hicrethaber,cumhurbaşkanı,başkan,filistin,libya,ıran,ırak,hac,siyaset,erbakan,saadet,akparti,chp,eğitim,sağlık,moda,magazın,yurt,gazete,
GÜN BİZİM, YARIN BİZİM…
KÂMİL ÇAKIR

KÂMİL ÇAKIR

GÜN BİZİM, YARIN BİZİM…

23 Ocak 2021 - 23:09

Âlemleri yoktan var eden Rabbimize hamd, sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v), onun âl ve ashâbına salât ve selam, kıyamet gününe kadar İslam yolunda yürüyenlere selam olsun!

Yeryüzünde insanlık Hz. Âdem ile başlamıştır. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberler Allah’ın varlığı ve birliğini ifade eden tevhid ilkesini savunmuştur. Bizi en güzel surette yaratan, bu tasarrufuyla bize şereflerin en büyüğünü bahşeden Yüce Allah, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla bize yol göstermiş, doğruyu ve yanlışı bildirmiştir. Bizim için tek gerçek, Âlemlerin Rabbi’ne olan iman ve teslimiyetimizdir.

İslam, toplumun huzur ve mutluluğuna önem vermiş, bu huzuru ve mutluluğu gerçekleştirmek için bazı kurallar koymuştur. Bireylerin sevgi ve saygı içerisinde kardeşçe yaşamasını önemseyen, bedenen ve ruhen sağlıklı nesiller yetiştirmeyi şiar edinen İslam’da örnek alınması gereken en güzel model Hz. Muhammed’dir (s.a.v). Hem geleceğe emin adımlarla yürümek hem de ebedi hayatı kurtarmak için önce kendimizi, sonra da gençlerimizi İslam inancı üzere yetiştirmeliyiz. Kendimizi ve neslimizi cennete sokacak ve cehennemden uzaklaştıracak şeylerle mücehhez olmalıyız.

Emredilen her ibadette bizim için birçok faydalar mevcuttur. Gönülde, dilde ve davranışlarda istikamet alışkanlığı kazandıran tevhid akidesinden, ruhsal yapıyı güçlendirmesinin yanı sıra fiziksel yapıyı da dengeleyen namaza; nimetin kadrini bilmeyi ve nimete şükretmeyi öğreten oruçtan, kalbi cimrilik hastalığından ve malı fakirin hakkından temizleyen zekâta; benlik duygusunu törpüleyen ve nefse sevgili gelen her şeyin feda edildiği kurbandan, hem maddi hem de manevi bir ibadet olan hacca kadar bütün görevler insanın ve insanlığın hayrına ve mutluluğunadır. Bunlar, geldiği asra hitap ettiği gibi asırlar sonrasına da cevap üretecek mahiyetteki kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet olan Kur'an’da dile getirilmiştir. Uygulama örneğini de insanı insan yapan bütün güzelliklerin odaklandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) bizlere yaşantısıyla göstermiştir.

İhtiyaç, nimet veya hatalardan dolayı rahatlık, huzur ve mutluluk kazandığımız; bize ilahi bir yücelme sağlayan duamızla huzuruna durduğumuzda bize bahşeden; hayatın ritmine uyup görevlerimizi aksattığımızda ve geçmişle ilgili pişmanlıklar yaşadığımızda güzel bir armağan olan tövbe ile bizi sevindiren; yıl içerisinde rahmet mevsimi aylarıyla; toplum arasında düşünce, inanç, amaç ve hizmet birliğini sağlayan günleriyle; arınma, paklanma, aklanma, ibadet, dua ve istiğfar geceleriyle; saadete ermenin şifresi, yüce duyguların zirve yaptığı, güzel hasletlerin canlandığı, sürpriz ihsanların içinde olduğu bayramlarla bizi ödüllendiren Yüce Allah, huzurun temelini de ailede kurmuştur.

İslam’ın üzerine bina edildiği ümmet anlayışı içinde, aynı değerlere inanan insanların arasında ebedi ve kutsi bir bağ olan kardeşlik bağı ile bağlı, barış ve müsamaha içinde, herkesin güvendiği bir fert olarak, inanmakla kalmayıp inandığı gibi yaşayan, güneşin doğup aydınlattığı her yeri huzur yuvası yaparak, şefkat, muhabbet, hürmet ve edep üzere, Ensar anlayışıyla yaşamak asli görevimizdir. Bu inançla tarihte dünyanın çeşitli yerlerinde, tüm insanlığın yüz akı olan medeniyetler inşa ettik ve inşa etmeye devam edeceğiz.

Her doğan ölmeye adaydır. Bu ölümlü dünyada nasıl yaşadığımız, ahirette önümüze çıkacak tek şey olacaktır. Hakkın karşısında her zaman batıl olmuştur. Önemli olan bizim hangi tarafta yer aldığımızdır. Fiziki olarak mükemmel yaratılan bedenimizi, bize verilen ruhla bütünleştirebilmemiz ve huzuru yakalayabilmemiz için, Yüce Allah’ın gönderdiği elçilere uymamız, emirleriyle hayatımızı düzenlememiz, İslam fıtratı üzere başlayan hayatımızı tevhid inancıyla devam ettirmemiz gerekir. Amacımız özümüzde ilahi sır olarak taşıdığımız ruhumuzu, Allah’ın bahşettiği güzelliklerle donatarak, Allah’ın muhabbetine nail olan bir kul mertebesine yükselmek olmalıdır.

Bunu başardığımız zaman gün bizim, yarın bizim, dünya ve ahiret saadeti hepimizin olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum