Gösterişli teselli tedbirlerine rağmen, cemiyetimizin puslu manzarasında, halimizin en acıklı nahiyesi, bugüne kadar daima genç zümre olmuştur…
Bu zümreyi meydana getiren iki asli unsurdan genç kız; eskinin esir mezatlarını aratan bir vahşet gümbürtüsü içinde, güzellik müsabakalarının hedefi olduğundan beri, kendisindeki cazibe sıfatı derin yaralar almaya başlamıştır…
Bu yolla, köksüz, dönme ve devşirme muhitlerin, her koldan saldırarak, şu genç kız tipini vücuda getirmeyi biricik hedef kabul etmişlerdir: saçtan, kaştan, kirpikten ve en önemlisi tabiîlikten soyunmuş… Her şeyi takma… Öylesine soyunmaya teşvik edilmiş ki, gizliyi öldürecek kadar… Merhametli yufka yüreği, boş tenekeden ibaret kalple değiştirilerek, sevgiyi tanımayan, sert, gaddar varlık haline getirilmiş… Dilim dilim soyundurularak, fethedilmeye değer olmaktan hızla uzaklaştırılmıştır…
Aynı ihanet ocaklarının, genç erkekte gerçekleştirmeye çabaladığı ameliye de bundan farklı değil…
Genç erkeği, umumi plânda, şevk, aşk, iman, fikir, ufuk mahrumu olmaya… Hakikat arayıcılığından, ruh murakebesi ve kutlu ürperişten uzaklaşmaya… Kafa sancısından ve istikbal çilesinden habersiz hale gelmeye… Kadına karşı tavrı, beş on kelimeyi geçmeyen, mart kedileri edasındaki hırıltı lügatçesi ile, süfli ihtiyaçlarını anlatan, hayvanın bile tiksineceği garip mahluk derecesine düşmeye mahkum edilmiştir.
“Manyak güzel”, “Tırlatmışım”, “Yakalarsam murç murç”, “Bandıra bandıra ye beni”, “Seviyorum işte var mı diyeceğin?” işte son bir asırda iskeleti çatılmış Batı tipi gencin gönül tezgâhında, malum mihrakların serpiştirdiği, işportalık sanat mamulu sevgi ilmikleri… hissiz, kuru, kaba, maddî, sığ ve sevimsiz…
Tanzimat çığırında, “Bizim Paris” tekerlemesi ile başlayan ve son bir asra yakındır, resmi maarif ve kültür siyaseti haline getirilen gençliği imha plânı…
Genci bu hale getirmekteki başarıları asla göz ardı edilemez. Tahribatın müessir derinliği olmasa da, sathı ve çapı büyüktür…
Nihâî hedefleri, gençliği tesir sınıfı olmaktan çıkarmak, itibarına kezzap dökmek, kuvvetini bitirmek ve kuklalaştırmak…
Rap, rock, heavy metal, tiner, uyuşturucu, satanizm, cinsi sapıklık, moon tarikatı, anarşi, terör, ateizm… Gençliği olmayan Batı’nın, frengili topyekün bu ve diğer uzuvlarıyla üzerinize çullanmasının sebebi; Müslüman Türk Cemiyetinin sıhhatli genç damarlarını çürütmektir…
Hepsi beyhude… Ne yaptılarsa nafile…
Bir asır kalınlığındaki karı yırtarak başak veren ümid çiçeği halindeki genç, bir asır kadar süren karanlık uykusundan, Anadolu şafağını çınlatan ezanla uyanmaya başlamıştır artık…
Güneş bütün ihtişamıyla aydınlatmak üzere doğmakta… Bir asırlık kış uykusu bitmekte… Bir bütün soylu milletin hasreti vuslata dönüşmekte… İnanan genç, çağlayanlar gibi, hayat müjdesi ile cemiyete serpilmekte, çiçek açmaktadır… Bir asır kalınlığındaki kara rağmen, yüzyıl süren karanlık geceye rağmen inanan genç gelmektedir…
Ruhta genç, imanda genç, idealde genç, kuvvette genç, gelmeye başlamıştır…
İnanan genç, meşakkatle bugünlere ulaştı… Lakin merhametinden zerre miktarda bir şey kaybetmedi…
Kur’an gencidir, bu genç… İnanan gençtir… Ebedî saadete davet etmek üzere gelmektedir…
İçinden doğduğu cemiyetine hayatın mânâsını, inancı ile birlikte sunmakta… Onu imhaya çabalayanları da şefkat ve merhametle sarmaya gelmektedir…
Bu defa kalmak, yaşamak ve yaşatmak üzere bir azim geliş halindedir inanan genç…



































