Mağdurluk, nankörlük ve yalan kazandı
 Galip İLHANER

Galip İLHANER

Mağdurluk, nankörlük ve yalan kazandı

02 Temmuz 2019 - 08:49

Tekrarlanan İstanbul seçimleri sonuçlandı. Sonuçlara göre; CHP, İYİ Parti, PKK (HDP), … ittifakı ile seçimlere giren Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi. Ekrem beyi öncelikle tebrik ediyoruz. Sonuçların hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Sonuç ne olursa olsun, halkın tercihine saygı göstermeliyiz. Binali bey oldukça seviyeli ve dürüst bir kampanya yaptı. Binali beyi de ayrıca tebrik ediyoruz. Türkiye’nin bütün büyük projelerinde ve 81 ildeki bütün yatırımlarda ve özellikle de İSTANBUL’daki dünyanın sayılı projelerinde imzası olan Binali bey, seçimleri kaybetti. Aslında seçimi Binali bey değil İSTANBUL kaybetti. Bu gerçek zamanla anlaşılacaktır.
Seçim sonuçlarını; mağdurluk, nankörlük ve YALANLAR belirledi. Seçimleri; mağdurluk, nankörlük ve yalan kazandırdı. CHP, mağdurluk söylemini çok iyi kullandı ve halkı mağdur olduğuna inandırdı. AK Parti’nin halkı nankörlükle suçladığını işleyerek, yapılan hizmetleri değersizleştirdi. Halk yapılan somut hizmetlere gereken değeri vermedi. Ve tabi ki CHP yöneticileri, sayısız yalanlarla propaganda yaptı. Yalan propagandalarda da başarılı oldular.
*
Ekrem bey seçimleri nasıl kazandı?
1. Mağdurluk stratejisi: CHP’nin seçim stratejisini mağdurluk üzerine inşa edeceğini, daha önce de defalarca ifade etmiştik. Mağdurluk stratejisi başarılı oldu. Halk, mağdur olarak gördüğü Ekrem beyi seçti. Ekrem bey mağdurluk rolünü en az küçük Emrah karakteri kadar başarılı ve İYİ oynadı.
2. CHP yerine Ekrem bey stratejisi: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu ve çok sayıda itici olarak görülebilecek kişi, özellikle 31 Mart’tan sonra geride kalarak çalıştılar. Halk klasik CHP’yi değil de soyadı İMAMOĞLU olan, merkez sağdan birini gördü karşısında. Bu da Ekrem beyin seçilmesinde ciddi derecede etkili oldu. “CHP yok, İmamoğlu var” stratejisi başarılı oldu.
3. PKK değil Kürtler destekliyor stratejisi: PKK (HDP) desteği oldukça belirleyici oldu. PKK; açık, net ve pervasız bir şekilde CHP adayı Ekrem beyi destekledi. PKK ilk defa bu kadar meşru hale geldi. Sıradan bir parti gibi propaganda yaptı. HDP gölgede kaldı. CHP’yi PKK değil, adeta Kürtler destekliyor algısı oluştu.
*
Erken seçim olur mu?
CHP bu şımarıklıkla erken seçimi zorlayacaktır. CHP ve PKK (HDP), kısa  bir süre içerisinde, Türkiye’yi erken seçime sürüklemek için, ciddi provokasyonlar yapabilir. CHP iktidar olmak istiyor. PKK (HDP) ise, CHP iktidarında; Suriye’de bağımsız bir PKK devleti, Türkiye topraklarında ise, PKK özerkliği planlıyor. PKK; Erdoğan’ın, bu (PKK) amaçlarını imkansızlaştırdığını, CHP iktidarının ise bu amaçlarını kolaylaştıracağını düşünüyor. PKK ile CHP artık hem ortak hem müttefiktir. Kan dökmek dahil her yolda birlikte hareket edeceklerdir. CHP’nin, PKK oyunlarına alet olması durumunda, Türkiye geri dönüşü imkansız bir yola girer. Bu yolun sonu da Türkiye’nin Suriye’den daha beter bir duruma gelmesiyle sonuçlanır.
***
AK Parti neden kaybetti?
