Başbağlar Katliamı'nın 32. Yılında İstanbul’da Anma Programı Düzenlendi
PKK tarafından 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü’nde gerçekleştirilen katliamın 32’nci yıl dönümünde, İstanbul’un Fatih ilçesinde anlamlı bir anma programı düzenlendi. Etkinlikte, hayatını kaybeden 33 masum sivil vatandaş rahmetle anılırken, adalet ve hakikat çağrısı bir kez daha yükseldi.
Fatih’te düzenlenen program, sivil toplum kuruluşları, şehit yakınları, akademisyenler ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Program kapsamında önce Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı, ardından dualar okundu. Katılımcılar, katliamda yaşamını yitirenlerin isimlerini tek tek okuyarak karanfiller bıraktı.
Anma töreninde konuşan organizasyon temsilcileri, Başbağlar Katliamı’nın sadece bir köye değil, tüm Türkiye’ye yöneltilmiş bir terör saldırısı olduğunun altını çizdi. Açıklamalarda, “Bu katliam 32 yıldır yüreğimizdeki ateştir. Sadece failleri değil, arkasındaki karanlık odaklar da yargılanmalıdır,” denildi.
Programda yapılan basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:
“Başbağlar, Cumhuriyet tarihinin en acımasız katliamlarından biridir. Masum köylüler, sadece kimlikleri ve yaşantıları nedeniyle hedef alınmıştır. Bugün hâlâ adalet yerini bulmamış, birçok soru yanıtsız kalmıştır. Olayın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılması, devletin ve toplumun ortak sorumluluğudur.”
Etkinlik sonunda katılımcılar, Başbağlar’ın unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması için daha fazla farkındalık çağrısı yaptı. Anma programı, barış ve kardeşlik vurgusuyla sona erdi.
5 Temmuz 1993… Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı, Munzur Dağları’nın eteklerinde sakin bir hayat süren Başbağlar köyü, Türkiye tarihine kara bir gün olarak geçecek bir katliamla sarsıldı. Akşam saatlerinde köye gelen silahlı bir grup, 33 masum sivili katletti, onlarca evi, okul ve camiyi ateşe verdi. Başbağlar Katliamı, sadece bir köyü değil, Türkiye'nin vicdanını hedef aldı.
Kim Yaptı? Hangi Güçler Devredeydi?
Olayın sorumluluğu PKK’ya atfedildi. O dönem PKK'nın bölgedeki faaliyetlerinin yoğunluğu ve olay sonrası bulunan bazı belgeler, örgütü işaret etti. Ancak olayın arkasında sadece bir terör saldırısı değil, aynı zamanda derin devlet, istihbarat ve karanlık yapıların hesaplaşması olduğuna dair yıllardır süren iddialar da mevcut.
Bazı tanıklar ve uzmanlar, Başbağlar’ın Madımak Katliamı’ndan yalnızca 3 gün sonra meydana gelmesine dikkat çekiyor. Bu iki olayın birbirini tetiklediği ve Türkiye’nin farklı kesimlerini provoke etmeye yönelik, “kontrgerilla” taktiklerinin bir parçası olduğu ileri sürülüyor.
Madımak Katliamı (2 Temmuz 1993): 33 aydın ve sanatçının yakılarak öldürüldüğü bu olay, Türkiye’de mezhepsel fay hatlarını harekete geçirmişti.
Başbağlar (5 Temmuz 1993): Bu kez hedef, Sünni bir köydü. Böylece kamuoyunun farklı kesimlerinin tepkisi manipüle edilmek istenmiş olabilir.
Bu iki olayın aynı hafta içinde ve birbirine tepkisel şekilde yaşanması, arkasında organize bir kaos planı olabileceği şüphesini doğurmuştur.
Katliam Nasıl Gerçekleşti?
Olay, akşam namazı sonrası meydana geldi. Uzun namlulu silahlarla donanmış ve PKK’lı oldukları iddia edilen yaklaşık 100 kişilik bir grup, köyü bastı. Önce köy halkı meydanda toplandı. Erkekler cami önüne çıkarıldı, kadın ve çocuklar bir kenarda tutuldu. Silahlı militanlar propaganda konuşmaları yaptıktan sonra, köy halkının gözleri önünde evleri, okulu, camiyi ve sağlık ocağını yakarak tahrip etti.
Ardından 33 sivil erkek, köy dışına götürülerek kurşuna dizildi. Bazıları yanarak, bazıları infaz edilerek hayatını kaybetti. Köy adeta haritadan silinmek istenircesine yerle bir edildi.
Katledilenler Kimdi?
Hayatını kaybedenlerin tamamı silahsız sivil köylülerdi. Çiftçiler, emekliler, gençler, yaşlılar… Aralarında köy imamı da vardı. Ortak özellikleri, savunmasız olmaları ve hiçbir suçlarının bulunmamasıydı. Katliamdan sağ kurtulanların tanıklıkları, olayın vahametini gözler önüne serdi.
Failler Kimdi?
Olaydan hemen sonra, saldırıyı gerçekleştirenlerin PKK mensupları olduğu iddia edildi. Ancak geçen yıllar boyunca bu iddia birçok farklı görüşle tartışıldı. Bazı araştırmacılar, olayın arkasında derin devlet yapılanmaları, istihbarat servisleri ya da kontrgerilla unsurlarının da bulunabileceğine dair ciddi şüpheler olduğunu ifade etti.
Katliamın, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan ve 33 aydının hayatını kaybettiği Madımak Katliamı’nın hemen ardından gerçekleşmesi, toplumsal çatışmayı tetiklemeye yönelik provokatif bir planın parçası olabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Yargı Süreci ve Cevapsız Kalan Sorular
Saldırıdan sonra başlatılan soruşturmalar sonuçsuz kaldı. Olayla ilgili gözaltına alınan bazı kişiler yetersiz delil nedeniyle serbest bırakıldı. Katliamın sorumluları tam olarak ortaya çıkarılamadı. Ne devlet kurumları ne de yargı mekanizması, olayın tüm boyutlarını aydınlatabildi.
Başbağlar hâlâ adalet bekliyor.
Köyün Bugünkü Hali
Katliamın ardından yıkılan köy, devletin desteğiyle yeniden inşa edildi. Ancak acılar dinmedi, izler silinmedi. Her yıl 5 Temmuz’da düzenlenen anma törenleriyle şehitler anılıyor, köylüler hâlâ “adalet istiyoruz” demeye devam ediyor.
Planlı Bir Provokasyon mu?
Sivas ve Başbağlar olaylarının üç gün arayla yaşanması, Türkiye’yi mezhep çatışmasına sürüklemek isteyen karanlık odakların devrede olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Birinde Alevi aydınlar hedef alındı, diğerinde Sünni köylüler. Bu karşılıklı dehşet senaryosunun amacı, halklar arasında kin ve güvensizlik tohumları ekmek olabilir.

































