hicrethaber,cumhurbaşkanı,başkan,filistin,libya,ıran,ırak,hac,siyaset,erbakan,saadet,akparti,chp,eğitim,sağlık,moda,magazın,yurt,gazete,
RAHMETTİ DİĞER ADI
KÂMİL ÇAKIR

KÂMİL ÇAKIR

RAHMETTİ DİĞER ADI

20 Haziran 2020 - 15:28

Hz. İbrahim’in son duasıydı “Ey Rabbimiz! Oara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, üzerlerine ayetlerini okusun, kendilerine Kitab'ı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapsın!” dileği.
Hz. Îsâ’nın İsrâiloğullarına hitaben müjdesiydi “Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş bir elçiyim” sözü.
Tertemiz soydan geliyordu Abdülmuttalip... Allah kendisine on erkek çocuk verirse, bunlardan birini Kâbe’nin yanında Allah için kurban edeceğine dair söz vermişti Rabbine. On oğlu olunca kura çekilmişti adet üzere… Sekizinci evladı Abdullah’a çıkmıştı kura... Baba ve oğula teslimiyet yaraşırdı adak konusu gerçekleşince. Ne var ki, baba yüreği buna dayanamadı ve başka çareler aradı adağın yerine geçebilecek. Bulunan çare diyetti. O dönemde bir insan canının diyeti on deve idi. Her seferinde kura Abdullah’a çıkıyordu ve her seferinde develerin sayısı on artırılıyordu. Abdullah’a karşılık konan develerin sayısı yüze ulaşınca kura bu kez develere çıkmıştı. Herkes derin bir nefes almış, Mekke halkı bayram etmişti.
Dünya, büyük dedesi İsmail gibi yüz deve karşılığı kurban olmaktan kurtulmuş ve ahlaki değerleri hayatına adapte etmiş olan Abdullah ile onun taht-ı nikahına aldığı, tertemiz bir sulbden, ahlaki meziyetlerle dolu bir soydan gelen, asalet ve faziletlerle süslü, haya ve edep dolu bir hanım olan Hz. Amine’nin evladı olarak MS 571’de, Fil Yılı'nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) Pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke'de dünyaya gelen Muhammed’in nuruyla aydınlandı.
Hz. İbrahim’in duası kabul edilmiş, Hz. Îsâ’nın müjdesi gerçekleşmiş ve beklenen son peygamber Hz. Muhammed dünyayı teşrif etmişti. Bu gerçeği Hz. Muhammed “Ben atam İbrahim’in duası, Îsâ’nın müjdesiyim” diyerek teyit edecekti. “O seni yetim bulup barındırmadı mı?” ilahi fermanıyla yetişen Resul, babası Abdullah’ın ve büyük atası Hz. İbrahim (as)’in oğlu Hz. İsmail’in (as) kurban edilmekten kurtulmuş olduğunu kastederek “Ben, iki kurbanlığın oğluyum” demiş ve onların izinde olduğunu dile getirmişti.
Dünya özlemişti kardeşliği. Merhamete hasretti dünya. Çölleşen vicdanlar bir damla sevgiye susamıştı.
Beklenen gelmişti. Yeniden doğuyordu insanlık. Yeniden diriliyordu her şey. Bir değişim yaşıyordu dünya. Bir değişim yaşıyordu âlem. Bir değişim başlamıştı evrende. Nuru kaplamıştı karanlık ufukları.
Putperestlerin sarayları yerle bir olurken, kardeşlik binaları yükseliyordu. Putlar yüzüstü yıkılırken, tevhit inancı ayağa kalkıyordu. Save Gölü kururken, asırlardan beri kurumuş olan Semave vadisi ile kuruyan hayatlara su doluyordu. Kisra'nın sarayı zelzele geçirirken, yıkılan yuvalar yeniden inşa ediliyordu. Bin yıldan beri hiç sönmeden yanmakta olan ateşperestlerin ateşleri sönerken, geceler nurla aydınlanıyordu. Herkes o gecede ne olup bittiğinin şaşkınlığı içerisinde ürperip titremeye başlarken, her taraf gündüz gibi aydınlanıyor, yıldızlar yeryüzüne salkım salkım iniyordu. Zalimleri korku bürürken, zulmün ve zulmetin getirdiği bütün korku ve dehşet ortadan kalkıyordu. Kâbe-i Muazzama da o gece Makam-ı İbrahim tarafına secde ediyor, etrafa “Allahu Ekber, Allahu Ekber” diye tekbir sesleri ile “Beni müşriklerden ve cahiliye zamanının kötülüklerinden temizlediler.” diye bir ses yükseliyordu. Sokaklarda “Ahmed’in yıldızı doğdu! Ahmed’in yıldızı doğdu!” sesleri yankılanıyordu.
Doğum sancısı çekmeyen Hz. Amine’in evladı melekler tarafından yıkanmış ve sırtına peygamberlik mührü vurulmuştu. Dede Abdülmuttalip torununun dünyaya geldiği müjdesini alınca onun şerefine bir ziyafet vermiş, ona “Gökte Hakk, yeryüzünde halk, onu hayırla ansınlar” diye Muhammed, annesi de “Cenab-ı Hakk'ı yüce sıfatları ile öven, hamt eden kimse olsun” diye Ahmed adını vermişti.
O, sevecen, hassas, adil, merhametli, ilgili, düşünceli, şefkatli, sabırlı, anlayışlı, nazik, duyarlı, saygılı, sorumluluk sahibi, vefakâr ve güler yüzlü bir eş; fedakâr, çocuklarıyla çocuklaşabilen ve biri hariç bütün evlatlarının acısını görmüş yüreği yanık bir baba; şakacı, ağzı dualı, öpüp koklayan, candan ve sımsıcak bir dede; iyiliksever, nazik, hatır gözeten, diğergâm, her zaman paylaşmaya hazır, iyi ve kötü günlerde yalnız bırakmayan ve kapısı daima açık bir komşu; güleç, sılayırahime özen gösteren, ilgili, nezih, iyi huylu, sevilen ve sayılan bir akraba; konuşkan, paylaşımcı, cömert, yoldaş, derttaş, gönüldaş, sıcakkanlı, seven ve sevilen bir dost; zorlaştırmayıp kolaylaştıran, zeki, sabırlı, sakin, anlatımı açık, anlayışı derin, anlaması seri, öğrettiklerini bilen, bildiklerini yaşayan, güler yüzlü, sözü özlü, uyarıcı, müjdeleyici, örnek olan ve vahyi tebliğ eden bir eğitimciydi.
O, âlemlere gönderilen rahmet elçisiydi.
İnsanı insan yapan bütün güzelliklerin odaklandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Peygamber’in doğumudur mevlid…
Onun bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve metanetini, kerem ve cömertliğini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlâkıyla güzelleştirmektir emelimiz.
Ona ümmet, şefaatine nail olmak ümidiyle…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum