Fetih Hareketi’nden Gazze, İsrail İhlalleri ve Uluslararası Sürece Dair Çarpıcı Değerlendirme
Fetih Hareketi Sözcüsü Abdulfettah Devle, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında artan ihlallerini, Gazze’nin yönetimi için oluşturulan yeni yapıları ve bölgesel arabulucuların rolünü değerlendirdi. Devle, Türkiye, Mısır ve bölgesel aktörlerin Filistin davasına verdiği desteğin, Filistin halkının haklarının yok edilmesine yönelik girişimler karşısında “bir güvenlik köprüsü” oluşturduğunu vurguladı.
Gazze Şeridi’nin Filistin Devleti’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Devle, Filistin topraklarının siyasi ve coğrafi birliğinin korunmasının, mevcut aşamada yürütülen tüm idari ve siyasi çabaların temelini oluşturduğunu ifade etti.
Gazze, Filistin Devleti’nin Ayrılmaz Parçası
“Gazze Şeridi, Filistin Devleti coğrafyasının ve sınırlarının ayrılmaz bir parçasıdır” diyen Devle, Filistin’in Batı Şeria ve Gazze’den koparılarak parçalanmasına yönelik her türlü girişimin, Filistin davasını zayıflatmayı hedeflediğine dikkat çekti. Devle’ye göre, bu dönemde atılacak her adımın özünde, ulusal birliği koruma sorumluluğu bulunuyor.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi ve İsrail’in Engelleri
Devle, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin, Gazze Şeridi’ndeki kamu hizmetlerinin günlük işleyişini sağlamakla görevli, siyasi olmayan bir yapı olduğunu belirtti. Komitenin, Ali Şaas başkanlığında 12 üyeden oluşacağını aktaran Devle, bu yapının Gazze’deki geçiş sürecini yönetmek üzere kurulan dört ana yapıdan biri olduğunu ifade etti.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan 20 maddelik plan doğrultusunda ve İsrail’in saldırılarını durdurma hedefiyle oluşturulduğunu vurgulayan Devle, diğer yapıların ise “Barış Kurulu”, “Gazze Yönetim Kurulu” ve “Uluslararası İstikrar Gücü” olduğunu söyledi. Bu yapıların, 17 Kasım 2025’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla kabul edildiğini hatırlattı.
Komitenin fiili çalışmalarına Gazze’den değil, Mısır’ın başkenti Kahire’den başladığını belirten Devle, Fetih Hareketi ve Filistin yönetiminin bu süreci, Filistin halkının çıkarlarını ve Filistin Devleti’nin egemenliğini koruyan yüksek bir sorumluluk bilinciyle ele aldığını dile getirdi.
“Alternatif Yapılara İhtiyacımız Yok”
Filistin halkının devlet olma yolunda ağır bedeller ödediğini vurgulayan Devle, Filistinlilerin esasen alternatif komite ve konseylere ihtiyaç duymadığını ifade etti. Ancak mevcut siyasi koşulların, Filistin Ulusal Otoritesi’nden taviz vermeden sürecin sorumlu bir esneklikle yönetilmesini zorunlu kıldığını belirtti.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin önünde ciddi zorluklar bulunduğunu kaydeden Devle, İsrail’in ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçişi engelleme girişimlerini sürdürdüğünü ve bu durumun süreci daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Filistin Yönetiminin Endişeleri
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin zamanla kalıcı bir yapıya dönüşerek Filistin siyasi sisteminin birliğini zayıflatabileceği yönündeki endişelere de değinen Devle, Gazze’de yürütülecek her türlü idari çalışmanın, Filistin’in meşru ulusal kurumlarıyla doğrudan bağlantılı olması gerektiğini vurguladı.
Devle, Gazze’nin Batı Şeria’dan koparılmasının, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yıllardır izlediği en tehlikeli stratejilerden biri olduğunu belirterek, Netanyahu’nun Gazze olmadan bir Filistin Devleti’nin kurulamayacağını bildiği için bu ayrılığı derinleştirmeye çalıştığını ifade etti.
“Uluslararası Vesayeti Reddediyoruz”
Gazze’de herhangi bir idari yapının başarılı olabilmesi için Filistin yönetimine bağlı olarak faaliyet göstermesi gerektiğini söyleyen Devle, uluslararası herhangi bir vesayeti kesin bir dille reddettiklerini belirtti.
“Filistinliler olarak kaderimizi belirlemek için büyük bedeller ödedik” diyen Devle, hedeflerinin tüm ulusal kurumlarıyla birlikte egemen bir Filistin Devleti’ni kurmak olduğunu yineledi. Filistin topraklarına ilişkin her türlü düzenlemenin, başta BMGK’nin 2803 sayılı kararı olmak üzere, uluslararası meşruiyet kararlarıyla uyumlu olması gerektiğini vurguladı.
Türkiye ve Bölgesel Arabuluculara Vurgu
Türkiye, Mısır ve bölgesel arabulucuların rolüne özel bir parantez açan Devle, bu ülkelerin Filistin davasına verdiği desteğin, Filistin halkının haklarını hedef alan girişimler karşısında hayati bir güvenlik hattı oluşturduğunu söyledi.
Söz konusu ülkelerin, Filistin Devleti’nin uluslararası tanınması için ön saflarda yer aldığını belirten Devle, bu sürecin Filistin’i Birleşmiş Milletler’de tam üyeliğe bir adım daha yaklaştırdığını ifade etti.
Batı Şeria’da Tırmanan Gerilim
İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliği artırdığına dikkat çeken Devle, özellikle UNRWA’nın hedef alınmasını ve mülteci kamplarına yönelik baskınların sürdürülmesini, Filistin halkına karşı yürütülen kapsamlı bir savaşın parçası olarak değerlendirdi.
Devle, İsrail’in Hamas’la değil, Filistin halkının varlığı ve Filistin Devleti’nin kurulmasıyla savaştığını belirterek, UNRWA’nın hedef alınmasının, Filistinlilerin geri dönüş hakkını ortadan kaldırma amacına hizmet ettiğini söyledi.
İsrail’deki mevcut hükümeti “en radikal kabine” olarak nitelendiren Devle, bu yaklaşımın Filistin davasını yok etme hayali üzerine kurulu olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.





























