MÜSİAD ın kumar ve türevleri raporuna tebrikler
Reklam
Reklam
Osman ATALAY

Osman ATALAY

yazar

MÜSİAD ın kumar ve türevleri raporuna tebrikler

01 Ocak 2019 - 15:45

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Uluslararası Teknolojik, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından geçtiğimiz perşembe günü, “Kumar ve Türevleri Raporu Basın Lansmanı” gerçekleştirildi.

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, UTESAV Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Develioğlu ve Mütevelli Heyeti Üyeleri Yusuf Cevahir ile Doğan Alperen’in katılımlarıyla düzenlenen lansmanda, toplumsal tabana hızla yayılan ve eylemsel bir bağımlılık olan kumar ve türevlerine karşı mücadele yöntemleri, somut tespitler ve öneriler konuşuldu.

Öncelikle MÜSİAD ve UTESAV yönetimini rapordan dolayı tebrik ediyorum. Raporda keşke daha somut bir şekilde problem muhatap ve çözüm adreslerinin altı çizilseydi daha verimli olurdu.

2011 yılından bu yana ülkemizde gözle görülür tehlikeli bir şekilde yayılan ve devletin seferberlik ilan ettiği 5 zararlı bağımlılıktan biri olan kumar konusunda MÜSİAD’ın rapor yayınlaması çok önemli bir husustur.

MÜSİAD, ulusal ve uluslararası düzeyde bağımsız ve bağlantısız hareket eden bir iş adamları derneğidir.

Önceden belirlenen ilke ve değerleri paylaşan, üye sayısını artırmak, üyeleri arasındaki dayanışmayı geliştirmek ve kendi içinde sağladığı bu birlik ve beraberlik ruhuyla ülkemizin maddi ve manevi yönden gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Daha ziyade ekonomik faaliyetleri göz önündedir.

Ülke genelinde kontrolsüz bir şekilde büyüyen ve gençliği hedef alan uyuşturucu, uyarıcı madde, kumar, teknoloji, alkol ve tütün bağımlılığı ile mücadele konusunda maalesef sivil toplum kurumlarımız ve üniversitelerimiz bu soruna ne hikmetse uzak duruyorlar.

MÜSİAD’ın kumar ve türevleri raporunu, aslında Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), Ehli Sünnet Âlimler Birliği, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi, İslâmî İlimler Araştırma Vakfı (İSAV), Tüm İlahiyat ve Yüksek İslam Enstitüleri Mezunları Derneği (TİYEMDER), ÖNDER İmam Hatipliler Derneği gibi kurumlarımızın hazırlaması topluma ve resmi kurumlara mesaj açısından çok daha faydalı ve sağlıklı olurdu.

Ne hikmet ise kumar, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı sorununda rapor hazırlaması gereken kurumlarımızın sessizliği çok düşündürücü bir durum arzetmektedir.

Basın toplantısında konuşma gerçekleştiren Genel Başkan Abdurrahman Kaan, özellikle genç nesil üzerinde yoğun bir kumar kampanyası yürütüldüğüne dikkat çekti.  

Kaan; “Gençler hedef alınarak, tabiri caizse nokta atışıyla, onları can evinden vuracak pazarlama yöntemleri kullanılarak sunulan bahis ve şans oyunları, her geçen gün gözünü daha yükseğe dikiyor. Bu çoğu gizli ve üstü kapalı pazarlama teknikleriyle, gençlerin çok para kazanmayı ya da zengin olmayı, hayallerinin ipoteği olarak görmesi sağlanıyor. Empoze edilen şu: Eğer hayallerin varsa ve onların gerçek olmasını istiyorsan, zengin olmak zorundasın; bunun en kısa yolu da kumardır.

