hicrethaber,cumhurbaşkanı,başkan,filistin,libya,ıran,ırak,hac,siyaset,erbakan,saadet,akparti,chp,eğitim,sağlık,moda,magazın,yurt,gazete,
SÎNEDEKİ CEVHER
KÂMİL ÇAKIR

KÂMİL ÇAKIR

SÎNEDEKİ CEVHER

30 Ocak 2021 - 18:15

Bu fani, gelip geçici âlemde insanın mutlu olmasını sağlayacak tek gerçek, Âlemlerin Rabbi’ne olan iman ve teslimiyettir. Bu iman ve teslimiyettir onu ayakta tutacak ve ona anlamlı bir hayat yaşatacak olan... Zorluklarla dolu bir dünyada, daha da zorlu bir akıbetten emin olarak yaşayabilmenin yolu imandan geçer. Yaratanını tanıması ve O’na ibadet etmesi maksadıyla yaratılan insan, bu maksada uygun yaşadığı sürece mutlu olur ve ebedi saadete erer.

Bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek, doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimsemek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak, güvenmek ve samimiyetle inanmak anlamlarına gelen iman, Hz. Peygamber'i, Allah Teâlâ'dan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerde tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmaktır.

Hz. Cebrail’in sahabeyi bilgilendirmek üzere insan suretinde gelip Peygamber Efendimize yönelttiği “Bana imandan haber ver” sorusuna Hz. Muhammed’in verdiği “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir.” cevabı imanın içeriğini tarif etmektedir. Biz bu husustaki imanımızı “Amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülihi ve’l-yevmi’l ahiri, ve bi’l kaderi hayrihi ve şerrihi min’Allahi Teâlâ. Ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakkun. Eşhedü en la ilahe ill’Allah. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulüh.” kavli şerifini dil ile okuyup kalp ile tasdik eder ve hayatımıza tatbik ederiz. Bu iman esasları bizim hayat düsturumuzdur.

Biraz daha tafsil ederek imanı şöyle tarif ederiz: “Allah Teâlâ” diye mukaddes ismini zikrettiğimiz şanı büyük yaratıcıyı Rahman, Rahim, Halik, Cebbar, Rezzak, Hakim, Aziz, Tevvab gibi daha bir çok mukaddes isimleri ve varlığı (Vucud), ezeliyeti (Kıdem), ebediyeti (Beka), bir ve yegane oluşu (Vahdaniyet), yaratılmışlara benzememesi (Muhalefetü’n-li’l-havadis), kendi kendine var oluşu (Kıyam bi nefsihi) gibi sadece Cenab-ı Allah’ta bulunup yarattıklarında mecazi de olsa bulunmayan ve kendi zatına mahsus bir hayatı (Hayat), bütün kainatı kuşatıcı ilmi (İlim), dilediğini mutlaka yapan iradesi (İrade), her şeye hakkıyla yeten gücü (Kudret), her şeyi hakkıyla işiten (Semi) ve gören (Basar) oluşu, harften ve sesten münezzeh kelamı (Kelam), yoktan var eden gücü (Tekvin) ile zatına sabit olan sıfatları ile bilmek ve inanmak.

Kudretine ve hikmetine sınır olmayan Allah Teâlâ’nın, varlığını bilip kendisine ibadet ve itaatta bulunmaları için ateşten cinleri ve topraktan insanları yarattığı gibi, insandan önce nurdan yarattığı; yemeyen, içmeyen, yorulmayan, evlenmeyen, doğup doğurmayan, çeşitli sayılarda kanatlara sahip, Hak Teâlâ’nın emirlerine asla isyan etmeyen, varlıkları bütün peygamberler ve semavi kitaplar tarafından bildirilen, Allah’a kulluk ve itaat etmekle görevli olmalarının yanında bu âlemde bir takım işler ile görevli olan meleklere iman etmek.

Varlıklarıyla beşeriyet âlemine şeref vermiş olan peygamberlerin ümmetlerini, yaratılışlarındaki hikmetleri, vazifeleri, dünya ve ahiret hayatını, hayatlarını düzene koyacak kaideleri, Yaradan’a karşı görevleri, diğer insanlara ve çevreye karşı sorumlulukları gibi hayat rehberi konusunda Hak Teâlâ tarafından verilmiş olan ilahi talimatların içinde bulunduğu, insanlık âleminin pek fazla ihtiyacı olan ve Allah tarafından kullarına ihsan buyurulan semavi kitaplara iman etmek. Allah’ü Teala’nın kullarına dinini bildirmek için memur ettiği pek muhterem insanlar olan ve her birini başkalarının meydana getiremeyeceği harikulade şeyler (Mucize) ile mücehhez kıldığı, korunmuş ve masum (İsmet), özü ile sözü, sözü ile fiili bir ve tutarlı (Sıdk), her türlü güvene sahip (Emin), zeki (Fetanet) ve emrolundukları şeriat hükümlerini ümmetlerine olduğu gibi bildiren (Tebliğ), Hz. Âdem ile başlayıp Hz. Muhammed ile son bulan ve her biri Allah’ın elçisi olan Peygamberlere iman etmek.

Yaratılmış her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi hem bu fani âlemin hem içindekilerin bir de sonu vardır. Fani âlemin sona erişi, aynı zamanda baki âlemin de başlangıcıdır. Bu dünyadan sonra, herkesin yeniden dirileceği, dünyada yapılanların zerresine kadar hesaba tabi tutulacağı, inananların Rabbine kavuşma günü olan, inanmayanların ise pişmanlık yaşayacağı, mazlumların zalimlerden hakkını alacağı, iyilerin canlarının çektiği ve gözlerinin hoşlandığı her şeyin bulunduğu cennetle mükâfatlandırılıp, kötülerin derin kuyuları olan cehennemle cezalandırılacağı, ilahi adaletin kemaliyle tecelli edeceği, bitmez ve tükenmez bir halde devam edecek olan ahirete iman etmek.

Zaman ve mekândan münezzeh olan Allah Teâlâ’nın sınırsız ilmi ile ezelden ebede, her şeyin önünde ve arkasında olanı, gelecekte olacağı ve geçmişte olmuşu ilim sıfatı ile bilip takdir etmesi olan kadere ve bu takdirin yeri ve zamanı geldiğinde irade, kudret ve tekvin sıfatları ile yaratılıp gerçekleşmesi olan kazaya iman etmek. Kader ve kazaya iman eden kişi hayır ve şer, iyi ve kötü, canlı ve cansız ne varsa her şeyin Allah’ın bilgisi ve dilemesi dâhilinde olduğunu, her şeyin bir ölçü içinde ve bir hikmete göre meydana geldiğini bilir ve öyle inanır. Bu inanç onun hayatını huzur içinde geçirmesine vesile olur.

Allah’a iman teslimiyeti, meleklere iman güveni, kitaplara iman hakiki yolu, peygamberlere iman örnek şahsiyeti, ahirete iman adaleti, kader ve kazaya iman sorumluluğu güçlendirir. Hepsi birlikte sînede bir cevher oluşturur ki, ona asla kıymet biçilemez. Güzel davrananlara daha güzel karşılıklar ve bir de fazlası (Rıza-yı Bârî) olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum