ABD Müdahalesi Küresel Gündemi Sarsmıştı
ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamlesi, yalnızca Latin Amerika’da değil, küresel ölçekte de büyük yankı uyandırmıştı. Nicolas Maduro’nun iktidarını sona erdiren müdahale; “rejim değişikliği”, “enerji güvenliği” ve “demokrasi” söylemleri çerçevesinde uzun süre uluslararası kamuoyunun ana gündem maddesi olmuştu.
Ancak bu yoğun tartışma süreci, Trump’ın Grönland çıkışıyla birlikte arka plana itildi.
Grönland Hamlesi Venezuela’yı Gölgeledi
Trump’ın Grönland’a ilişkin talepleri özellikle Avrupa’da rahatsızlık yaratırken, dünya kamuoyunun dikkati Venezuela’dan hızla kuzeye kaydı. Bu durum, Venezuela’nın yeniden küresel gündemin alt sıralarına düşmesine neden oldu.
Ancak Wall Street Journal’da (WSJ) yayımlanan analizlere göre, ülkede yaşananlar yüzeyin altında çok daha derin bir dönüşüme işaret ediyor.
Maduro Sonrası Dönem: Rejim Gitti mi, Şekil mi Değiştirdi?
ABD ordusunun Nicolas Maduro’nun iktidarını sona erdiren operasyonunun ardından başlayan geçiş süreci, Venezuela’da demokrasi beklentisi taşıyan kesimleri hayal kırıklığına uğratırken, ekonomik alanda temkinli bir umut yarattı.
WSJ yazarı Kejal Vyas’a göre Caracas sokaklarında hissedilen atmosfer, köklü bir rejim değişiminden ziyade, iktidarın biçim değiştirerek devam ettiği kontrollü bir dönüşümü andırıyor.
Maduro’nun sahneden çekilmesine rağmen, onun kurduğu siyasi ve güvenlik yapısının büyük ölçüde yerinde durduğu ifade ediliyor.
Yeni Güç Merkezi: Delcy Rodriguez
Ülkenin fiili liderliğini, Maduro’nun uzun yıllar yardımcılığını ve en yakın sırdaşlığını yapan Delcy Rodriguez üstlenmiş durumda. Başkent Caracas’ta ve büyük şehirlerin giriş çıkışlarında konuşlanan siyah giysili, maskeli ve ağır silahlı güvenlik unsurları, “kontrolün” hâlâ iktidarın elinde olduğunu her gün hatırlatıyor.
Bu görüntü, Venezuelalılar için iktidarın el değiştirmesinden çok yeniden konumlandığı algısını güçlendiriyor.
Ekonomide 10 Yıl Sonra İlk Somut Umut
Siyasi belirsizliğe rağmen Venezuela ekonomisi, uzun yıllar sonra ilk kez toparlanma sinyalleri veriyor. ABD ile ilişkilerin yumuşaması, hiperenflasyon, yaptırımlar ve kötü yönetim nedeniyle çöken ekonomi açısından kritik bir kırılma noktası olarak görülüyor.
Trump yönetimi, Venezuela petrolünden 500 milyon dolarlık satışa izin verdi. Bu gelirin 300 milyon dolarlık bölümü doğrudan Venezuela bankacılık sistemine aktarıldı. Washington, sürecin ABD’li yetkililerce denetlendiğini ve kaynakların kötüye kullanımının engellendiğini vurguladı.
Et Fiyatları Düştü, Piyasalar Nefes Aldı
ABD’den sağlanan dolar likiditesiyle birlikte Bolivar’ın serbest düşüşü yavaşladı. Et fiyatları yaklaşık yüzde 60 oranında gerilerken, temel gıda ürünlerinde de kademeli düşüşler başladı.
Caracas’ta iki çocuğuyla alışveriş yapan 31 yaşındaki Marisela Perez, bu değişimi şöyle özetledi:
“Bir ay önce bunu söylemezdim ama şimdi gerçekten işlerin düzelmeye başladığını hissediyorum.”
Bolivar Yeniden Güçleniyor
Bir zamanlar dünyanın en istikrarlı para birimlerinden biri olan Bolivar, son yıllarda küresel bir çöküş sembolüne dönüşmüştü. Ekonomist Giorgio Cunto, bu süreci “tam anlamıyla bir itibar kaybı” olarak tanımlıyor.
ABD’den gelen dolar enjeksiyonu sayesinde Bolivar güçlenirken, piyasaya 200 milyon dolar daha sürülebileceği öngörülüyor.
Ekonomik İstikrar Karşılığında Siyasi Belirsizlik mi?
Bu tablo, Venezuelalılar tarafından ABD ile yapılan bir tür “takas” olarak yorumlanıyor:
Daha istikrarlı bir ekonomi karşılığında daha sınırlı siyasi haklar ve belirsiz bir demokrasi takvimi.
Siyasi gözlemciler, bu modelin Suudi Arabistan’dan Çin’e kadar birçok otoriter rejimin yıllardır uyguladığı klasik bir denge siyaseti olduğunu vurguluyor.
“Venezuela İçin Yeni Bir Siyasi Dönem”
Rodriguez yönetimi, 2013’ten bu yana yaklaşık yüzde 70 küçülen ekonomiyi ayağa kaldırmak için petrol sektörünün yeniden yapılandırılması, fiyat kontrollerinin gevşetilmesi ve bürokrasinin azaltılması gibi adımlar attı.
Rodriguez, süreci “Venezuela için yeni bir siyasi dönem” olarak tanımlarken, 200’den fazla siyasi mahkûmun serbest bırakıldığını açıkladı. Muhalefet ise bu adımların sınırlı ve sembolik olduğunu savunuyor.
Sokakta Temkinli Bekleyiş
Motosikletli kurye Eduardo Flores, siyasi beklentiler konusunda temkinli:
“Henüz çok heyecanlanmamalıyız. Aileme sürekli sabırlı olun diyorum.”
69 yaşındaki emekli Rafael Arteaga ise hâlâ altyapı sorunlarının sürdüğünü söylüyor ancak et fiyatlarındaki düşüşün kendisi için bile önemli olduğunu vurguluyor:
“Uzun süredir fasulye ve pilav yiyorduk. Sonunda biraz et yiyebileceğiz.”
Yeni Petrol Yasası ve ABD’nin Dönüşü
Venezuela parlamentosunun, devlet kontrolünü gevşetmeyi hedefleyen yeni bir petrol yasasını onaylaması bekleniyor. Bu süreç, ABD’nin Venezuela’ya dönüşüyle eş zamanlı ilerliyor.
2019’dan bu yana kapalı olan Caracas’taki ABD Büyükelçiliği’nin yeniden açılması gündemde. ABD Enerji Bakanı Chris Wright da ülkeye ziyaret planladığını açıkladı.
Rodriguez, Latin Amerika’nın Deng Şiaoping’i Olabilir mi?
Bazı uzmanlar, Venezuela’daki dönüşümü Mao sonrası Çin’de Deng Şiaoping’in başlattığı reform süreciyle kıyaslıyor. Rodriguez’in de sınırlı siyasi açılım eşliğinde ekonomik reformlara yöneldiği belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, Çin’de bile siyasi kontrolün asla gevşetilmediğini hatırlatarak Venezuela için benzer bir modelin risklerine dikkat çekiyor.
Umuda Eşlik Eden Belirsizlik
WSJ ve The Guardian’a göre Venezuelalılar bugün ekonomide umut hissediyor ancak demokrasi konusunda aynı iyimserliği paylaşmıyor. Ülkede yaşanan değişim, umutla temkin arasında ince bir çizgide ilerliyor.
Venezuela için asıl soru şu:
Bu sessiz dönüşüm kalıcı bir toparlanmaya mı, yoksa yeni bir otoriter dengeye mi evrilecek?
Bu haber; The Wall Street Journal’ın “Venezuelans Suddenly Have Hope for the Economy. Less So for Democracy” ve The Guardian’ın “Can Venezuela’s Delcy Rodríguez become a Latin American Deng Xiaoping?” başlıklı analizlerinden derlenmiştir.





