Çünkü hayatın boyunca çalışsan, kazanacağın para seni o hayallere ulaştırmaz! Maalesef üzülerek görüyoruz ki, insanlarımız da bu düşünceyi benimsemeye çok yatkın. Kurulan hayallere baktığımızda da tam olarak bu stratejinin işleyeceği bir düşünce yapısının ürünleriyle karşılaşıyoruz. Lüks bir ev, spor araba hatta bir değil birkaç araba, hayat boyu çalışmamak ve benzeri tamamen maddeye dayalı istekler. Bizim önce, gençlerimizin hayallerini bir gözden geçirmelerini sağlamamız gerekiyor” dedi.

MÜSİAD raporunda, kumar oynama yaşının, ülkemizde 15 yaşa kadar düştüğü ve artık kadın erkek ayrımının da kalmadığı ortaya konuluyor.

Yeşilay tarafından İstanbul özelinde yapılan bir araştırmada, lise öğrencileri arasında online kumar bağımlılığının oranı yüzde 7 olarak belirlenmiştir.

Bunlar çok vahim ve tedirgin olmamız için yeterli rakamlar.

Zekâsının, hayat enerjisinin en yüksek noktalarda olduğu çağda, 15 yaşındaki bir genç neden kumara meylediyor, bunu etraflıca düşünmemiz gerekiyor.

Büyük bölümü Müslüman olan bir ülkede, İslam’ın kati suretle yasakladığı bir konu, nasıl oluyor da bu kadar kabul görüyor, ciddi anlamda tartışmamız lazım.

Kumar oyunlarının yaygınlaşması ve bağımlılık haline gelmesini ciddi bir şekilde araştırma konusu olarak ele almalıyız.

Kredi kartı olan bir insan, bilgisayarın başına oturduğunda çok rahatça kumar oynayabiliyor.

Temel sorunumuz bütün tehlikeli bağımlılıkların tetikleyicisi olan kumar ve alkolün yasal arzda oluşudur.

Şehrin ana arterleri metro ve metrobüs duraklarında şans oyunları reklamlarının hâlâ yer buluyor olması çok yanlış bir uygulamadır.

İnternet sayesinde yaygınlaşan kumar, tehlikeli boyutlara ulaşmış vaziyettedir. Türkiye’de 2 milyon sanal kumar bağımlısı var.

Dünyadaki kumar gelirinin yüzde 2,5’i de Türkiye’den… 

Türkiye’yi 81 milyon nüfusu ve genç potansiyeliyle bu konuda büyük bir para kaynağı olarak gören uluslararası dev şirketler, 5 milyar dolarlık pastadan pay almak için büyük çaba içerisindedir.

İsveçli sanal kumar şirketlerinin gelirlerinin 4’te birini Türkiye’den elde ettiği biliniyor.

İddaa denen olay; futbol başta olmak üzere, basketbol, motor sporları, voleybol, hentbol, tenis, atletizm ve bilardo dallarında oynanabiliyor.

Devlet Denetleme Kurulu’nun raporunda yer alan bir araştırmaya göre 18 yaşın altında bulunan gençler yoğun bir şekilde şans oyunlarına yöneliyor.

Yasal yaş sınırı (18) altındakilerin yüzde 28,4’ü Sayısal Loto, yüzde 25,9’u Piyango, yüzde 25,9’u İddaa, yüzde 19,8’i de Hemen Kazan oynuyor.

İddaa, at yarışı, milli piyango, sayısal loto, şans topu, on numara, spor toto ve spor loto gibi oyunlar, yasaklanan kumarhanelerin yerini almış vaziyettedir.

Okula ve camiye 200 metre mesafede adeta bakkal dükkânı gibi şans oyunları oynatan dükkânlar mantar gibi çoğalıyorken özellikle gençler kazancını şans oyunlarına bağlıyor.

Şans oyunlarının alkol ve sigara gibi hiç değilse TV, radyo, reklam panolarında, görsel, yazılı alanlarda görünürlüğünün sınırlandırılması, bazı mecralarda tamamen yasaklanması gerekiyor. 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum