Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ilde büyük yıkımlara ve can kayıplarına neden oldu. Deprem bölgesine giden gönüllü ekiplerde arama kurtarma çalışmalarında büyük bir özveri ile hayat kurtarmak için mücadele ettiler. Sosyal medyada 'Kafasından duman çıkan adam' olarak gönüllü arama kurtarma kahramanı Mustafa Aydın da o isimlerden biri oldu.Türkiye'nin kafasından duman çıkan adam olarak tanıdığı Mustafa Aydın Armağan Çağlayan'ın Gör Beni programına konuk oldu ve anlattıkları ile yürekleri bir kez daha sızlattı.Mustafa Aydın depremin ikinci gününde İstanbul'dan Hatay'a gelmiş ve gönüllü olarak arama kurtarma çalışmalarına dahil olmuştu. İlk otobüsle Hatay'a girmeye karar veren Aydın, eşine de 'Beni AFAD çağırdı' diye yalan söylemiş.Aydın, Armağan Çağlayan'a kafasından dumanların çıktığı hikayesini şöyle anlattı;
''Bir enkazdan çıkmıştık sokak sokak geziyorduk. Depremin üçüncü günüydü 90'ncı saatlerdi. Diğer arama kurtarma ekiplerinden ayrı çalışıyorduk. Ara sokaklarda 'sesimizi duyan var mı?' diye bağırıyorduk. Bir tane genç burada ses var dedi. Hemen gittik. Bina tam yıkılmak üzereyken durdurdum.Binaya üçüncü katla dördüncü kat arasından girdik. İlk 4 saat hiç durmadan çalıştık. Hikmet'e yaklaşmıştık. Ama artık Hikmet halüsinasyon evresindeydi. Kendisine bir dünya yaratmıştı o dünyanın içinden konuşuyordu.''Abi siz bilmesiniz dedi burada 3-4 gün önce deprem oldu ben evde yalnız değilim annem ve babam öldüler dedi. Moralim çok bozuk evden çıkmak istemiyorum'' dedi. Zaten çıkamıyor, başı sıkışmış kolu ters dönmüş ve malozların arasında, baldırlarının altıda yine malozların altındaydı.Peki ne yaptın Hikmet dedim burada canın sıkılmadı mı? ''Sıkıldı da abi televizyon izledim, maç izledim dedi. Peki ne yedin evde dedim? Yumurta yaptım, melemen yaptım canım et yemek istiyor ama sokağa çıkıp almak için moralim yok'' dedi. O esnada ekipteki herkes ağlıyordu.''
''Bir enkazdan çıkmıştık sokak sokak geziyorduk. Depremin üçüncü günüydü 90'ncı saatlerdi. Diğer arama kurtarma ekiplerinden ayrı çalışıyorduk. Ara sokaklarda 'sesimizi duyan var mı?' diye bağırıyorduk. Bir tane genç burada ses var dedi. Hemen gittik. Bina tam yıkılmak üzereyken durdurdum.Binaya üçüncü katla dördüncü kat arasından girdik. İlk 4 saat hiç durmadan çalıştık. Hikmet'e yaklaşmıştık. Ama artık Hikmet halüsinasyon evresindeydi. Kendisine bir dünya yaratmıştı o dünyanın içinden konuşuyordu.''Abi siz bilmesiniz dedi burada 3-4 gün önce deprem oldu ben evde yalnız değilim annem ve babam öldüler dedi. Moralim çok bozuk evden çıkmak istemiyorum'' dedi. Zaten çıkamıyor, başı sıkışmış kolu ters dönmüş ve malozların arasında, baldırlarının altıda yine malozların altındaydı.Peki ne yaptın Hikmet dedim burada canın sıkılmadı mı? ''Sıkıldı da abi televizyon izledim, maç izledim dedi. Peki ne yedin evde dedim? Yumurta yaptım, melemen yaptım canım et yemek istiyor ama sokağa çıkıp almak için moralim yok'' dedi. O esnada ekipteki herkes ağlıyordu.''






























