılarını açan Suriye ile iyi ilişkiler kuruldu. Suriye üzerinden Lübnan’da Hızbullah kuruldu ve silahlandırıldı. Askeri bir eğitim neticesinde Hızbullah'ın eli güçlendirildi.

İran, inkılâbını gerçekleştirdiğinde hedefine Büyük Şeytan Amerika ve Siyonist İsrail’i koymuştu. Kendisine saldırıların yapılacağını hesap eden İran, Suriye’de caydırıcı bir güç olarak Hızbullah'ı kurdurdu ve güçlendirdi. Bundan dolayı ABD’nin hedefinde Suriye bu olaydan dolayı vardı…

ABD, AKP’yi destekleyerek iktidara gelmesini sağladıktan sonra Suriye’de Beşar Esad’ın kendi saflarına geçmesi için R.Tayyip Erdoğan’ı arabulucu olarak gönderdi. Esad’ın kabul etmemesi sonucunda 2011 yılında Suriye’de savaş başlatıldı.

Şimdi Suriye rejimi kimyasal silah kullanıyor diye füzelerle ABD, Fransa ve İngiltere tarafından vuruldu. Geniş bir yankı uyandıran bu saldırı üzerine çeşitli açıklamalar yapıldı. Vuracağım… Vuruyorum… Ve vurdum demenin ardından oynanan bir tiyatro var. Çünkü vurulan yerlerin önceden boşaltıldığı söylenmesi ABD ve Rusya arasında danışıklı bir dövüşün sahnelendiği dile getirildi.

Her ikisinin de enerji kaynaklarına ve o coğrafyada üs kurma peşinde olduğu artık bilinen bir gerçek. Fakat en şaşırtıcı olanı ise Türkiye’nin tutumuydu. Saldırının ardından gerek AKP kurmayları gerekse CB’nı Erdoğan’ın bu saldırıyı destelemeleriydi. Çünkü CB’nı Erdoğan Rusya ve İran ile Suriye konusunda bir üçlü bileşeni kurmuştu.

Dış siyasette bu kadar gri bir renk verme ve istikrarsız bir yol izleme AKP iktidarının pusulayı şaşırdığının göstergesi olarak yorumlandı. Fetö olayından sonra ABD ile araları limoni olan CB’nı Erdoğan’ın bu saldırıyı desteklemesi hayli şaşırtıcı oldu. Tabi haliyle eleştirilerinde odak noktası oldu.

Saadet Partisi Gnl. Bşk’nı T. Karamollaoğlu ABD, İngiltere ve Fransa tarafından Suriye’ye yönelik gerçekleştirilen bombardımanına yönelik “Bir takım bahanelerle Suriye’ye yapılan saldırı hepimizi derinden üzdü. Bu saldırıyı tasvip etmek mümkün değil. Amerika’nın sicili bozuk” dedi.

Bu saldırıya destek olmanın daha büyük gaflet olduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, “Bunu bir defa yaşadı bu arkadaşlar, Irak’a müdahale edilirken, Amerika’ya destek verdiler. Arkasından ne çıktı peki Irak’ta kitle imha silahı yokmuş bizi aldatmışlar dediler. Kim? Amerikalılar. Ama Amerika hedefine ulaştı çünkü 1,5 milyon Iraklı Müslüman’ı katletti. Irak bölündü parçalandı. O günden bugüne bir türlü toparlanamadı toparlanamıyor. Neden? Çünkü Amerika’nın ve Siyonizm’in eli onların üzerinde! Arkasından sıra Suriye’ye geldi. Suriye’ye bugünkü hükümetin müdahalesinin tek bir sebebi vardır. Amerika Cumhurbaşkanı ‘Esat yürüyen bir cesettir’ dedi ondan dolayı. Liderleriyle dostluk kurduğu Suriye’ye saldıracak olan herkesi destekledi. Bir kampta yer aldı” diye konuştu.

