ABD'nin Taşeronu Suudi Arabistan'a Dur İhtarı!
Hazım KORAL

Hazım KORAL

yazar

ABD'nin Taşeronu Suudi Arabistan'a Dur İhtarı!

30 Eylül 2019 - 10:30

Habis Suud rejimi dört yılı aşkın bir süredir ABD’nin direktifleriyle mazlum Yemen halkını pervasızca bombalamaya devam ederken, almış olduğu ufak tefek darbeler onu insanlık dışı girişiminden caydırmıyordu. Ne yazık ki, ne Birleşmiş Milletler, ne İslâm İşbirliği Teşkilatı bu katliamın durması için ciddi bir çaba sarfetmedi. 
Yemen halkı, elbirlik, başlarındaki 32 yıllık diktatörü devirdiler devirmesine ancak devrilen bu diktatörün hamiliğine soyunan Suud rejimi ve perdenin arkasındaki ABD'nin, asıl olarak Bab’ul Mendeb’in kontrolünü anti-emperyalist duruşu olan yeni yapıya bırakmak istemiyor olmaları bu saldırıların başlatılmasına sebep olmuştu. Zira diktatör Abdullah Salih döneminde başta ABD olmak üzere bölge petrollerine tebelleş olan Batılı ülkeler için Bab’ul Mendeb güvenli geçiş güzergahıydı. Rejimlerin diktatör olması ABD ve Batılı ülkeleri asla rahatsız etmemektedir. Onların bir tek derdi vardır, başta petrol olmak üzere bölgedeki zenginlikleri zahmetsiz ve güvenli bir şekilde istedikleri tarafa sevk etmek. 
Fakat 1979 İslâm Devrimi ile birlikte İran ve İran ekseninde oluşmaya başlayan emperyalizme karşı “direniş ekseni” bölgedeki dengeleri yavaş yavaş da olsa değiştirmeye başladı. Artık başta ABD olmak üzere bölgeye musallat olan emperyalist sömürgeci ülkelerin istedikleri gibi at koşturamayacakları ayan beyan görülüyor. ABD’nin en azılı ve hatta hakkında psikopat ve deli denilen Başkan’ı Trump tehditkâr tavırlarından vaz geçip İran ile uzlaşma yollarını aramaya başladı. İran ise özellikle uranyum zenginleştirme programından taviz vermeyerek kendi kırmızı çizgilerini açık açık belirterek ABD’ye adete meydan okumaktadır. İran sadece tehditle kalmayıp ABD’nin insansız hava aracını düşürerek, gerekirse daha fazlasını yapabileceğini söylemekten çekinmemektedir. İran, insansız hava aracını takipte olan 38 personelli ABD uçağını tespit edip düşürme tehditiyle geri göndermesini de bilmiştir. 
ABD nasıl ki başta işgalci İsrail olmak üzere bölgedeki birçok terör örgütüne silah veriyorsa şu da bilinsin ki İran başta Filistinli savaşçı örgütlere ve Hizbullah’a her türlü konvansiyonel silahı bir şekilde vermektedir. ABD güdümündeki saldırgan Suud rejimine karşı mücadele veren Ensarullah’a da silah yardımında bulunuyor olması gayet anlaşılır bir durumdur. Zira her şeyden önce Yemen halkı zulme uğramaktadır ve mazlum durumundadır. Her türlü alçakça saldırılar karşısına Yemen halkının kendisini savunma hakkı vardır. Yemen halkı tedarik ettiği silahlarla ancak kendisini savunabilir. Yemen halkının tek meşru temsilcisi olan Ensarullah pek çok şehitler vermekle birlikte Suud saldırganlığına karşı yalın ayaklı savaşçılarıyla direnmeye ve mukavemete devam etmektedir. Birçok noktada Suud’a ait askeri birliklere darbeler vurdular ancak bu darbeler Suud’u durdurmaya yetmedi.
Suud yedeğine aldığı dokuz Arap ülkesiyle koalisyon oluşturup 4 küsur seneden beri acımasızca ve fütursuzca Yemen’i bombalaya devam etti. Suud rejiminin yaptığı canilikten başka bir şey değildi. Öyleki bu saldırılarda hastahanedir, okullardır, sivil yerleşim birimleridir hiçbir ayırım gözetmeden orantısız bombardumanlarla Yemen’i baştan sona tarumar etti. Yemen’in altyapısı tamamen tahribata uğramış durumda. İnsanlar içme suyundan ve hijyenik ortamdan mahrum. Açlık, kıtlık ve hastalık kol geziyor. Koleradan ve açlıktan her gün binlerce çocuk ölüyor. Ama buna rağmen Yemen direnmeye ve kendisini savunmaya devam ediyor. 
