Washington–Tahran Hattında Savaş Rüzgârları
ABD ile İran arasındaki tansiyon yeniden tehlikeli bir seviyeye ulaştı. Washington yönetimi bölgeye uçak gemisi gönderirken, İran’a yönelik sert açıklamalarını sürdürüyor. Tahran cephesinden gelen karşı mesajlar ise iki ülkenin yeni bir savaşın eşiğinde olduğu yorumlarını güçlendiriyor. Karşılıklı tehditlerin gölgesinde en çok konuşulan başlık ise Hürmüz Boğazı oldu.
Hürmüz Boğazı Neden Bu Kadar Kritik?
Basra Körfezi’ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu’na bağlayan Hürmüz Boğazı’nın kuzeyinde İran, güneyinde Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman yer alıyor. Yaklaşık 161 kilometre uzunluğundaki boğazın en dar noktası yalnızca 33 kilometre genişliğinde. Çift yönlü gemi geçiş koridorlarının ise sadece ikişer mil genişliğinde olması, bölgeyi son derece hassas hale getiriyor.
Enerji Arzının Kalbi Bu Boğazda Atıyor
Nefes’te yer alan bilgilere göre, 2025 yılında Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran’dan çıkan günlük yaklaşık 16,5–16,7 milyon varil ham petrol ve kondensat Hürmüz Boğazı üzerinden taşındı. Bu miktar, dünya genelinde deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.
Boğaz, yalnızca petrol değil sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) açısından da kritik öneme sahip. Küresel LNG arzının yaklaşık beşte biri, büyük oranda Katar kaynaklı olmak üzere bu dar geçitten sağlanıyor.
İran Boğazı Kapatabilir mi?
Uluslararası hukuka göre boğazlarda “zararsız geçiş” engellenemiyor. Bu nedenle İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatabilmesi için fiili güç kullanması ya da ciddi bir güç tehdidinde bulunması gerekiyor. Haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarının ardından İran Parlamentosu boğazın kapatılması çağrısında bulunmuştu. Ancak bu yönde nihai kararın dini lider Ali Hamaney’e ait olduğu belirtiliyor.
Askeri Seçenekler ve Asimetrik Tehditler
İran donanmasının boğaza doğrudan müdahalesi, bölgede devriye gezen Batılı deniz güçlerinin sert karşılığıyla sonuçlanabilir. Ancak uzmanlara göre Tahran’ın elindeki seçenekler bununla sınırlı değil. Küçük ve hızlı botlarla taciz, tankerleri hedef alan füze ve insansız hava araçları ya da deniz mayınları döşenmesi gibi asimetrik yöntemler masada.
Benzer taktikler, Yemen’de İran destekli Husiler tarafından Bab el-Mendeb Boğazı’nda uygulanmış ve gemi trafiğinde ciddi düşüşe neden olmuştu. Ocak ayında Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nden geçen gemi sayısının, 2022–2023 ortalamasına kıyasla yaklaşık yüzde 65 azaldığı hatırlatılıyor.
Petrol Fiyatları Şimdiden Yükselişte
Ortadoğu’daki gerilim, sevkiyatlarda henüz kesinti yaşanmamasına rağmen petrol fiyatlarını yukarı çekti. Brent petrol, ocak ayı sonunda varil başına yaklaşık 70 dolar seviyelerinde işlem görürken, son altı ayın en yüksek seviyesine çıktı.
“Kapanma Bir Gün Sürse Bile Etkisi Büyük Olur”
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nın birkaç günden uzun süre kapanması enerji piyasaları için tam anlamıyla bir “kâbus senaryosu”. Alternatif bir deniz rotasının bulunmaması, arz şokunun fiyatları hızla yukarı taşımasına neden olabilir. Kpler analistlerinden Muyu Xu, İran’ın boğazı yalnızca bir günlüğüne kapatmasının bile petrol fiyatlarını 120–150 dolar bandına taşıyabileceğini öngörüyor.
Hiç Tamamen Kapanmadı, Ama Risk Büyük
Hürmüz Boğazı’nın kapanması yalnızca küresel piyasaları değil, İran ekonomisini de doğrudan etkileyebilir. İran, petrol ihracatının büyük bölümünü bu güzergâh üzerinden gerçekleştirirken, en büyük alıcısı olan Çin ile ilişkilerinin de zarar görmesi ihtimali bulunuyor.
Geçmişte İran, yaptırımlara tepki olarak bölgede gemilere el koyma ve taciz gibi adımlar atsa da Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatma tehdidini bugüne kadar fiiliyata dökmedi. Ancak artan ABD–İran gerilimi, bu ihtimali yeniden dünya gündeminin en üst sıralarına taşıdı.





























