Maddi manevi sıkıntılı bir yıldan, daha sıkıntılı bir yıla giriyoruz.
Mübarek üç aylara da girdik.
Allah cc maddi manevi hayırlar getirsin. Amin.
Bu dünya fani.
Ve ölüm ani.
Hakikati dünyayı
Bediüzzaman ra ne güzel anlatmış risale i nurda.
İşte bir numunesi.
Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat, o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için birbiri içinde in'ikas edip göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi dar iken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünki o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi madum ve gayr-ı mevcud oldukları halde, birbiri içinde in'ikas edip gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır, madum bir dünyayı mevcud zannedersin. Nasıl bir hat, sür'at-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-i vücudu ince bir hat olduğu gibi; senin de dünyan hakikatça dar, fakat senin gaflet ve vehm ü hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin tahrikiyle kımıldansan, başını çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki: O geniş dünyan; kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz. Senin zamanın ve ömrün, berkten daha çabuk geçer; hayatın, çaydan daha sür'atli akar.
Madem dünya hayatı ve cismanî yaşayış ve hayvanî hayat böyledir; hayvaniyetten çık, cismaniyeti bırak, kalb ve ruhun derece-i hayatına gir. Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir daire-i hayat, bir âlem-i nur bulursun. İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdaniyet sırlarını ifade eden "LÂ İLAHE İLLALLAH" kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir.
Lemalar - 136
Bundan ne kadar gafiliz.
Dindar lar bile dalmış dünyaya. Gidiyor kıyamete.
Lanetli kavmi yehud "tanrıyı kıyamete zorlamak" diye feci bir vahşet ve dehşet yaşatıyor dünyaya.
Ve dünya, hususan islam alemi sessiz, duyarsız..
İzzet i islam yok edildi.
Müslümanlar iğdiş edildi.
Nesiller gidiyor.
Dur diyen yok.
Zihinler esir alınmış digital beyin kontrolü ile.
Silahlar vahşi ve sinsi.
Elhasıl mertlik kalkmış.
Maddi manevi...
Bu gidiş hayra alamet değil.
Elbette müslüman ümitvar olur.
Bunun için maddi manevi zemin ve gayret lazım.
Dünya bu. Adetullah kanunları var, uymamız gereken.
Yine asrın imamına kulak verelim ve uyalım.
" Gafil nefis, âhireti dünyanın bitişiğinde ve dünya ile bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silâh vardır. Dünyanın zeval ve fenasının eleminden kurtulmak için âhireti düşünmekle ümidvar olur. Âhiret için lâzım olan a'mal külfetine gelince, gaflet veya tegafül ile ondan da kendisini kurtarır. Ölmüş olanların hayatta olmadıklarını düşünmüyor. Ancak sefere gidenler gibi, görünmüyorlarsa da hayattadırlar, diye zanneder. Ve ölüme o kadar ehemmiyet vermiyor. Bazı dünyevî işlerini ebedîleştirmek için şöyle bir desisesi de vardır ki: "Matlublarımın dünyada semereleri olmasa da, esasları âhiret ile muttasıl ve âhirette faideleri vardır" diye müteselli oluyor. Meselâ: İlim gibi, "Dünyada menfaati olmasa bile âhirette faidesi vardır" diye iyi ciheti göstermekle, kötü ciheti altında yutturur.
Hülâsa:
Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan sofestaî, heva da bektaşîdir."
Mesnevi-i Nuriye - 183
Söz budur.
Ve bunun üstünde söz olmaz.
Vesselam.
