Ensarullah savunmasını ileri boyutlara taşıyarak 14 Eylül'de Suudi Arabistan Ulusal Petrol Şirketi Aramco’nun en büyük rafinerisi Abkayk ve ülkenin ikinci büyük petrol sahası Khurais’teki tesislerini vurdu. Bu saldırı ABD ve Suud rejimini şoke etmeye yetti. Ensarullah dört küsur yıllık savunma savaşında hiçbir şekilde sivil yerleşim birimlerini hedef almadı. Suud’un acımasızca sivil yerleşim birimlerini bombalamasına mukabil Ensarullah misillemede bulunmadı. Kısacası, olayı dışarıdan gözlemlediğimiz kadar Ensarullah orantısız bir savaşın muhatabı olmasına rağmen İslâm savaş hukukunu göz önünde bulundurarak sivilleri vurmadı. O kadar uzak mesafedeki Aramco tesislerini vurabilen Ensarullah rahatlıkla Suudi Arabistan şehirlerini de vurabilir. Ama bunu yapmadılar. 
Suud’un ardı arkası kesilmeyen saldırganlığı karşısında Ensarullah’ın stratejik öneme haiz rafine tesislerini vurması sadece Suud’a değil, Suud’un arkadındaki ABD’ye de “dur” ihtarı niteliğinde bir mesajdı. Öyle ki, Suudi Arabistan için Abkayk rafinerisi dünyanın ilk sıralarında yer almaktadır. Günde 7 milyon varil petrol işleme kapasitesine sahip.
Khurais’ta günlük üretim 1.5 milyon varil. Böylesi öneme haiz tesislerin vurulması Suud rejimine ve Suud’un hamisi ABD’ye tam anlamıyla şok etkisi yaptı. Bazı çevrelerde bu saldırı için “Suudi Arabistan’ın 11 Eylül’ü” değerlendirmesi yapıldı. Petrol fiyatları anında yüzde 10’un üzerinde arttı.
Olayın hemen akabinde ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ve Başkan Donald Trump İran’ı işaret ettiler. Kısacası Pompeo ve Trump şaşkınlıklarını üzerlerinden atamadan İran’ı hedef gösterip savaş tamtamları çalmaya başladılar. Bunlara İngiltere’nin yeni Başbakanı Boris Johnson da katıldı. Johnson, İran’a yönelik bir askeri operasyonda yer alabileceklerini dile getirdi. İran ise zerre kadar dik duruşundan ödün vermeyerek Yemen halkının dört küsur yıldan beri uğradığı asimetrik saldırılar karşısında kendilerini savunma hakları olduklarını beyan etti. Ardından, “Eğer Aramco saldırısını bahane ederek İran’a yönelik bir askeri müdahaleyi düşünüyorsanız bunun bedeli çok ağır olur. Cesaretiniz varsa deneyin.” İran’ın bu tür meydan okumalarının blöf olmadığını onlar çok iyi biliyorlar. Bunu bilmeseler Afganistan’a, Irak’a ve Libya’ya yaptıklarını hiç beklemeden, hiç tereddüt etmeden anında İran’a da yaparlar. Ama onlar İran’ın şakaya gelmediğini, İran’ın çetin ceviz olduğunu çok iyi biliyorlar.
Umut ediyoruz ki, Aramco tesislerinin  vurulmasından Suudi rejimi ders alır ve mazlum Yemen halkına yönelik saldırılarından vaz geçer. Yok eğer bu “dur” ihtarı ona ders olmazsa siz okuyucularımızı temin ederiz Suud rejimi çok daha ağır bedeller ödemeye devam edecektir. 
Sonuç olarak ifade edecek olursak: İslâm ve insanlık tarihine baktığımızda nice tiranlar, nice zalim sultanlar ve nice despot rejimler gelmiş geçmiş ve hepsinin de akibetleri çok kötü olmuş. Suud rejiminin akibeti de bunlardan farklı olmayacaktır. Mazlum Yemen halkının ahında boğulacaklardır.
 “O ordu bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar.” (Kamer:45)

YORUMLAR

  • 0 Yorum