Ortadoğu’nun en gizemli ve kapalı topluluklarından biri olan Dürziler, Suriye’deki son çatışmalar ve İsrail’in hava saldırıları sonrası yeniden gündeme geldi. İsrail’in Şam’daki devlet kurumlarını ve Dürzilerin yoğun olarak yaşadığı Süveyda bölgesini hedef alan saldırıları, bu azınlık topluluğunun tarihsel ve inançsal özelliklerini bir kez daha kamuoyunun dikkatine sundu.
İsrail’in Şam ve Süveyda’ya Hava Saldırıları
İsrail, geçtiğimiz günlerde Suriye’nin başkenti Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Binası dahil olmak üzere pek çok devlet kurumunu hedef alan kapsamlı hava saldırıları gerçekleştirdi. İsrail Ordu Radyosu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların “uyarı” amaçlı olduğu öne sürüldü.
Aynı zamanda Suriye’nin güneybatısında yer alan ve Dürzi nüfusun yoğun olarak yaşadığı Süveyda kentine yönelik şimdiye kadar en az 160 hava saldırısı düzenlendiği bildirildi. Bu saldırıların, Suriye ordusuna ait mevziler ile askeri altyapıyı hedef aldığı iddia ediliyor.
Bu gelişmeler, Suriye’de dengeleri yeniden sorgulatırken, Dürzi topluluğunu da siyasi ve güvenlik bağlamında dikkatlerin odağına taşıdı.
Dürzilik Nedir? Kökleri, İnançları ve Farklılıkları
Dürziliğin kökeni 11. yüzyıla, Fatımi Halifesi el-Hakim bi Emrillah dönemine kadar uzanıyor. İsmailî Şiiliğinin bir kolu olarak ortaya çıkan bu inanç sistemi, zamanla İslamiyet'ten ayrılarak bağımsız ve kendine özgü bir yapı kazandı. Dürzilik, öğretilerini esasen Hamza bin Ali'ye dayandırsa da, adını onun öğrencisi Muhammed ed-Dürziden alıyor. Ancak Dürziler, ed-Dürzi’yi resmi kurucu olarak kabul etmezler.
İslamî temellere sahip olmakla birlikte, Dürzilikte namaz, oruç, hac gibi klasik ibadetler bulunmaz. Dürziler kendilerini Müslüman olarak görmedikleri gibi, inanç sistemleri de Batıni (ezoterik) anlayışa dayanan mistik bir felsefe içerir. Tanrı’nın insan suretinde tecelli ettiğine inanılır ve bu zuhurun en yücesinin el-Hakim olduğuna inanılır. Onun ölümünün bir “gaybet” yani gizlenme olduğu, bir gün tekrar ortaya çıkacağı inancı hâkimdir.
İbadet anlayışı da oldukça farklı olan Dürzilik’te, dinsel görevler kişisel ahlak, sadakat ve içsel disiplinle ölçülür. Cennet ve cehennem inancı yerine reenkarnasyon (tenasüh) inancı vardır: İyiler daha iyi, kötüler ise daha kötü şartlarda yeniden doğarlar.
Dürziler, inançlarını yayma amacı taşımazlar. Dışa kapalı bir yapıları vardır; inanca dışarıdan giriş ya da içeriden çıkış kabul edilmez. Kutsal metinler sadece inançlı ve bilgili bir zümre olan “uqqal” (akıllılar) tarafından okunabilir. Sıradan üyeler ise “cuhhal” (cehalet ehli) olarak anılır ve sadece temel öğretiyle yaşarlar.
Dürzilerin Yaşadığı Bölgeler
Dünya genelinde 1 ila 2,5 milyon arasında olduğu tahmin edilen Dürzi nüfusunun büyük bölümü Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün’de yaşamaktadır.
Suriye: Yaklaşık 700 bin Dürzi’nin yaşadığı düşünülüyor. En yoğun yerleşim yeri Süveyda bölgesidir. Bu bölge, Cebel el-Dürz (Dürzi Dağları) olarak da bilinir.
Lübnan: İkinci en büyük Dürzi topluluğuna ev sahipliği yapar. Nüfusları yaklaşık 300 bin civarındadır.
İsrail: Çoğu Golan Tepeleri'nde olmak üzere yaklaşık 100 bin Dürzi yaşıyor. İsrail vatandaşlığına sahip Dürziler, orduya alınmakta ve siyasette aktif roller üstlenmektedir.
Ürdün: Dürzilerin en az yaşadığı ülkedir. Nüfusları 20 bin civarındadır.
Suriye İç Savaşı ve Dürzi Tavrı
Suriye iç savaşında Dürziler, Esad rejimine karşı açık bir cephe almadıkları gibi, tam anlamıyla destek de vermediler. Genellikle bölgesel milis gücüyle Süveyda’daki yerleşim yerlerini korumaya odaklandılar. Bu stratejik tarafsızlık, Dürzilerin tarih boyunca geliştirdiği hayatta kalma ve topluluğu koruma refleksi olarak değerlendiriliyor. Ancak zaman zaman rejim güçleriyle veya radikal unsurlarla çatışmalar da yaşandı.
İsrail ve Dürziler Arasındaki Karmaşık İlişki
İsrail, kendi topraklarındaki Dürzi vatandaşlarını diğer Arap gruplardan ayırarak daha yakın ilişkiler kurmaya çalışsa da, Golan Tepeleri'ndeki işgal ve Süveyda’ya yönelik hava saldırıları bu ilişkiyi zora sokuyor. İsrail'deki Dürziler ile Suriye'deki Dürziler arasındaki bağın halen güçlü olduğu, dolayısıyla son saldırıların Dürzi topluluğu arasında derin bir rahatsızlık yarattığı ifade ediliyor.
































