Bir tahakküm ve tasallut zümresi olan Halk Partisi’nin, 1950 senesine kadarki şekavet devrinde, her sınıftan insan gibi, işçinin de eli kolu, ağzı gözü ve kulağı bağlı ve kapalıdır. Altıok’un ipnotizması altında, şahsi saadet ve felaketini duymaktan aciz bir iradesiz robot halinde,sadece verilen emirlere uymak hürriyetine sahiptir…
Topyekün üniteleri ile, devletin milli şef’le birlikte vicdanen sağırlaşması, işçide içtimai alaka diye bir hassa bırakmamış ve işçiyi sadece kendi midesine bir lokma indirebilmenin telaşına mahkum kılmıştır…
Halk Partisi’ne göre, devlet hem emeği hem de sermayeyi yeterince korumaktadır. Sendika, farklılıkları dışa vurmaktan ve sınıflararası çatışmayı tahrik etmekten başka işe yaramaz... Emek ve sermayenin arasında devlet adil bir hakem olduğuna göre, grevin işçiye hiçbir faydası dokunamaz.
1950’den evvelki Halk Partisi iktidarının Çalışma Bakanı Reşat Şemsettin Sirer, devletçi Partisinin dikta zihniyetinden yola çıkarak, TBMM’nde işçiye kısmi grev hakkı isteyen merhum Menderes ve arkadaşlarına hükümetinin görüşlerini şöyle açıklıyor:“İşçiye grev hakkının tanınması irticadır. Liberal nizama geçmeyeceğiz ki grev hakkı olsun. Milliyetçi Türk Amelesi sendika ve grevi ne yapsın? Kemalist rejimin kurulmasında tarihi vazife almış olan benim mensubu bulunduğum siyasi heyet(CHP) devletçilikte ve partinin altı umdesinde irtica yapmak niyetinde değildir. Sınıflar mücadelesine asla meydan vermeyeceğiz.Sınıfları kinle, nefretle, grevle lokavtla birbirinin karşısına çıkarmayacağız.”
1950 evvelinin Halk Partisi,1960’tan sonra, kendi borazanının sesini yüzde yüz değiştirerek; “işgalde boykotta aynıdır.” “ Toprak onu işleyenin,su onu kullanandır.”Tahrik fetvalarını ortaya atmış,(ortanın solu) rengine bürünmüş ve 27 Mayıs İhtilaline yataklık yapmanın rahatlığı ile işçiyi istismara,tahrike,sokağa dökmeye ve sermaye düşmanlığına hız vermiştir.
Halk Partisi işçiyi sokağa dökünce, iş ayağa düşmüş... Fabrika işgalleri yayılmış, işçi ekmeğini kazandığı makine ve tezgahı parçalamış, çalıştığı fabrikasını yağmalamış. İktisadi ve sınai hayatımıza darbe üstüne darbe vurmaktan çekinmemiştir.
Halk Partisi kurulduğundan beri işçinin dostu olmamıştır. Çünkü işçi bu milletin parçasıdır. Bu millet Allah’a iman etmektedir. İslam bu milletin ciğerinin köküne kadar işlemiştir. Ve Halk Partisi soylu milletin vicdanından fışkırma talihini hiçbir zaman yakalayamamıştır. Allah’tan ancak vedalaşma anında, milli şef edasıyla,“Allahaısmarladık”diyecek kadar bahsedebilen Halk Partisi, İstanbul Belediye Reisi Ahmet İsvan çığırında Bir Mayıs İşçi Bayramında oluk oluk işçi kanını döken ideolojik cani unvanına sahip olmuştur.
Seçim sandıklarının Müslüman Türk İşçisinin Halk Partisini dost olarak kabul etmeyişinin ispatı olduğunu, bu parti hala göremiyorsa, yalnız sağır vicdanlı değil, aynı zamanda kör kalplidir de…



