Suriye’de savaşın nerdeyse sona erme aşamasına geldiği bir dönemde Suriye hükümetinin elinde bulunan bir bölgede kimyasal silah iddialarının ortaya atıldığını hatırlatan Karamollaoğlu, şöyle devam etti:  “Aslında benim samimi kanaatim Suriye hükümetinin yapmış olma ihtimali sıfıra yakındır. Çünkü böyle bir şeyi yapmak kendi hâkimiyetindeki bulunan bir bölgede yapmak hakikaten aptallıktır ahmaklıktır. Bunu yapabilecek olan tek bir ülke vardır o da İsrail’dir. Şu bilinmeli ki bu saldırılardan tek faydalı çıkan ülke İsrail’dir. Amerika da amacına ulaşmıştır. Ama Fransa nerden çıktı da aynı Libya’daki gibi ‘ben de varım’ diyor ya. Zıp çıktı gibi her yerden çıkıyor. Fransa’nın özelliği İslam düşmanlığında herkesten ileriye gitmiştir. Afrika’da uyguladığı zulüm dünyanın başka bir yerinde emin olun uygulanmamıştır. Ama gelin görün ki bu hükümetin mantığını anlamak mümkün değil. Bu ne biçim mantıktır ki hem kandil gecesi yapılan bir saldırıyı nasıl uygun görebilir nasıl anlayışla karşılayabilir. Allah’tan korksunlar. Emin olun mazlumların ahı bu hükümeti yakacak.”

Bu arada ABD ve müttefiklerinin Suriye'ye saldırısının ardından Wikileaks, Suudi Arabistan'a ait kritik bir belgeyi yeniden yayımladı. Wikileaks'in sosyal medya hesaplarından yayımlanan belgede Suudi Arabistan'ın Suriye'ye ilişkin uzun vadeli stratejisi anlatılıyor. Belgeye göre Suudi Arabistan "mümkün olan tüm araçlarla" Suriye'de rejim değişikliği hedefliyor, buna karşın Suudilerin en büyük çekincesinin Rusya'nın karşılık vermesi olduğu görülüyor.

Buradan da anlaşılıyor ki Suudi rejimi, ABD’nin stratejisi doğrultusunda hareket ederek Suriye rejiminin yıkılıp kendisi gibi ABD uzantısındaki rejimin kurulmasından yanadır…

CB’nı Erdoğan “rejimin cevapsız bırakılması elbette düşünülemez, operasyonu doğru buluyorum” derken, Binali Yıldırım da operasyonu olumlu bulduğunu söyledi ve ABD saldırısının gecikmesinden şikâyet etti! Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’da “çoktan müdahale edilmeliydi” demesi AKP kurmaylarının bugüne kadar Rusya ve İran ile yaptıklarının boş bir balon olduğunun ispatıydı.

İslamcı ve aynı zamanda Mavi Marmara olayında rol alan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım’ın açıklaması utanç verici nitelikteydi: “ABD, İngiltere ve Fransa tarafından atılan füzeler içimizi serinletmedi. Çok az vuruş yapıldı, tesisler yok edilemedi.”

Türkiye’deki AKP eliyle Amerikancı İslam’a ısındırılan radikallere karşılık dik duran bir ses ve dik duran biri vardı o da Venezüella devlet başkanı Nicolas Maduro idi. Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'ye saldırısını "suç" olarak tanımladı.

Maduro, "bu saldırının Suriye halkına karşı bir suç olduğunu söylüyoruz" diyerek, saldırının "ülkedeki bilimsel merkezleri yok etmek, panik ve terör yaratmak" için yapıldığını söyledi. Venezüellla lideri, ABD saldırısına karşı olduklarını duyurdu.

ABD saldırısına bir seste İran’dan yükseldi. Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, İran basınından Fars’a yaptığı açıklamada Amerika, Fransa ve İngiltere’nin Suriye’ye saldırısı hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Trump, bölgede 7 trilyon harcamalarına rağmen bir şey elde edememelerine itiraz ediyordu. O, bu maliyeti aptalca olarak nitelendirmiş ve artık Suriye’deki varlığın devam etmesini istemediğini söylemişti. Trump’ın bu kararının ardından Bin Salman, Amerika’nın Suriye’ye müdahalesinin masraflarını karşılamayı kabul etmişti ve ilk adım olarak 4 milyar dolar vermişti. Bin Salman, Amerika’dan sonra İngiltere ve Fransa’ya da gitti ve bu iki ülkenin yetkilileriyle de bu konuda müzakerede bulundu.

