Hicrethaber
Talip AKSOY / İstanbul
Merve Kavakçı; 28 Şubatçılar özür dilemediler ve adalet önüne çıkartılmadılar.
"28 Şubatçıların amaçları insanların İslam'dan arındırılması, ki bunu hem siyasette yapmaya çalıştılar, hem sosyal alanda yapmaya çalıştılar, hem de dini hayatta yapmaya çalıştılar ki yaptılar da... "

28 Şubat, oryantalist değerler sisteminin Türkiye'de yerleşmesi için yapılan bir girişimdir" Bu söz 28 Şubat döneminde belki de en çok tanınan ve gündeme gelen isim olan Merve Kavakçı İslam'a ait. TBMM'ye başörtüsü ile girdiği için sözlü linç kampanyasına ve hakaretlere maruz kalan hatta evine baskın yapılan Merve Kavakçı o dönemde yaşadıklarını ve 28 Şubat darbesini hilalhaber.com'a anlattı.Darbeyi "İslam'ı bir düşman olarak görmek, İslam'ı geride bırakılması gereken, eskiye ait, arkaik, geçmişe ait bir olgu olarak değerlendirip, bahsettiğimiz o oryantalistin, oryantal insanlara yani batılıların doğulu insanlara baktığı bakış açısıyla Türkiye'yi değerlendiren ancak içimizdeki oryantalistlerin başımıza sardığı bir şey oldu 28 Şubat" sözleriyle tanımladı.



Kavakçı daha sonra sözlerine şöyle devam etti:Amaçları insanların İslam'dan arındırılması, ki bunu hem siyasette yapmaya çalıştılar, hem sosyal alanda yapmaya çalıştılar yaptılar, hem de dini hayatta yapmaya çalıştılar ki yaptılar da... Yani o dönemde 8 yıllık kesintisiz eğitimin getirilmesi ki bunun baş müsebbipleri DSP-MHP-ANAP koalisyonudur. Mesut Yılmaz'ın şu cümlesi son derece üzerinde düşünülmesi gereken bir cümledir: Siyasi hayatıma mal olsa bile bu 8 yıllık kesintisiz eğitimi uygulatacağım ifadesiyle İslami eğitimin önüne bir set çekmeye çalıştılar.Meclis'te yaşadıklarını da anlatan Merve Kavakçı İslam şunları söyledi: Türkiye siyasi tarihine Kavakçı olayı olarak geçen olaya baktığımız zaman bunun bir başörtüsü meselesi olduğunu görmekteyiz. Başörtüsü yasağının ne o dönemde başladığını ne de o dönemden sonra bittiğini de göz önüne alırsak Türkiye'nin dışında başörtüsü yasağının tanınması ve Türkiye'nin isminin başörtüsü yasağıyla anılmasına ironik bir şekilde vesile olmuş bir hadisedir.DEMİREL'İN DESTEĞİ VE ECEVİT'İN KUKLALIĞIYDIBen meclise girdiğimde milletin meclisi olması gereken yer bir anda devlet yapısına ve kemalist rejimin kalesi haline dönüşerek asker desteğiyle, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'in desteğiyle ve Bülent Ecevit'in kuklalığıyla başlattığı siyasi linç kampanyasıyla kemalist sitemin ve oryantalist değerlerin korunması isteği bir anda canlanıp bir öfke haline dönüştü ve karşıda sadece ben vardım. Partinin tamamını da hedef almadı bu öfke, sadece başı örtülü genç bir kadını hedef almıştı. Bunun üzerinde uzun bir süreden sonra objektif bir değerlendirme yaptığımızda o öfkenin kendine dönen bir öfke olduğunu düşünüyorum. Rejimin kurucu zihniyeti, belki Kurtuluş Savaşı dönemi değil de 40'larda, 50'lerde, Dersim'i bombalarken Türkiye'de var olan o kurucu refleksin kendisiyle ve başarısızlığıyla yüzleşmesiyle gelen hırçınlık sonucu oluştuğunu düşünüyorum.

ADALET ÖNÜNE ÇIKARILMADILAR Darbecilerin halen adalet önüne çıkartılmadıklarına vurgu yapan Merve Kavakçı İslam "28 Şubat'ın mağdurları ortada; böyle bir geniş kitle var. Onların haklarının iadesi konusunda önemli bir kesimi için önemli çalışmalar yapıldı. Ancak faillerinden bahsedersek; 28 Şubat'ın failleri yaptıklarını kabul etmediler, özür dilemediler ki bu yetmemeli, adalet önüne de henüz çıkartılmadılar. Bundan dolayı da orada köşede bir uyuyan canavar olduğunu da düşünmek gerekiyor." ifadelerini kullandı.