Skandal İddialar Karşısında Hesap Vermek Yerine Medyaya Yöneldiler
Küçükçekmece’de bir mahalle başkanı hakkında gündeme gelen ciddi iddialar kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, iddiaların muhataplarından beklenen açıklamalar yerine, haberi yapan medya kuruluşlarının hedef alınması dikkat çekti. Yardım erzaklarının usulsüz kullanıldığı, seçim bürosu kirasıyla ilgili çelişkili rakamların bulunduğu ve teşkilat içi baskı iddialarının gündeme geldiği süreçte, kamuoyunun yanıt beklediği sorular hâlâ cevapsız.
İddialar yazılıp kamuoyuna yansıdıktan sonra, konunun içeriğine ilişkin net ve somut bir açıklama yapılması beklenirken, bu kez eleştirilerin yönü değişti. Mahalle başkanı sıfatıyla yapılan sosyal medya paylaşımlarında, haberleri yayımlayan medya kuruluşları hedef gösterildi; teşkilat mensupları ve vatandaşlar belirli yayın organlarını takipten çıkmaya çağrıldı. Bu tutum, “hesap vermek yerine gündem değiştirme” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Siyasi sorumluluk taşıyan kişilerin, iddiaların özüne dair açıklama yapmak yerine medyayı suçlayıcı ve dışlayıcı bir dil kullanması, basın özgürlüğü ve demokratik siyaset anlayışı açısından da tartışma yarattı. Hukukçulara göre, iddia edilen hususların gerçeğe aykırı olduğu düşünülüyorsa bunun yolu sosyal medya üzerinden baskı kurmak değil.
VE BUNLARA RAĞMEN SOSYAL MEDYA FACEBOOKTA YAYINLAN MESAJ:
KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULURKüçükçekmece’de bazı çevrelerin yürüttüğü yalan siyaset ve taraflı yayıncılık artık tahammül sınırlarını aşmıştır. Son olarak, Hicret Haber Ajansı, CHP yanlısı yayın yapan Editör TV'nin haberini alarak kendi Instagram hesaplarında paylaşmış ve bu paylaşım üzerinden AK Partimize açıkça iftiralar atarak siyasi manipülasyona başvurmuştur.Gerçek dışı bilgilerle hareket eden bu ajansın amacı; taraflı bir duruş sergileyip belli odaklara yakın görünmek, gerçekleri çarpıtmak ve ilçemizde siyasi ortamı zehirlemektir. Bu tutum, basın ahlakı ile bağdaşmadığı gibi, açık bir şekilde kötü niyet taşımaktadır.Bu sebeple, AK Parti Küçükçekmece İlçe Teşkilatı olarak tüm dava arkadaşlarımıza ve duyarlı vatandaşlarımıza çağrımız nettir:Hicret Haber Ajansı’nın tüm sosyal medya hesaplarından takibi derhal bırakmanızı, tamamen takipten çıkmanızı diliyorum ve istiyorum.Bu çağrının ilçemizdeki bütün teşkilat mensupları tarafından dikkate alınmasını, bu mesnetsiz iftiralara karşı ortak bir duruş sergilenmesini önemle rica ediyorum.Teşkilatımızın tamamından, bu ajansla olan tüm sosyal medya takibini sonlandırmasını bekliyorum.Hakikat eğilmez, doğruluk bükülmez. Biz davamıza hizmet ederken iftiralara değil, millete ve gerçeğe dayanırız.Kamuoyunun bilgisine sunulur.T.C. Anayasası Açısından Bu Paylaşım Ne Anlam Taşır?
Yarımburgaz Mahalle Başkanı sıfatıyla yapılan ve teşkilat mensupları ile vatandaşları belirli bir medya kuruluşunu topluca takipten çıkmaya çağıran bu açıklama, anayasal açıdan birkaç başlık altında değerlendirilir:
1. İfade Özgürlüğü (Anayasa m.26)
Herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama hakkına sahiptir.
Ancak bu hak sınırsız değildir.