1. Her şeyden önce bu seçimde, AK Parti’nin yüzü yerine, AKP’nin yüzü yarıştı. Oyların düşmesinin en önemli sebebi, DAVA (İSLAM) anlayışının zaafa uğramasıydı. 17 yıllık AK Parti iktidarı doğal bir yıpranma getirmişti zaten. Parti üyelerinin önemli bir kısmı ülke, ülkü, dava, memleket çıkarı yerine, kendi çıkarları peşinde  koştu. Seçime AKP girdi ama, AK Parti kaybetti. Halk daha çok, bu seçimde AK Parti’ye bir ders verelim anlayışıyla hareket etti. AK Parti CHP ile uğraşacağına soyadı İmamoğlu olan biriyle uğraştı. Bu hatalar Ekrem beyi mağdur etti ve büyüttükçe büyüttü.
2. Ekonomik kriz ciddi derecede hissedildi. 13-14 yıldır rahat yaşayan toplum, ilk defa ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Fakat halk hala ekonomik sorunları muhalefetin değil, iktidarın çözeceğine inanıyor. Halka tarafından; Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma, … dışındaki bakanlıklar başarısız olarak görülüyor. Ulusal ve uluslar arası dengelerden ve değişen şartlardan dolayı yapılan açıklamalar, … (Rahip Brunson olayındaki durum gibi) yeterince anlatılamadı.
3. Mansur Yavaş, Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu ile ilgili bazı söylemler, yargıya müdahale olarak algılandı. Yeni sistemin zaafları olarak algılandı. Başkanlık sistemi hala yeterince anlatılabilmiş değil. Yargı sisteminin tam olarak yerleşmemesi, ADALET sisteminde ciddi zaaflara yol açmaktadır. PKK ve FETÖ yüzünden haksızlığa uğrayan çok sayıda insan var. Bu insanlar PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine kızmak yerine, terör örgütlerini bundan sorumlu tutmak yerine, AK Parti ve Erdoğan’ı sorumlu tutmaktadır.
4. Defolun Kürdistan’a gidin söylemleri, PKK (HDP) ve CHP tarafından, bütün Kürtleri Türkiye’den kovmak olarak propaganda edildi ve bu PKK (HDP) propagandası önemli ölçüde başarıya ulaştı.
5. Erdoğan ve Binali bey başta olmak üzere, AK Parti yöneticilerinin aileleriyle ilgili dedikodu, yalan yanlış her iddianın propagandası etkili oldu. Yolsuzluk iddiaları. Vakıflara, derneklere, cemaatlere, … para aktarılıyor söylemleri büyük ölçüde karşılık buldu. Vakıf ve derneklerin desteklenmesinin sosyal bir ihtiyaç olduğu anlatılamadı. Sarayda büyük harcamaların yapıldığına inanılıyor. Bu propagandaların önüne geçilemedi.
6. Suriyeli misafirlerimizin durumu. Suriyeli kardeşlerimizin sorunlarının kalıcı olarak çözülememesi büyük bir sorun olarak durmaktadır. Halk artık Suriyelilere misafir olarak değil, sorun olarak bakmaktadır. Bunun sorumlusu olarak da AK Parti’yi göstermektedir.
7. Betona yatırım yapılıyor propagandası. AK Parti özel sektöre verdiği destekle açılan fabrikaları hiç anlatmadı. İnsanlar, tek fabrikanın bile açıldığına inanmıyor. Tam tersine var olan fabrikaların da kapatıldığına inandırılmış durumda. Bu konu anlatılabilirdi. Halk devletin fabrika açması gerektiğini düşünüyor. Devlet fabrika açmaz, özel sektör fabrika açar, devlet destekler. Bu konu neredeyse hiç anlatılamadı.
8. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili, AK Partili bazı sorumsuz kişilerin söylediği (Allah’ın özelliklerini taşıyor … gibi) aşırı söylemler, yıllardır kullanılıyor ve maalesef etkili de oluyor.
9. Halk, Şeriatı AK Parti’den istiyor ama, AK Parti İslam’dan uzaklaştı diyerek, CHP adayına oy veriyor. Büyük bir çelişki var ortada.
10. Emine Erdoğan’a atılan iftiralar. 81 ilde yapılan ne varsa, Emine hanım buraya ortak, şuraya ortak dedikoduları var. Bu iftiralardan, dedikodulardan  eminim AK Parti yöneticileri bile haberdar değil. Bu dedikoduların önüne geçilemedi.
11. Özellikle tarım bitti, hayvancılık öldü söylemlerine karşı bir politika geliştirilemedi. İsrail’den ithal tohum, … gibi söylemler çok etkili oldu.
