İstanbul’un kalabalık ilçelerinde, özellikle Küçükçekmece’de, vatandaşın sağlığı ve cebine yönelik tehlike her geçen gün büyüyor. Birçok lokantada akşamdan kalan yemeklerin derin dondurucuya atılıp ertesi gün ısıtılarak tekrar satışa sunulduğu, marketlerde ise her gün değişen fiyat etiketleriyle oynandığı iddia ediliyor. Üstelik son kullanma tarihi gelmiş ürünler, “%50 indirimli” etiketiyle kasaların yanına yerleştirilip “fırsat ürünü” gibi satılıyor.
Sadece gıda değil, sağlık alanında da tablo benzer. Son dönemde hızla açılan özel kliniklerin, özellikle diş sağlığı merkezlerinin denetimsiz biçimde hizmet vermesi, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor.
Artık mesele yalnızca bozulmuş bir ürün ya da haksız fiyat artışı değil; mesele, insan sağlığı, ekonomi ve yaşam güvenliği. Vatandaşlar sesleniyor: “Sağlık tehlikede, ekonomi tehlikede, yaşam tehlikede!”
Küçükçekmece’de Denetim Zafiyeti: Halk Sağlığı ve Ekonomisi Tehlikede
İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri olan Küçükçekmece, son dönemlerde artan gıda hileleri, fahiş fiyat uygulamaları ve hijyen ihlalleriyle gündeme geliyor. İlçe halkı, denetimlerin yetersizliğinden şikâyet ederken; sorumluluğun başta İlçe Sağlık Müdürlüğü, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Belediye yönetimi olmak üzere ilgili kurumlarda olduğunu belirtiyor.
Vatandaşların özellikle üzerinde durduğu konuların başında, gıda güvenliği ve ekonomik istikrar geliyor. Mahalle aralarındaki marketlerde, zincir mağazalarda ve gıda üretim noktalarında yapılan fiyat oyunları, halkın alım gücünü zorlarken; hijyen kurallarının göz ardı edildiği bazı işletmeler insan sağlığını tehdit ediyor.
İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün, diş klinikleri, özel hastaneler ve poliklinikler gibi sağlık hizmeti veren kurumları düzenli olarak denetlemesi gerekirken; Belediye ekiplerinin de gıda satış noktaları ve marketleri sıkı şekilde kontrol etmesi bekleniyor. Ancak son dönemde bu kontrollerin yetersiz kaldığı, vatandaşların sık sık “denetim istiyoruz” çağrısında bulunduğu görülüyor.
Özellikle akşamdan kalan yemeklerin, ertesi gün tekrar ısıtılıp halka servis edildiği bazı lokanta ve döner işletmeleri büyük tepki çekiyor. Vatandaşlar, “Birçok işletme günü kurtarmaya çalışıyor ama olan bizim sağlığımıza oluyor” diyerek duruma isyan ediyor.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ise gıda üretimi ve satışı yapan işletmelerin en önemli denetim noktalarından biri olmasına rağmen, son yıllarda artan nüfus ve işletme sayısı karşısında yeterli denetim kapasitesine ulaşamıyor. Bu durum, özellikle kayıt dışı çalışan küçük işletmelerde gıda güvenliğini zayıflatıyor.
Tüm bu kurumların bağlı bulunduğu ana yönetim mekanizması olan Kaymakamlık ise vatandaşlar tarafından daha aktif bir koordinasyon görevi üstlenmeye çağrılıyor. İlçe halkı, Kaymakamlık aracılığıyla bu üç kurumun ortak bir denetim planı oluşturmasını ve özellikle Gıda güvenliği konusunda sıklıkla saha denetimleri yapılmasını istiyor.
Son dönemde Türkiye genelinde gündeme gelen “gıda hilesi” vakaları, bu taleplerin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İçeriği değiştirilmiş, tarihi geçmiş veya yeniden ısıtılmış ürünlerin halk sağlığı üzerindeki etkisi ciddi boyutlara ulaşmış durumda.
Uzmanlar da uyarıyor: “Denetim sadece kâğıt üzerinde değil, sahada yapılmalı.” Halk sağlığını korumak, sadece bir kurumun değil; belediye, tarım ve sağlık müdürlüklerinin ortak sorumluluğudur.
ülkemizde her il ve ilçede düzenli ve etkin denetimlerin yapılması, hem vatandaşın güvenliği hem de toplumsal refah açısından büyük önem taşıyor. Çünkü unutulmamalı; sağlıklı toplum, denetimle başlar.

