️ Kamu gücü kullanan, siyasi yetki sahibi veya teşkilat adına konuşan kişilerin ifadeleri, sıradan bir vatandaşın ifadeleriyle aynı hukuki koruma alanında değerlendirilmez.
2. Basın Özgürlüğü ve Basına Müdahale (Anayasa m.28)
Anayasa açıkça der ki:
“Basın hürdür, sansür edilemez.”
Bir medya kuruluşunu:
“İftira atıyor” diyerek
Teşkilat gücüyle
Toplu boykot çağrısı yaparak
“Takipten çıkın” talimatı vererek
hedef göstermek;
Basın özgürlüğüne dolaylı baskı
Yıldırma (caydırma) etkisi
Siyasi güç kullanarak medya yönlendirme
olarak yorumlanabilir.
3. Kamu Gücünün Kötüye Kullanılması İhtimali
Mahalle başkanı;
Teşkilat adına konuşuyorsa
“Bekliyorum”, “istiyorum”, “çağrımdır” gibi emredici ifadeler kullanıyorsa
bu durum:
️ Siyasi nüfuzun bireylerin davranışlarını yönlendirmek için kullanılması anlamına gelir.
Bu da etik ve hukuki açıdan sorunludur.
4. Kişileri ve Toplumu Yönlendirme – Baskı Oluşturma
Anayasa ve AİHM içtihatlarına göre:
Bir siyasi aktörün
Belirli bir medya kuruluşuna karşı
Toplu hareket çağrısı yapması
BU çağrı Toplumsal baskı oluşturma,,Özgür iradeyi zedeleme,,Siyasi çoğulculuğa zarar verme riski taşır.
Yarımburgaz Mahalle Başkanı S.A. tarafından sosyal medya üzerinden yapılan ve teşkilat mensupları ile vatandaşları belirli bir medya kuruluşunu topluca takipten çıkmaya çağıran açıklama, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına alırken, 28. maddesi basın özgürlüğünü açık biçimde koruma altına almış ve “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü amir kılmıştır. Bu çerçevede, bir medya kuruluşunun siyasi kimlik atfedilerek hedef gösterilmesi, teşkilat gücü kullanılarak toplu boykot çağrısı yapılması ve “takibi bırakın” yönünde açık yönlendirmede bulunulması, basın özgürlüğüne yönelik dolaylı bir baskı ve yıldırma girişimi olarak değerlendirilebilir.
Siyasi sıfat taşıyan ve teşkilat adına konuşan kişilerin, bireylerin sosyal medya tercihlerini “bekliyorum”, “istiyorum” gibi emredici ifadelerle yönlendirmesi; demokratik toplum düzeninde kabul edilen çoğulculuk ilkesine zarar verebilecek niteliktedir. Bu tür açıklamalar, kamu gücünün ve siyasi nüfuzun bireylerin özgür iradesini etkileyecek biçimde kullanılması sonucunu doğurabilir.
Anayasal düzende, bir yayın organının gerçeğe aykırı yayın yaptığı iddia ediliyorsa bunun yolu; sosyal medya üzerinden baskı kurmak veya toplu dışlama çağrıları yapmak değil, hukuk devletinin öngördüğü yasal mekanizmalara başvurmaktır. Tekzip hakkı, tazminat davası veya savcılığa suç duyurusu gibi yollar açıkken, bu yollar yerine kamuoyu baskısı oluşturacak çağrılar yapılması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
siyasi yetki ve temsil gücü bulunan kişilerin, medya kuruluşlarını hedef alarak vatandaşları ve teşkilat mensuplarını belirli bir yönde hareket etmeye çağırması; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve demokratik toplum düzeni açısından sakıncalı bir durum oluşturmaktadır. Bu tür tutumlar, anayasal hakların kullanımını zedeleyebilecek nitelikte olup, kamuoyunda endişe ve güvensizlik yaratma potansiyeli taşımaktadır.
































