Körfez bölgesinde tırmanan askeri hareketlilik, yerel monarşilerin egemenlik haklarını ve topraklarındaki yabancı varlığını tartışmaya açtı. Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi ülkelerde konuşlanan ABD üsleri, bu devletleri çatışmanın doğrudan cephesi yapıyor. Washington’ın her operasyonu kendi kıtasından yönetemeyeceği gerçeği, bu üslerin hayati önemini kanıtlıyor.
İran’ın, topraklarını saldırı için kullandıran körfez yönetimlerin hedef alınacağını açıklaması, bağımsızlıkların ipotek altında olduğunu gösteriyor. Sokaktaki vatandaş, yabancı güçlerin kendi mahallesinde borusunun ötmesinden bıktı. Körfez halkı ağır boyunduruğu ve aşağılanmayı kabul etmiyor. Bölge insanı, yöneticilerinin kimin kılıcını salladığını biliyor ve ihaneti asla unutmayacağını bilinmelidir.
Tahran’ın Misilleme Hamlesi ve Meşru Müdafaa Sınırları
İran’ın askeri hamleleri, sistematik meşru müdafaa ve stratejik mukabele olarak okunmalıdır. Kaynakları kurutulan ve yöneticileri suikasta uğrayan devletin, saldırı merkezi noktalarını vurup devre dışı bırakması rasyonel cevaptır. Savaşın asıl motoru, İsrail ve Amerika’daki lobilerin bölgeyi yeniden dizayn etme hırsıdır.
Hakikati gizlemek, şiddet sarmalını besleyen en büyük dezenformasyon kaynağıdır. İran’ın sadece komşularını vurduğu iddiası kasıtlı propaganda dilidir. Asıl mesele, saldırılara yataklık eden noktaların etkisiz hale getirilmesidir. Çünkü adalet terazisi bozulduğunda namluların konuşacağı gerçeğini Tahran tüm dünyaya açıkça gösterdiği direnç stratejisi, emperyalist kuşatmayı yarmak için tek gerçekçi yoldur. Haklılık en büyük güç olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.
Enerji Savaşlarında Petrol Tesisleri ve Finansal Çöküş
Petrol altyapısına yönelik oeprasyonları, küresel finans sisteminin damarlarını hedef alan asimetrik savaşın en net örneğidir. Körfezdekiler başta olmak üzere vurulan rafinerilerin mülkiyet yapısı incelendiğinde, çoğunun ABD şirketleri ve Batılı sermaye gruplarıyla ortak olduğu görülüyor. Tesislerin imhası, doğrudan emperyalizmin finansal kaynaklarını ve enerji hakimiyetini sarsıyor.
Venezuela gibi alternatif kanalların devreye sokulma çabası, bölgedeki enerji güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu kanıtlıyor. Petrol gelirlerinin direnç hatlarını yok etmek için kullanılması, Batı’nın sömürgeci çarkına çomak sokarken aynı zamanda hiçbir varil petrol kirli savaşları finanse edemeyecek. Doların saltanatı sarsılırken, küresel piyasalar büyük yıkımın eşiğinde tir tir titreyeceklerdir.
İsrail ve ABD İttifakında Yaşanan Büyük Sarsıntı
İsrail’in çatışmadan kârlı çıktığı algısı, sahadan gelen somut veriler ışığında hızla çökmektedir. Tel Aviv’in füze yağmuruyla sarsılması ve savunma sistemlerinin delinmesi, demiryolu hatlarının devre dışı kalması, deniz ve hava limanlarının devre dışı bırakılması, askeri üstlerinin yerinde yeller esmesi yenilmezlik mitinin sonuna gelindiğini işaret ediyor. ABD uçak gemisinin etkisiz hale getirilmesi, küresel askeri dengelerin nasıl değiştiğini gösteren çarpıcı örnektir.
Amerikan ekonomisinin bu çapta savaşı uzun süre kaldıramayacağı gerçeği, Washington’ın bölgedeki varlığını bitirebilir. İsrail, Batı desteğiyle ayakta kalmaya çalışsa da stratejik izolasyon nedeniyle içten içe çöküyor. Yenilmez sanılan orduların kırılganlığı artık herkesin dilinde alay konusuna dönüştü. Sömürgeci yapının sürdürülebilirliği bitti. Batı’nın ileri karakolu sallanıyor ve yıkılması an meselesidir.
İslam Dünyasında Liderlik Krizi ve İhanet Sarmalı
Gazze trajedisi, İslam dünyasındaki liderlik krizini ve işbirlikçi yönetimleri tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkardı. Körfez monarşilerinin, dindaşları katledilirken sessiz kalmaları ve saldırganlara lojistik destek vermeleri, halkta büyük öfke biriktirdi. İbrahim Anlaşmaları gibi diplomatik kılıflar, yönetimlerin halkı değil Batılı efendilerini koruduğunu kanıtlıyor.
İran’ın tutumu, geniş kitleler tarafından onurlu mücadele olarak görülüyor. Yaşanan büyük sarsıntı, ya bölge ülkelerinin kendine gelmesine ya da rejimlerin tasfiyesine yol açacaktır. Halkın vicdanı ile sarayların ihaneti arasındaki uçurum artık kapanamaz noktaya ulaştı. İhanet sarmalı içindeki liderler, kendi sonlarını kendi elleriyle hazırlıyorlar.
Stratejik Eylem Önerileri ve Bölgesel Kurtuluş Reçetesi
Türkiye proaktif diplomasi yürütse de sadece itidal çağrıları kaosu durdurmaya yetmez. Bölge devletleri, topraklarındaki yabancı üslerin faaliyetlerini derhal askıya almalı ve tam egemenliklerini geri kazanmalıdır. Enerji güvenliği için Batı’ya bağımlı olmayan bölgesel savunma paktı acilen kurulmalıdır.
Ankara, komşularının toprak bütünlüğünü savunurken Körfez ile bağlarını halkın çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırmalıdır. İşbirlikçi yönetimlere karşı sokağın sesini önceleyen dış politika geliştirilmelidir. Küresel güçlerin çekilme sürecinde oluşacak boşluk, emperyalist maşalarla değil kardeşlik hukukuyla doldurulmalıdır. Somut adımlar atılmalı ve yeni nesil tahkimat hattı hızla tahkim edilmelidir. Gelecek, kaderini eline alan cesur milletlerin olacaktır.
SADİ ÖZGÜL



































