Bazı insanlar vardır; sadece konuşmalarıyla değil, bıraktıkları eserlerle hatırlanır. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Kastamonu’ya bakışı da tam olarak buydu. Fabrikalar, yollar, üretim hayalleri ve Anadolu’nun kalkınmasına dair inanç… Yıllar geçse de o izler hâlâ konuşuluyor.
Çocukluğumuzdan beri büyüklerimizin anlattığı bazı isimler vardır. Herkes farklı bir şey söyler ama ortak noktaları hep aynıdır: “Samimiydi”, “dava adamıydı”, “Anadolu’yu düşünürdü” derler. İşte Prof. Dr. Necmettin Erbakan denildiğinde Kastamonu’da birçok insanın aklına tam da bunlar geliyor.
Bugün dönüp baktığımızda, eski gazetelerde kalan birkaç fotoğraf ya da sararmış sayfalar değil mesele. Asıl mesele şu: Bir insan neden yıllar sonra hâlâ köy kahvelerinde, esnaf dükkânlarında, sohbet masalarında konuşulur?
Çünkü bazı insanlar makamdan değil, bıraktıkları izden hatırlanır.
*Kastamonu’ya Sadece Bir Şehir Gibi Bakmadı*
Erbakan Hoca’nın Anadolu’ya bakışı farklıydı. İstanbul merkezli bir anlayış yerine, “üreten şehirler” fikrini savunuyordu. Kastamonu da onun gözünde sadece Karadeniz’in sakin şehirlerinden biri değildi. Potansiyeli olan, çalışkan insanlara sahip, sanayiyle büyüyebilecek bir memleketti.
O dönemlerde konuşulan projelere bakınca bunu daha net anlıyoruz. Araç Çimento Fabrikası, Taşköprü SEKA, Devrekâni Yem Fabrikası, et kombinası gibi yatırımlar bugün sadece birer tesis adı gibi görünebilir. Ama o yılların Kastamonu’sunu düşününce bunlar büyük hayallerdi.
Çünkü mesele yalnızca bina yapmak değildi.
Bir fabrikanın açılması demek; köydeki gençlerin göç etmemesi, esnafın hareketlenmesi, kamyoncunun iş bulması, evine ekmek götüren insanların çoğalması demekti.
Belki bugün yeni nesil o yılların heyecanını tam anlayamıyor. Ama büyüklerimiz hâlâ anlatıyor: “Bir temel atıldığında bütün şehir umutlanırdı” diye.
*Anadolu Kalkınsın İsteyen Bir Zihniyet*
Bugün sık sık “üretim”, “yerli sanayi”, “ekonomik bağımsızlık” gibi sözler duyuyoruz. Fakat yıllar önce bunları en yüksek sesle söyleyen isimlerden biri Erbakan Hoca’ydı.
Onun düşüncesinde mesele sadece siyaset değildi. Fabrika açılmadan bağımsız olunamayacağını savunuyordu. Hatta birçok konuşmasında “ağır sanayi hamlesi” vurgusu yapmasının sebebi buydu.
Kastamonu’ya yapılan yatırımların arkasında da biraz bu düşünce vardı aslında.
Çünkü Anadolu güçlenirse Türkiye güçlenirdi.
Bugün bazı tesisler kapanmış olabilir, bazı projeler yarım kalmış olabilir. Ama o dönemde atılan adımların hâlâ hafızalarda olması bile önemli. Demek ki insanlar yapılan işi unutmasa da, yapılan niyeti hiç unutmuyor.
Bazen düşünüyorum da…
Bugün bir siyasetçi herhangi bir ilçeye gidince birkaç fotoğraf çektirip dönüyor. Ama yıllar sonra insanlar onun adını kaç kez anıyor? İşte mesele burada başlıyor.
Erbakan Hoca’nın ismi hâlâ anılıyorsa, bunun sebebi yalnızca siyasi görüşü değil; Anadolu insanında bıraktığı “samimiyet hissi.”
*Kastamonu’nun Hafızasında Yer Eden İsimlerden Biri*
Kastamonu insanı kolay kolay herkesi bağrına basmaz. Hele ki yıllar geçmesine rağmen bir ismi hâlâ hayırla anıyorsa, orada başka bir bağ vardır.
Özellikle Taşköprü, Devrekâni ve çevresinde belli yaşın üzerindeki insanlarla konuşunca bunu hissediyorsunuz. Kimisi bir fabrikanın temel atma törenini anlatıyor, kimisi o dönemki heyecanı…
Aslında bu biraz da Anadolu’nun vefa duygusu.
Çünkü bu topraklarda insanlar sadece ne söylendiğine bakmaz; “Bizim için ne yaptı?” diye düşünür.
Belki bugün teknoloji çağındayız. Sosyal medya var, reklam var, algı var. Ama samimiyet hâlâ en güçlü şey olarak kalıyor.
Eski gazetelere bakınca bunu daha net hissediyor insan. Büyük vaatlerden çok, memlekete kazandırılan hizmetler konuşuluyor.
Ve galiba bu yüzden bazı isimler unutulmuyor.
*Geride Kalan Sadece Siyaset Değil*
Necmettin Erbakan denildiğinde herkesin farklı bir düşüncesi olabilir. Seven olur, eleştiren olur. Bu çok doğal. Ama bir gerçeği teslim etmek gerekiyor:
O, Anadolu’nun kalkınması için mücadele eden siyasetçilerin en dikkat çeken isimlerinden biriydi.
Bugün Kastamonu’nun geçmişine dönüp bakınca, sanayi hamlelerinden yol projelerine kadar birçok başlıkta onun döneminden izler görmek mümkün.
Belki bazıları tamamlandı, bazıları yarım kaldı.
Ama önemli olan şu:
Birileri Anadolu’nun unutulmaması gerektiğini yıllar önce yüksek sesle söyledi.
Şimdi dönüp eski gazete kupürlerine bakınca insan ister istemez şunu düşünüyor:
Bugün gerçekten memleket için hayal kuran kaç kişi kaldı?
Belki de bu yüzden, yıllar geçse bile bazı isimler hâlâ konuşulmaya devam ediyor.



































