Milli Gazete yazarı Nedim Odabaş ile Kastamonu üzerine yapılan samimi bir sohbet, şehrin sadece tarihiyle değil insanıyla da neden unutulmaz olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Bazen bir şehir anlatılmaz, yaşanır.
Ama bazı insanlar vardır ki yaşadıklarını öyle bir anlatır ki, siz de o şehri hiç gitmeden hissedersiniz.
Milli Gazete yazarı Nedim Odabaş ile Kastamonu üzerine yaptığımız sohbet tam olarak böyleydi. Bir röportaj gibi başladı, ama kısa sürede bir hatıra yolculuğuna dönüştü.
*“Kastamonu, sadece bir şehir değil, bir his”*
Sohbete klasik bir soruyla başladım:
“Kastamonu sizin için ne ifade ediyor?”
Nedim Odabaş hiç düşünmeden cevap verdi:
“Kastamonu’yu anlatmak kolay değil. Çünkü burası sadece bir şehir değil, bir his. Her köşesi tarih, her taşı bir hatıra.”
Gerçekten de Kastamonu, sıradan bir Anadolu şehri değil. Evliya Çelebi’nin “Evliyalar Şehri” dediği, Osmanlı’nın derin izlerini taşıyan bir yer.
Odabaş, bu durumu şöyle özetliyor:
“Gezip gördüğünüzde anlıyorsunuz ki Kastamonu, sadece geçmişiyle değil, ruhuyla yaşayan bir şehir.”
*Nasrullah’tan içilen bir yudum su*
Söz, Nasrullah Camii ve şadırvanına geldiğinde yüzünde hafif bir tebessüm oluşuyor.
“Orada içtiğiniz bir yudum su, sıradan bir su değil,” diyor. “O suyun içinde tarih var, huzur var. Hatta bir inanış vardır; o sudan içen bir daha Kastamonu’ya gelir.”
Bu cümle aslında şehrin özeti gibi.
Çünkü Kastamonu, geleni kendine bağlayan bir şehir.
Belki bir manzarasıyla, belki bir insanıyla, belki de sadece bir anıyla…
Odabaş’a göre bu bağın en güçlü noktası ise insanı:
“Kastamonu insanı güvenilir, samimi ve çalışkandır. Bu şehirde en çok insanı seversiniz.”
*Güzellikler kadar eksikler de var*
Sohbet ilerledikçe konu sadece güzelliklere değil, eksiklere de geliyor.
Odabaş bu noktada açık konuşuyor:
“Kastamonu’nun değerleri çok büyük ama bu değerler yeterince tanıtılamıyor. Turizm açısından hak ettiği yerde değil.”
Gerçekten de böylesine zengin bir tarih ve kültüre sahip bir şehrin daha fazla görünür olması gerektiği ortada.
Ancak buna rağmen şehirde bir hareketlilik olduğunu da vurguluyor:
“İnsanlar çabalıyor. Esnaf, sanayici, yerel yönetimler… Herkes bir şeyler yapmak istiyor. Bu umut verici.”
*Bir gazetecinin gözünden Kastamonu*
Nedim Odabaş’ın Kastamonu’ya bakışı, sadece bir ziyaretçinin değil; aynı zamanda bir gazetecinin bakışı.
Gözlemliyor, dinliyor ve not alıyor.
“Kastamonu’da dolaşırken insanların zorluklarına rağmen umudunu kaybetmediğini gördüm,” diyor. “Bu çok kıymetli.”
Belki de bu yüzden bu şehir, sadece tarihiyle değil; direnciyle de dikkat çekiyor.
*Bir şehirle kurulan bağ*
Sohbetin sonunda Odabaş’a son bir soru sordum:
“Kastamonu’ya tekrar gelir misiniz?”
Gülümseyerek cevap verdi:
“Nasrullah’tan su içtik bir kere… Gelmemek mümkün mü?”
Bu cevap, aslında her şeyi anlatıyor.
Kastamonu’dan ayrılırken aklımda şu kaldı:
Bazı şehirler vardır, sizi bırakmaz.
Kastamonu da onlardan biri.
Belki bir şadırvandan içtiğiniz suyla…
Belki bir insanın samimiyetiyle…
Belki de sadece hissettirdikleriyle…
Ama bir şekilde sizi kendine bağlar.
Ve bir gün mutlaka geri çağırır.
Selam ve dua ile…



































