Hafızamın en hususi ve itina ile yaşayan nahiyesinde, halâ diri bir ilham yumağı halinde şevklendirici bir kahraman… Pervari Kaymakamı…
Çocukluğumun iklimini çevreleyen 1950-60 arasında, şark hizmetini ifa emri ile kazamıza, iki seneliğine tayin edilmiş… Gelişinin ilk haftasında, Cuma namazı münasebeti ile, camide, Allah’ın huzurunda saf tutan Müslümanların arasında, mütevekkil ve mütevâzi haliye yerini alıyor…
Önce inanılmaz, sonra unutulmaz hadise, Siirt’in Pervari kazasında, yediden yetmişe insanları tarifsiz ümit ve heyecan haleleriyle kuşatmaya kafi gelmiş ve kaymakamımız, vazifesinin ikinci yılı sonunda tayini çıkıp gidinceye kadar, Pervari Camii’nde kılınan Cuma namazları, yaz kış demeden en az iki misli kalabalıkları toplamış… Saflar Cami duvarlarını hayli taşmıştı…
Bu kaymakamımızın vazifesi müddetinde, Pervari ve köylerinde, aşiret kavgaları, eşkıya dalaşları ve diğer adî vakâlar yok denecek seviyededir…
1990-95 arasında, bir haftalığına gittiğim Pervari’de, karşılaştığım her hemşehrimin zevk süzülen iştiha heyecanı ile naklettikleri bir hadise: Pervari’de bulunan komando alayında vazifeli bir üsteğmen… Beş vakit alnı secde görüyor… Teröristlerle müsademelere abdestsiz ve dua etmeden katıldığı yok…
Öyle bir alâka çemberine alınmış ki… Gözler onun üzerinde… Gönüllerde, muhabbette ve dualarda o üsteğmen eksik olmuyor… Katıldığı her silâhlı çatışmada, köylüler ve korucular önünde, arkasında, sağında, solundadır… Sebebini sorduğumda, cevaplar aynı: “Üsteğmen namaz kılıyor… Ona zarar geleceğine, biz ölelim… Canımız feda olsun…”
1975’te kurulan Milliyetçi Cephe hükümetlerinde Dışişleri Bakanı, Ekselans lâkaplı merhum İhsan Sabri Çağlayangil’in, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile Sultanahmet Camii’nde yan yana Cuma namazını kılışı, büyük hadise mütalâa edilmiş… Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı, camide namaz için safta yerini alan ilk dışişleri bakanının bu hali, topyekün küfür yobazlarında korku ve telâşa sebep olmuş… Gerici gazete ve kalemşorlar, “Din siyasete alet edildi.” vâveylâsını koparmış… Hatta, savcıları 163’üncü maddenin oltası ile dışişleri bakanı hakkında dava açmaya davet edenler olmuştu…
Müslümanlar, Cumhuriyet’in başından beri, ilk defa, bir camide Allah’ın huzurunda el bağlayan dışişleri bakanını; “bizden biri” olarak hissetmişler… Bir bakan, görev icabı olsa dahi, namaz kıldı diye, kıyamet kopmamış, din siyaseti işgal etmemiş, Roma hukuku, medenî kanun, moda, çaça, vals, tango herhangi bir zarar görmemiş ve o namaz, milleti kendi devletine bir adımcık yaklaştırmış, ümit işaretleri vermiştir…
Namaz; Cumhuriyet’in ilânından yarım asır kadar sonra, siyasi zeminde ve devlet hayatında, merhum Prof. Dr. Erbakan’ın, seccadenin şefkatine aşina, secde gören alnı ile yerleşmeye başladı… Mahutlarda ve malum gazetelerde korku ve telâş… Millette ümit, azim, heyecan…. Korktukları olmadı… Devlet elden gitmedi… Ümit korkuyu yendi… Hayat mânâ kazanmaya, insanların yüzü gülmeye başladı…
Çağlayangil namaz kılarak vazifesini yerine getirmişti… Bir defalıktı, geldi geçti… Makam ve mevkiine karşı bir vazife idi kıldığı namaz…
Erbakan da namaz kılarak bir vazife ifa ediyordu… Ömür boyu vazife… Kulluk vazifesi… Mevki ve makamın geçici icabı değil… Allah’ın emri olan… Ebedî saadetle visal yolunun emin vasıtası…
Erbakan, Müslüman milyonların münbit ruh tarlasına, ihlâsla mayalanmış öyle bir tohum attı ki bugünkü Türkiye vücuda geldi…
Bugün Çankaya’da namaz var… TBMM’de namaz var… Başbakan’da, bakanlarda, devlet idarecilerinde, amirde memurda, şehirlide köylüde, patronda işçide, öğrencide öğretmende profesörde, erkekte kadında, yaşlıda gençte… Her sınıfta, her mevkide, her zeminde ve her seviyede vardır namaz…
Bugün cumhuriyet yerinde duruyor… Devlet millete düşman değil… Millet devletine soğuk bakmıyor… Müslüman kendi devletinin mutena mevkilerine sahip oldukça kopukluk ortadan kalkıyor… Millî birlik, mânevî dirlik başlıyor… Akıl vicdan şefkat konuşuyor…
Küfür yobazlarının, gericilerin, aklen malullerin korkuları beyhude imiş… Hayat güzelleşerek devam ediyor…
Kulu Allah’ına yakınlaştıran namaz, ihlâsla mayalanırsa, her insan, bu vatanda alnı açık, başı dik olur… Huzur barış kardeşlik hakim olur… Akıl, Allah’ın emrine verildikçe, doğruda karar kılmaya başlar… Müslüman ihlâslı olursa, yalnız önünde eğildiği Allah’ından korkar… O zaman Pervari Kaymakamları ve o üsteğmenler çoğalır… Kardeşlik huzur ve sevgi hakim olur…
Yeter ki sabra tahammül gösterip, ihlâsta karar kılalım… Namazı, mevki, makam ve gösteri görevi değil, Allah için, kulluğun daimi vazifesi bilelim…



































