Merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD), Myanmar’ın Arakanlı Müslüman Rohingya halkına yönelik soykırım suçlamasıyla yargılandığı dava 12 Ocak’ta başladı. Uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği duruşmalar sürerken, Burmese Rohingya Organisation UK (BROUK) ve Arakan Rohingya Milli Konseyi Başkanı Tun Khin, yaşananlara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
CNN Türk’ten Serdar Korucu’nun sorularını yanıtlayan Tun Khin, Myanmar ordusunun 2017 yılında Arakan’da yürüttüğü askeri operasyonların bir “toplu katliam ve soykırım” olduğunu vurguladı. Tun Khin, “Ordu 390’dan fazla köyü yaktı. Çocuklar canlı canlı ateşe verildi. Binlerce kadın, eşlerinin ve babalarının önünde cinsel saldırıya uğradı. Bildiğimiz en az 20 bin kişi öldürüldü” dedi.
25 Ağustos 2017’de başlayan saldırıların kısa sürede büyük bir insani felakete dönüştüğünü belirten Tun Khin, yaklaşık üç hafta içinde 750 binden fazla Müslüman Rohingya’nın Bangladeş’e sığınmak zorunda kaldığını söyledi. Myanmar ordusunun köylere kamyonlarla girerek sistematik bir şiddet uyguladığını ifade eden Tun Khin, “Bir köye 5 ila 7 kamyonla, yaklaşık 150–200 asker geliyorlar. Köyü kuşatıyorlar, rastgele ateş açıyorlar. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar… Öldürüyor, kurşuna diziyor, kesiyor, yakıyorlar. Yapılanlar tarif edilemeyecek bir zulümdü” diye konuştu.
“YAŞADIKLARIMIZ BOSNA VE SREBRENİTSA’YA BENZİYOR”
Soykırımdan sağ kurtulan çok sayıda kişiyle görüştüğünü belirten Tun Khin, dinlediği tanıklıkların insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını hatırlattığını dile getirdi. Tun Khin, “Bir kadın, kocasının ve kardeşinin gözlerinin önünde katledildiğini anlattı. Bir başka kişi, eşine kendi gözü önünde tecavüz edildiğini söyledi. Yaşlı bir adam, oğlunun öldürüldüğünü, gelinine tecavüz edildiğini ve torununun ateşe atıldığını anlattı. Bunların hepsi 21. yüzyılda, 2017’de yaşandı. Yaşadıklarımız Bosna’ya, Srebrenitsa’ya benziyor” ifadelerini kullandı.
ROHİNGYALAR SÜRGÜN HAYATINA MAHKÛM
Tun Khin, Arakan’daki durumun bugün de iç açıcı olmadığını belirterek, Rohingya toplumunun büyük bölümünün ülke dışında yaşamak zorunda kaldığını söyledi. Son 50 yılda sistematik baskılar nedeniyle Rohingyaların ülkelerinden koparıldığını vurgulayan Tun Khin, “3,5 milyonluk nüfusun yaklaşık 1,2 milyonu Bangladeş’teki kamplarda yaşıyor. Yaklaşık 400 bin kişi Suudi Arabistan’da, Pakistan ve Malezya’da ise 300’er bin Rohingya bulunuyor” dedi.
TÜRKİYE’YE ÇAĞRI: “BASKIYI ARTIRIN”
Tun Khin, 2012 ve 2017 yıllarında Türkiye’nin Arakanlı Müslümanlara verdiği destekten dolayı Türk halkına ve hükümetine teşekkür etti. Türkiye’nin gösterdiği dayanışmanın Rohingya halkı tarafından asla unutulmayacağını söyleyen Tun Khin, beklentilerinin devam ettiğini vurguladı.
“Bangladeş’teki kamplarda insani yardıma hâlâ ihtiyaç var. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ve çok önemli bir ülke. Burma ordusuna baskı yaparak soykırımın durdurulması ve Rohingya halkına adalet sağlanması için güçlü bir rol oynayabilir” dedi.
“SADECE ADALET İSTİYORUZ”
Uluslararası Adalet Divanı’ndan beklentilerini de dile getiren Tun Khin, Rohingya halkının en temel talebini şu sözlerle özetledi: “Halkımız bana hep aynı şeyi söylüyor: Adalet istiyoruz. Sadece adalet.”
Tun Khin, soykırımın durdurulması, yeni şiddet dalgalarının önlenmesi, Rohingyaların haklarının iade edilmesi, yakılan köylerin yeniden inşa edilmesi ve mağdurlara tazminat sağlanması gerektiğini vurguladı. Bu süreçte uluslararası toplumun ve özellikle Türkiye’nin desteğine güvendiklerini belirtti.
Lahey’de devam eden dava, Arakan’da yaşananların uluslararası hukuk önünde ilk kez bu ölçekte ele alınması bakımından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor.





























