BM’ye bağlı Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı UNRWA, sınır kapılarının açılması halinde yüzlerce yardım kamyonunun Gazze’ye kolaylıkla ulaşabileceğini vurgulayarak, “Yüzlerce kamyon geçebilecekken neden hava yoluyla yardım gönderelim?” sorusuyla Tel Aviv yönetiminin uyguladığı kısıtlamalara dikkat çekti.
Gazze’de temel yaşam malzemeleri yokluk seviyesindeyken, uluslararası toplumun gözü önünde yaşanan bu abluka, yalnızca insani yardımı değil, insan onurunu da kuşatma altına alıyor. UNRWA’nın uyarıları, krizin büyüklüğünü gözler önüne sererken, dünyanın en büyük insani yardım mekanizmasının dahi çaresiz bırakıldığı bir tabloyu ortaya koyuyor.
BM’den İsrail’e Sert Eleştiri: “Yüzlerce Kamyon Girebilecekken Neden Hava Yoluyla Yardım Gönderelim?”
Gazze Şeridi’nde derinleşen insani krize karşı uluslararası kamuoyu her geçen gün daha yüksek sesle tepki gösterirken, Birleşmiş Milletler’e bağlı UNRWA (Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı), yardım erişimini engelleyen İsrail’e sert bir çıkış yaptı. Ajansın resmi X (eski adıyla Twitter) hesabından yapılan açıklamada, “Gazze Şeridi’ne sınırdan yüzlerce kamyon geçirebilecekken neden hava yoluyla yardım gönderelim ki?” ifadeleriyle Tel Aviv yönetiminin uyguladığı kara ambargosuna dikkat çekildi.
UNRWA, hava yoluyla gönderilen yardımın sembolik bir anlam taşısa da açlık krizini durdurmak için yetersiz kaldığını vurguladı. Yapılan açıklamada, İsrail’in uyguladığı ablukaya son vermesi gerektiği, yaklaşık 6 bin tır dolusu insani yardımın Gazze’ye giriş için hazır beklediği fakat Tel Aviv yönetiminden hâlâ onay çıkmadığı belirtildi.
New York Times’a konuşan UNRWA İletişim Direktörü Juliette Touma da, yardım ulaştırmanın en hızlı ve etkili yolunun kara geçişleri olduğuna dikkat çekerek, “Karadan yardım sağlamak çok daha kolay, daha etkili, daha hızlı ve daha ucuz” dedi.
“Yardımın Onurlu ve Güvenli Erişimi Sağlanmalı”
UNRWA açıklamasında ayrıca, Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine yardımın güvenli ve onurlu biçimde ulaştırılabilmesi için tüm sınır kapılarının açılması gerektiği ifade edildi. İsrail’in abluka ve kısıtlama politikalarının yalnızca insani yardımı engellemekle kalmadığı, aynı zamanda milyonlarca insanın temel yaşam hakkını da ihlal ettiği belirtildi.
Açlık, Hastalık ve Yerinden Edilme Felaketi
Gazze’deki durum, yalnızca yardım eksikliğiyle değil, açlık, salgın hastalıklar ve yerinden edilmelerle de derinleşiyor. 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık 2 milyonu, İsrail’in sürgün emirleri ve saldırıları nedeniyle defalarca yerinden edildi. Sivillerin yaşadığı çadırlar ve sığındıkları okullar, İsrail ordusunun hava saldırılarında hedef alınmaya devam ediyor.
Temel yaşam malzemelerinden yoksun kalan Gazzeliler, aşırı kalabalık çadır kentlerde veya hijyen koşullarının neredeyse tamamen yok olduğu eğitim kurumlarında yaşam savaşı veriyor. Lavabo ve tuvaletlerin yetersizliği, temizlik malzemesi eksikliği ve artan kalabalık, özellikle çocuklar arasında bulaşıcı hastalıkların hızla yayılmasına yol açıyor.
İsrail’in sivil altyapıyı doğrudan hedef aldığı saldırılarla Gazze’nin yüzde 88’i yerle bir edilmiş durumda. Yerinden edilen Filistinlilerin çoğu, güvenli alan bulamadan sürekli yer değiştirirken, hayatta kalma mücadelesi ağırlaşıyor.
“Açlık Silah Olarak Kullanılıyor”
Birçok uluslararası insan hakları örgütü ve gözlemci, İsrail’in açlık, susuzluk ve sağlık hizmetlerine erişimi engelleyen uygulamalarını, sivil halka karşı doğrudan bir savaş stratejisi olarak değerlendirmeye başladı. “Açlığı silah olarak kullanmak” ifadesi, bu gidişatı tanımlamak için sıkça kullanılmaya başlandı.
Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, başta Refah Sınır Kapısı olmak üzere tüm geçiş noktalarının derhal ve tam kapasiteyle açılması çağrısında bulunuyor. Aksi takdirde, Gazze'deki insani felaketin daha da büyüyeceği, çocuk ölümlerinin artacağı ve temel insan haklarının tamamen ortadan kalkacağı uyarısı yapılıyor.
BM ve UNRWA’nın çağrıları, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Gazze’deki sivil dramına çevirmeyi amaçlıyor. Ancak, kalıcı bir çözümün sağlanması için İsrail’in abluka politikasına son vermesi ve insani yardımların engelsiz şekilde ulaştırılmasına izin vermesi gerektiği vurgulanıyor.
