12. Son hamleler gereksizdi. Binali beyin Diyarbakır’daki hamlesi de Abdullah Öcalan’ın HDP (PKK) tarafsız kalsın hamlesi çok geç yapıldı. Osman Öcalan’ın TRT gibi bir kanalda seçim mesajı vermesi ise, tam bir rezaletti ve son derece yanlıştı. Bu hamlenin de hayırlı sonuçları olacaktır. PKK da HDP de birbirine düşecektir. Bu da hem Kürtler için hem Türkiye için hayırlı sonuçlar doğuracaktır.
13. Millet AK Parti döneminde görebileceği en büyük projeleri gördü. Artık büyük projelerden etkilenmiyor. Millet projelere doydu. Daha büyük bir vizyon gerekiyor. Artık yeni bir dünya kurmanın zamanıdır. Dış politika ağırlıklı yeni bir birlik. Dünya çapında AB benzeri bir birlik gerekiyor. Aksi halde AK Parti oyları daha da düşebilir. Millet büyük değişiklikler istiyor. Artık Türkiye ile ilgili projeler küçük geliyor. Dünya ile ilgili projeler geliştirmek gerekiyor.
Sonuç olarak:
AK Parti genel olarak başarılıdır. 17 yıllık bir iktidarın bu kadar yüksek oy alması bile büyük bir başarıdır. Bu istikrarın devam etmesi için, dostlar küstürülmemelidir. Sürekli yeni (liyakat sahibi) yüzler, uzmanlar değerlendirilmelidir. İnsanları, AK Parti'nin sonunun; DYP, ANAP, ... gibi olmayacağına inandırmak gerekiyor.
MHP, başkanı (BAHÇELİ) ve yöneticileriyle birlikte üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmıştır.
AK Parti de MHP de dostlarına, dava arkadaşlarına değer vermelidir. Liyakate önem vermelidir. Eski, yeni bütün dava adamları tespit edilmeli ve değerlendirilmelidir.
Diğer konuya geline:
Bütün Türkiye’nin, hatta bütün dünyanın gözleri önünde YALAN söyleyen bir kişi olan Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi. Halk ne hale geldi aman yarabbi. Kıyamet alametidir bu. Bunun üzerinde çok ciddi düşünmek gerekiyor. Türkiye’nin en çok yalan söyleyen adamı İstanbul’a başkan oldu.
“Bir kavim kendini bozmadıkça Allah onları bozmaz.”, Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez”, (Rad Suresi, 11. Ayet)
***
Seçimleri kim kazandı?
23 Haziran seçimlerinin en kazananı PKK oldu. PKK, 31 Mart seçimlerinde kaybettiği prestijini yeniden kazandı. PKK, neredeyse her parti tabanında bir siyasal parti muamelesi gördü. PKK, tarihindeki en meşru olarak görülme dönemini yaşadı. Bu duruma gelinmesinde, hem iktidar hem muhalefetin hataları oldu. Şimdi bu hataları düzeltmenin zamandır. Aksi halde PKK, Kürtlerin içinde azalan desteğini ve Kürtlerin gözünde azalan  meşruiyetini tekrar kazanabilir. PKK yöneticileri şuanda meşru bir partinin yöneticileri gibi bir muamele görmektedirler. PKK, 31 Mart seçimlerinde Kürtlerin desteğini kaybetmişti, 23 Haziran seçimlerinde CHP sayesinde Kürtlerin temsilcisi konumuna geldi. Bu durum Türkiye için çok tehlikeli bir süreç demektir.
***
Bundan sonra neler yapılmalı?
1. Yeni bir dünyanın temelleri atılmalı. AB benzeri bir paktın temelleri atılmalı. İslam dünyası ve yakın/dost ülkelerden oluşan bir (Pax-Aandolu) birlik kurmalıyız.
2. Devlet destekli, özel sektör öncülüğünde her ile fabrikalar, tesisler kurulmalı. Yeni bir ağır sanayi hamlesi başlatılmalı. Tarım ve hayvancılık daha çok desteklenmelidir.
3. Anadolu (Türkiye) ittifakı güçlendirilmelidir. Türkiye’nin birlik ve beraberliği güçlendirilmelidir.
4. ADİL bir anayasa hazırlanmalı ve referanduma sunulmalı. Adalet sisteminin güçlendirilmesi, AK Parti’ye olan güveni arttıracaktır.
5. Erdoğan bundan böyle daha çok dış politikaya ağırlık vermelidir. Başkan yardımcıları arttırılmalı ve görev dağılımı yapılmalı. Başkanlık sisteminin teamülleri belirlenmelidir.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum