“Miras, hatıralarla değil; omuzlanan sorumlulukla yaşar.”
Bazı isimler vardır; anıldığında sadece geçmişi değil, bugünü de rahatsız eder. Çünkü o isimler, övülmekten çok ölçülmeyi gerektirir. Başbuğ Alparslan Türkeş, işte tam da böylesi bir isimdir: hatıra değil, mihenk taşı…
Onu konuşmak kolaydır;
Ama onun gibi kalabilmek, zor zamanlarda bile kendinden ödün vermemek… işte mesele burada başlar.
Türkeş’in yürüyüşü, konforun değil; bedelin yoluydu. O, fikrini şartlara göre eğip bükmedi; şartları, inandığı hakikate göre zorladı. Bu yüzden onun hikâyesi bir kariyer değil, bir karakter anlatısıdır.
Şimdi dönüp kendimize bakalım:
Biz, fikirlerimizi koruyor muyuz, yoksa onları günün rüzgârına mı bırakıyoruz?
O, milliyetçiliği bir söylemden çıkarıp bir sorumluluk alanına dönüştürdü. Ahlakı merkeze koydu; disiplini, sadakati ve istikameti bir bütün olarak yaşadı. Bu yüzden onun adı, sadece siyasetle değil; bir duruşla anılır.
Fakat her büyük miras gibi, bu miras da herkesin elinde aynı anlamı bulmadı.
Onun yolunu takip edenler oldu…
Sessizce, gösterişten uzak, sorumlulukla yürüyenler…
Ama aynı zamanda;
Adını dillerine alıp özünü terk edenler,
İlkeyi değil imajı büyütenler,
Davanın yükünü değil, etiketini taşıyanlar da çoğaldı…
Ve burada kaçınılmaz bir gerçekle yüzleşiyoruz:
Bir dava, düşmanlarının saldırısıyla değil;
Kendi içindeki savrulmayla yıpranır.
Bugün Türkeş’i anmak, aslında kendimizi tartmaktır.
Onun bıraktığı ölçüye göre…
O, zor zamanda susmadı…
Biz, hangi konfor karşılığında susuyoruz?
O, yalnız kalmayı göze aldı…
Biz, kalabalığın dışında kalmaktan ne kadar korkuyoruz?
O, sözünü yaşadı…
Biz, sözümüzü ne kadar yaşayabiliyoruz?
Tasavvuf ehlinin ifadesiyle:
“Yol, yürüyenin hâliyle belli olur.”
O, hâliyle yol gösterenlerdendi.
Gösterdiği yol, sadece geçmişe değil; bugüne ve yarına da hitap ediyor.
Bu yüzden Türkeş’i anlamak, bir kişiyi tanımak değil;
Bir sorumluluğun farkına varmaktır.
Rabbim, bize hakikati savunan değil, hakikat üzere yaşayan bir duruş nasip etsin…
Emaneti yük değil, şeref bilenlerden eylesin…
Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle yâd ediyoruz…
Mekânı cennet, makamı âli olsun…
Ve bizlere de;
İsimlerin gölgesinde yürüyen değil,
O isimlerin hakkını verebilen bir irade nasip etsin.
Selam ve Saygılarımla…



































