Küresel ölçekte tedirginliğe yol açan savaşın seyrinde gözler Hürmüz Boğazı’na çevrildi. Dünya petrol ticaretinin kritik geçiş noktası olan boğaz, İran’ın kontrolü ve coğrafi avantajları nedeniyle stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. İran’ın boğazı tıkamasıyla birlikte ABD ve İsrail’in bölgedeki askeri hamleleri de bu dar geçitte düğümlenirken, uluslararası piyasalarda yaşanabilecek olası dalgalanmalar küresel baskıyı artırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Hacer Dağları İran’a Doğal Kalkan Sağlıyor
Saldıran taraflar ve İran dışında neredeyse tüm dünyanın dikkatle izlediği Hürmüz Boğazı, coğrafi yapısı nedeniyle İran’a ciddi avantajlar sunuyor. Umman Denizi’ne paralel uzanan ve devasa bir doğal set oluşturan Hacer Dağları, bölgedeki en önemli engellerden biri olarak dikkat çekiyor. Boğazın İran ile Umman arasındaki en dar noktası 33 kilometre olurken, gemi ve tanker geçişine uygun alanın yalnızca yaklaşık 3 kilometreyle sınırlı olması, bu hattın kolaylıkla kontrol edilebilmesini sağlıyor. Bu dar geçiş alanı, olağanüstü durumlarda İran’ın hızlı müdahalesine imkân tanıyor.
Alternatif Arayışlarının Önündeki Büyük Engel
Körfez ülkeleri, 1979’dan bu yana İran ile genel olarak dengeli ilişkiler yürütse de Hürmüz Boğazı’na alternatif arayışlarını hiçbir zaman tamamen bırakmadı. Ancak bu arayışların önündeki en büyük engellerden biri yine Hacer Dağları oldu. Umman ile Birleşik Arap Emirlikleri sınırları boyunca uzanan bu dağ silsilesi, Musandam Yarımadası’ndan Sur’a kadar yaklaşık 500 kilometrelik bir hat üzerinde doğal bir bariyer oluşturuyor. Yer yer 3 bin metreye ulaşan yüksekliği ve zorlu arazi yapısıyla bu dağlar, alternatif geçiş projelerini neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Kanal Projeleri Neden Gerçekleşemiyor?
Körfez ülkelerinin zaman zaman gündeme getirdiği, Süveyş benzeri bir kanal projesi fikri de Hacer Dağları nedeniyle hayata geçirilemiyor. Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında açılması planlanan olası bir kanalın güzergâhında yer alan dağlık yapı; derin vadiler, sert kaya kütleleri ve kırık topografyasıyla mühendislik açısından büyük zorluklar barındırıyor. Milyarlarca dolarlık maliyetler göze alınsa bile mevcut teknolojilerle bu projelerin uygulanabilir olmadığı değerlendiriliyor. Bu nedenle geçmişte dile getirilen kanal projeleri kısa sürede gündemden düşüyor.
En Dar Noktada Bile Yüksek Engeller Var
Umman’ın Musandam Yarımadası’nda, Körfez ile Umman Denizi arasındaki mesafe bazı noktalarda birkaç kilometreye kadar düşse de bu bölgede de Hacer Dağları’nın uzantısı olan yüksek kayalıklar bulunuyor. Yer yer 2 bin metreyi aşan bu yükseltiler, Yunanistan’daki Korint Kanalı benzeri bir projenin burada uygulanmasını da imkânsız kılıyor. Ayrıca Umman’ın İran ile sürdürdüğü dengeli ilişkiler, bu tür alternatif projelere sıcak bakılmasını zorlaştıran bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Boru Hatları da Sınırlı Çözüm Sunuyor
Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakmak için geliştirilen bir diğer yöntem ise boru hatları. Birleşik Arap Emirlikleri, Abu Dabi ile Umman Denizi kıyısındaki Fuceyre arasında 2012’den bu yana faaliyet gösteren yaklaşık 400 kilometrelik bir boru hattı ile günlük 1,5 milyon varil ham petrol taşıyabiliyor. Bunun yanı sıra doğal gaz taşımacılığı da gerçekleştiriliyor. Ancak Hacer Dağları’nın oluşturduğu zorlu coğrafya, bu hatların kapasitesini artırmayı ve yeni hatlar oluşturmayı sınırlıyor.
Kızıldeniz Alternatifinde de Riskler Var
Suudi Arabistan’ın geliştirdiği ve “Doğu-Batı Boru Hattı” olarak bilinen alternatif güzergâh ise Körfez’den aldığı petrolü ülke üzerinden Kızıldeniz’e ulaştırıyor. Yaklaşık 750 mil uzunluğa ve günlük 7 milyon varil kapasiteye sahip bu hat, coğrafi engeller açısından daha avantajlı görünse de Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri, özellikle bölgedeki Husilerin varlığı, bu alternatifi de kırılgan hale getiriyor.
Son Alternatif Türkiye Üzerinden Geçiyor
Bölgedeki enerji taşımacılığı için dikkat çeken bir diğer alternatif ise Irak petrollerinin Türkiye üzerinden taşınması. Kerkük-Ceyhan boru hattı, Körfez’e bağımlılığı azaltabilecek önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bu hat sayesinde Irak petrolünün daha güvenli bir güzergâh üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılması mümkün görülüyor.

































