Göçmen bir çocuğun intiharı ve kedileri sevmek
Osman ATALAY

Osman ATALAY

yazar

Göçmen bir çocuğun intiharı ve kedileri sevmek

09 Ekim 2019 - 11:04

“Hadi gülümse bulutlar gitsin
İşçiler iyi çalışsın, gülümse
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.
Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok
Çakıl taşlarım vardı benim
Ama sen başkasın anlıyor musun
Tut ki karnım acıktı, anneme küstüm
Tüm şehir bana küskün
Bir kedim bile yok anlıyor musun
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.”
Kemal Burkay
“İntihar başlı başına bir intikam eylemidir. Seni hayal kırıklığına uğratmış insanların suçluluk duymalarını istersin.”
Jo Nesbo
Kocaeli Kartepe’de 9 yaşında Suriyeli Vail El Suud mezarlığın kapısına kendisini asarak intihar etti. Okulda görevli bir öğretmen tarafından azarlandığı, genel olarak da diğer öğrenciler tarafından Suriyeli olmasından dolayı dışlandığı öğrenildi.
Suriye’de doğdu Vail. Bombalardan kaçtı geldi. Sokakta, okulda, çarşıda ve mecliste horlandı, istenmedi. Herkes, “Suriyeliler evine dönsün” diyordu, adı göçmen oldu. Vail çocuk, bu dünyadan intihar ederek uçtu göçtü.
Oysaki bu Anadolu coğrafyası, 500 yıldır adeta göçmen ve mültecilere liman olmuş, her milleti, ırkı, mezhebi bağrına basmış bir yer.
Hoşgörü cennetiyken nasıl bu hale geldik? Asıl sorgulanması gereken yer burası.
Son yıllarda sokak hayvanlarının yaşadığı zorluklar, yağmur ve soğuktan korunması ve kötü muameleye maruz kalmamaları için gösterdiğimiz çabalar konusunda, sivil toplum örgütlenmelerinin en güzel örneklerine şahit oluyoruz.
Ve kedileri sevmeyi öğrendik… Onlar için artık evde pişen artıkları değil, Avrupa üretimi olan besleyici doğayı kirletmeyen steril gıda ve barınma mamulleriyle onları beslemek ve korumak için adeta birbirimizle yarışıyoruz.
Ülkece psikologlara ders konusu olabilecek derecede bir kedi ve köpek sevgisini keşfettik…
Lakin savaşlar ve yoksulluklar sebebiyle sokaklarda yaşayan ve evlerini terk etmek zorunda kalan göçmen olan insanlara, bir kediye gösterdiğimiz merhameti, sevgiyi çok görüyoruz.
Suriyeli binlerce çocukları ya denizde öldürdük ya karada kahrettik. Kedi, köpekler kadar sevemedik onları. Bir göçmen çocuğun intiharı vicdanlara vurulmuş en büyük tokat oldu.
Bu göçmen çocuklar kendilerini sevmeyen büyüklerin yanında çocuk akranlarınca bile horlanmaya dışlanmaya başlandılar. Umutlarını yitiriyor ve kadere isyan ederken “göçmenler evinize” diyen topluma küskün bir çocuk masumiyetiyle adeta ceza verirken kulaklarımızdan, yüreğimizden unutamayacağımız çok acı bir çığlık bırakarak not düşüyorlar tarihe.
Bu masum çocukların çığlığını iş işten geçmeden duyabilecek miyiz?
Ülkemizde son yıllarda yükselen göçmen düşmanlığının en acı trajik utanılası yanı politikacı, sanatçı, iş adamı, sporcu ve edebiyatçılarımızın suskunluğudur.
Suriyeli göçmenler ile ilgili politik ve ruhsal sorunlar yaşıyoruz geçtiğimiz ay İstanbul, Avrupa yakasında orta öğrenim okulunda bir Suriyeli çocuğun öğretmen tarafından arkadaşlarının gözü önünde dövüldüğü, bu durumun öğrencilerin velilerine şikâyeti sonucunda okul müdürüne intikal ettirildiğini biliyorum.
İntihar eden Vail’in acılı babası çocuğunun okulda diğer çocuklarca “Suriyeli” denilerek dışlandığı iddiasını doğruladı.
Vail’in olaydan bir gün önce okulda arkadaşlarıyla kavga ettiğini ve hırpalandığı “Yer kavgası olmuş, çanta asma mevzusundan. Ancak bu kavgadan bize bahsetmedi. Olaydan sonra Türk arkadaşlarından duyduk” ifadelerini kullandı. 
Şu an Türkiye’nin birçok illerinde okullarda ve sokaklarda Suriyeli göçmen çocukların dışlanma meselesini doğru okumamız, buna göre bir iletişim diline sahip olmamız gerekiyor.
Baba Es Suud, Suriye’deki savaştan canlarını kurtarmak için Türkiye’ye geldiklerini belirterek, Suriyelilerin gitmesi yönünde yapılan çağrılardan duyduğu üzüntüyü şöyle anlattı:
“Sürekli Suriyeliler gitsin deniyor. Daha ne kadar buna maruz kalacağız. Bunu diyenlere sesleniyorum, bize ayda bir toprak parçası verin gidelim. Yoksa nereye gidelim. Buraya geldik çünkü Türkleri kardeşimiz olarak gördük. ‘Suriyeliler gitsin’ diyenlerin bizi kendi iç siyasi tartışmalarına alet ettiklerini düşünüyorum.”
Ciddi bir Suriyeli göçmen düşmanlığı tepeden aşağı doğru masum çocuklar arasında yaygınlaşmaya başlaması büyük bir tehlikenin habercisidir.
Irkçılığa karşı mücadelede önlem alınmazsa daha büyük utanç verici olayla karşılaşabiliriz. Irkçılığa karşı adalet ve merhamet cephesini genişletmek zorundayız.
“Kendini öldürmek bir anlamda melodramlarda olduğu gibi içindekini söylemektir. Yaşamın bizi aştığını ya da yaşamı anlamadığımızı söylemektir.” Albert Camus

YORUMLAR

  • 0 Yorum