Bu nedenle hiç tereddüt etmeden Amerika, Fransa ve İngiltere’nin Suriye’ye ortaklaşa gerçekleştirdiği saldırı ve cinayetin maliyetini Al-i Suud’un ödediği sonucuna ulaşılabilir. Dolayısıyla, bunun bedelini de Arabistan ve müttefikleri ödemelidir ve Suriye, bu cinayete misilleme olarak, Riyad ve Abu Dabi’yi füze yağmuruna tutmalıdır.”

Suriyeli ve aynı zamanda konu uzmanı, yazar Hüsnü Mahalli, ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'ye yönelik başlattığı saldırıyı şöyle değerlendirdi; “Birçok savaş gördüm böyle aptalca, saçma başka bir savaş görmedim. Amerika bir haftadır ‘Suriye’yi vuracağız’ diyor. Füze ile bazı noktalara vurup kaçıyorlar. Derdiniz ne? Tiyatro mu bu? Samimiyseniz savaş ilan edersiniz. Boşaltılmış hava üstünü bombalamak ancak Donald Trump’ın zekâsı ile ölçülebilir. Bu saldırının Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün Suriye’de incelemeler yapmasından önce gerçekleşmesi çok enteresan. Bıraksınlar heyet inceleme yapsın. Silah kullanılmış mı, kullanılmamış mı gidip incelesinler. ABD incelemeden bir şey çıkmayacağını biliyor. Günlerdir nükleer atıldı iddialarını yayıyorlar. Bari rezil olduk. ‘Vuralım’ dediler. Vurdular. Dışişleri Bakanlığı operasyonun ‘İnsanlığın vicdanına tercüman olduğunu’ söylemiş. Türkiye neden böyle bir açıklama yaptı anlamakta zorlanıyoruz. Emperyalist bir saldırı ne zamandan beri insanlığın vicdanına tercüme oluyor. Türkiye yakında bu saldırının kendisine döneceğini görecektir. Türkiye’ye yapılan saldırıda da bakanlık böyle bir açıklama yapmaz. Yapılan bu açıklama ile Türkiye Batı’ya göz kırpmaya çalışıyor.”

İslami Direniş Hareketi Hamas, Amerika, İngiltere ve Fransa tarafından Suriye'ye yapılan saldırıyı kınayarak şu beyanda bulundu; “Suriye'ye yapılan saldırının amacı Siyonist Rejim'in projesini gerçekleştirebilmesi sağlamak ve Siyonist Rejimi'nin bekası için bu ülkenin gücünü kırmaktır. Biz Amerikalıların bir taraftan Filistin'deki savunmasız halka yönelik işgal ve katliamları onaylarken diğer taraftan sivilleri koruduklarını iddia etmelerini kınıyoruz. Biz Araplar arasındaki savaşın son bulmasını, Arapların birlik olması gerektiğini ve Arapların varlıklarını sürdürmeleri gerektiğine vurgu yapıyoruz. Biz Arap kanının dökülmesinin önlenmesini ve halkın düşmana karşı mücadele etme hakkına saygı duyulmasını istiyoruz.”

ABD, İngiltere ve Fransa’nın bugün erken saatlerde asılsız kimyasal silah iddialarına dayanarak Şam ve Humus illerinde sivil ve askeri kurumlara saldırmaları birçok devlet tarafından keskin bir dille kınandı.

SANA’nın haberine göre, saldırıyı kınayan ülkeler ve açıklamaları şöyle:

ÇİN: ULUSLARARASI KANUNLAR VE BM İLKELERİNE AÇIK BİR İHLAL

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chun Ying saldırının uluslararası kanunlar ve BM ilkelerine açık bir ihlal teşkil ettiğini belirtirken, ülkesinin Suriye’de daha fazla tırmandırmaya yol açan bu saldırıyı kınadığını vurguladı. Çinli yetkili kimyasal silah saldırısı iddialarının netleştirilmeden önce ön yargılı davranmanın doğru olmadığını ifade etti.

