Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, örgütün Lübnan’da barış ve istikrar için iş birliğine açık olduğunu, ancak İsrail’in saldırıları sürdüğü sürece savunma ve çatışmaya da hazır olduklarını belirtti. Kasım, 29 Haziran’da yaptığı açıklamada da Hizbullah’ın silahsızlanmasının, İsrail’in güney Lübnan’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir ortamda mümkün olmadığını vurgulamıştı.
ABD'DEN LÜBNAN’A “SİLAHSIZLANMA” ÇAĞRISI
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, 19 Haziran’da Beyrut’a gerçekleştirdiği ziyarette, ülkedeki tüm silahların yalnızca devletin denetiminde toplanmasını öncelikli hedef olarak belirleyen bir öneri sunduğu bildirildi. Barrack, 27 Haziran’da Al Arabiya televizyonuna verdiği demeçte, “Hizbullah’ın askeri kanadı tamamen ortadan kalkmalı. Siyasi kısmı değil ama askeri yapısı kabul edilemez. Silahsızlanma için bir takvim belirlenmeli, örneğin Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmeliler,” ifadelerini kullandı.
Barrack’ın bu açıklamaları Lübnan kamuoyunda geniş yankı bulurken, Hizbullah destekçilerinden sert tepkiler geldi.
İSRAİL’İN SALDIRILARI DEVAM EDİYOR
Öte yandan, İsrail ile Lübnan arasında 27 Kasım 2024’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik hava ve kara saldırıları neredeyse her gün devam ediyor. Ateşkesin başlamasından bu yana yaklaşık 3 bin ihlal kaydedilirken, en az 213 kişi hayatını kaybetti, 508 kişi yaralandı.
İsrail ordusu, güney Lübnan’dan kısmi olarak çekilse de son çatışmalarda ele geçirdiği 5 stratejik tepeyi işgal etmeyi sürdürüyor. Bu durum, bölgedeki tansiyonu artırırken, Hizbullah’ın silahsızlanmayı reddeden söylemi, Lübnan’ın geleceği açısından yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.
































