SAYGIDEĞER OKURLAR: Geçtiğimiz günlerde güzel bir yaz sabahı benim için sıradan bir iş günüydü. Ofiste bilgisayarın başında oturup haberlerle uğraşıyordum. Fakat o günün akşamı ertesi gün boyunca benim için güzel geçen bir tatil gününün habercisi olacaktı.
Patronum, akşam erkenden gazeteye geldiğinde Etem bey dedi. Seni yarın bir günlüğüne tatile gönderiyorum. Hem yeni yerleri gezer hem de gazetemizin reklam çalışmaları için fotoğraf çekimleri yapacaksın.
Tatil başlıyordu, yaşasın. Patronumun o aksam belirlediği şehirlerdeki reklamcılarımızın iş yeri bilgileri, fotoğraf makinem ve ihtiyacım olan az bir eşya ile tatile çıktım. Zaten patronumda çok fazla iş vermemişti. Bir kaç saatimi alacaktı en fazla. Sonra tatil.
Sabah ilk otobüsle tatile doğru yola çıktım. Yeşilin her tonunu barındıran ormanlar, berrak deniz ve beyaz kumlu plajlar karşısında büyülendim. Fotoğraf makinem elimde iş yerlerini dolaşıp, reklam görüşmelerimi de yaptım.(Hani tatildeyken kısa da olsa, çalışmakta iyi bir deneyim ve ayrı bir keyif oldu bana.)
Tatilde, plajda güneşin batışını yakalamaya çalıştım. Kızıl renkteki gökyüzü, denizin üzerine yansıyan ışıklar. Bu ânı ölümsüzleştirmek istedim. Yusyuvarlak açık kahverengi bir güneş.
Ormanda da yürüdüm. Ağaçların arasında doğanın bir parçası olduğumu hissetmem şahane bir duyguydu. İşe dönüş vakti geldi sonunda.
Patronumla konuştum. Tatilim çok iyi geçti, teşekkür ediyorum, dedim. O da gülerek, “Tabii çok memnun oldum. ama reklam fotoğraflarını da yanında getirmeyi unutma, dedi.
Eve buradan işe döndüğümde, hem eşsiz anıları hem iş fotoğraflarını ve bilgilerini yanımda taşıyordum. Bir gün tatil benim için gerçek bir tatil macerasına dönüşmüştü. Artık gazete ofisimde oturup çalışmam, yine dışarıda gazetenin işlerine bakmam gerekiyordu. Benim için önemli olan hayatın kendisiydi.
Sonuçta bu bir günlük tatil kaçamağım, hem iş hem de huzur dengesini yakaladığım bir serüvendi. Belki de bana bugün mutluluk tatildi.



