KÜBA: TÜM BÖLGEDE TEHLİKELİ SONUÇLARA YOL AÇABİLİR

Küba Dışişleri Bakanlığı ise kınama bildirisinde; uluslararası kanun ve BM misakına açık bir ihlal olarak nitelendirdiği saldırının Suriye ve tüm bölgede olumsuz durumları tırmandırabileceğini belirtti. Bültende Küba’nın, bu gibi saldırılara karşı Suriye ile tam dayanışmasına dikkat çekildi.

MISIR SURİYE İLE DAYANIŞMASINI YİNELEDİ

Mısır Dışişleri Bakanlığı yayımladığı kınama bülteninde üçlü saldırının Suriye halkının selametini tehdit ettiğine dikkat çekerken, Suriye’de siyasi çözüm sürecinde sağlanan önemli başarıları da tehdit ettiğini ifade etti. Bakanlık Mısır’ın güven ve istikrara kavuşmasında Suriye’ye desteğini ve Suriye halkı ile dayanışmasını bir kez daha kaydetti.

BOLİVYA BAŞKANI SALDIRGANLARIN BAHANELERİ ASILSIZDIR

Bolivya Başkanı Evo Morales ise üçlü saldırıyı keskin bir dille kınarken, ABD ve müttefiklerinin aslı gerçeği olmayan bahaneler altında egemen ülkelere ve halklara saldırmalarının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Morales ABD ve müttefiklerinin daha önce de benzer asılsız iddialar altında Irak’ı yerle bir edip bir milyondan fazla sivil vatandaşı katlettiklerine dikkat çekti.

BELARUS GAYRI MEŞRU SALDIRILARA SON VERİLMELİ

Belarus Dışişleri Bakanlığı üçlü saldırıyı kınama bildirisinde; dünyanın hegemonyacı güçlerinin uluslararası kanunlar ve BM ilkelerine aykırı ve gayrı meşru bir şekilde egemen ülkelere saldırılarına son verilmesi gereğinin altını çizdi. Bakanlık saldırıda öne sürülen iddiaların geçersiz olduğunu, kimyasal silah saldırısı iddialarının kesinleşmeden böyle bir saldırının yapılmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

ÇEK CUMHURBAŞKANI SALDIRIYI KINADI

Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milos Zeman ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye saldırısını keskin bir dille kınarken, kimyasal silah saldırısı iddialarının netleştirilmeden böyle bir saldırının yapılmasının mutlak bir şekilde uluslararası bir suç olduğunu vurguladı.

LÜBNAN CUMHURBAŞKANI SALDIRININ TÜM BÖLGEYİ KRİZE SOKTUĞUNU BELİRTTİ

Diğer yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn; ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye bulundukları kanunsuz saldırıyı kınarken, tüm bölgeyi ciddi ve tehlikeli bir krize soktuğuna dikkat çekti. Avn saldırının Suriye halkının acılarına son verme ve siyasi çözüm sağlamada sağlanan tüm başarıları sabote edebileceğine dikkat çekti.

Birçok önemli dünya liderlerin bu saldırıyı kınamaları ve kabul etmemeleri karşısında İslami bir kökenden gelen R.Tayyip Erdoğan ve partisinin kurmaylarının bu saldırıyı desteklemeleri akıllara durgunluk verecek niteliktedir. Bir yandan ABD ile aralarının bozuk olduğu imajını verip diğer bir yandan böyle bir saldırıda destek olmaları kirli bir siyasetin kirli bir oyunu olduğu imajını vermektedir.

CB’nı Erdoğan ve yönetimindeki AKP iktidarı ülke meselelerine son dönemde verdikleri yön halkı hayal kırıklığına uğratmıştır. NBŞ sorunu, tarım ürünlerinin ve et ile canlı hayvan ithalinin yanı sıra dövizin ve akaryakıtın yükselmesi karışsında çaresiz kalmaları 15 yılı aşkın yönetimleri ile başarılı olmadıkları artık ayan beyan ortada olması umutsuzluğu beraberinde getirmiştir. Bu gidişle AKP iktidarı son demlerini yaşar gibi bir sendroma giriyor…

Bütün sorunlara karşını sadece miting alanlarında nutuk atmaları artık umut vermiyor…

Selam ve dua İslam Birliği için ayağa kalkan Müslümanlara…

YORUMLAR

  • 0 Yorum