Orta Doğu’da tırmanan gerilim sürerken, ABD ve bölgedeki müttefikleri İran tarafından desteklendiği belirtilen Yemenli Husi grubunu yakından takip ediyor. Henüz doğrudan çatışmaya dahil olmayan Husilerin, olası bir müdahalede bulunması halinde bölgedeki dengeleri kökten değiştirebileceği değerlendiriliyor.
HUSİLER STRATEJİK BİR KOZ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Uzmanlar, Husilerin İran açısından önemli bir stratejik araç olduğuna dikkat çekiyor. İran’ın küresel ekonomik baskıyı artırmak ya da savaşın kapsamını genişletmek istemesi durumunda Husilerin devreye girebileceği ifade ediliyor. Böyle bir senaryoda, Suudi Arabistan ve Cibuti’de bulunan ABD üslerinin de risk altına girebileceği belirtiliyor.
The Wall Street Journal’da yer alan analizde, New America düşünce kuruluşundan araştırmacı Adam Baron, “Husiler çatışmaya dahil olursa riskler gerçekten artar. Bu durum Süveyş Kanalı’nı ve Mısır’ı işin içine çeker, Suudi Arabistan’ı ise daha fazla dahil eder” değerlendirmesinde bulundu.
İRAN’IN “DİRENİŞ EKSENİ” VE HUSİLER
İran’ın uzun yıllardır bölgede caydırıcılık sağlamak amacıyla farklı grupları desteklediği biliniyor. Lübnan’daki Hizbullah ve Irak’taki İran yanlısı milisler bu yapının parçaları arasında yer alırken, bu ağ “direniş ekseni” olarak tanımlanıyor.
Bu eksenin önemli unsurlarından biri haline gelen Husiler, Yemen iç savaşında elde ettikleri kazanımlarla başkent Sana dahil birçok kritik noktayı kontrol altına aldı. Grup yetkililerinden Muhammed el-Bukhaiti, “Parmaklarımız tetikte. Yemen’in çatışmaya katılması sadece zaman meselesi” sözleriyle olası bir müdahalenin sinyalini verdi.
KIZILDENİZ VE SÜVEYŞ HATTI TEHDİT ALTINDA
Husilerin geçmişte gerçekleştirdiği saldırılar, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden yürüyen küresel ticareti ciddi şekilde aksattı. İnsansız hava araçları ve füze saldırıları nedeniyle uluslararası nakliyeciler rotalarını Afrika’nın güneyine kaydırmak zorunda kaldı.
Bu durum, hem taşımacılık sürelerini uzattı hem de küresel ticaret maliyetlerini artırdı. Husilerin benzer bir hamleyi yeniden hayata geçirmesi, dünya ekonomisi üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir.
HÜRMÜZ VE BABÜLMENDEP BOĞAZLARI KRİTİK
Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler sürerken, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı da kritik bir darboğaz olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre İran’ın Hürmüz’deki etkisi ile Husilerin Babülmendep üzerindeki potansiyel gücünün birleşmesi, küresel enerji arzı ve deniz ticareti açısından ciddi bir kriz yaratabilir.
SUUDİ ARABİSTAN TEMKİNLİ
Suudi Arabistan’ın, 2022 yılında Husilerle yapılan anlaşma kapsamında saldırıların sınırlandırılmasını sağladığı belirtiliyor. Riyad yönetiminin, Husileri mevcut çatışmanın dışında tutmak için diplomatik girişimlerini sürdürdüğü ifade ediliyor.
ABD’li yetkililer de benzer şekilde, Husileri doğrudan çatışmaya çekecek adımlardan kaçınmaya çalışıldığını vurguluyor.
HUSİLER TAM KONTROL ALTINDA MI?
Uzmanlar, Husilerin İran tarafından desteklenmesine rağmen tamamen Tahran’ın kontrolünde hareket etmediğine dikkat çekiyor. Eski ABD Dışişleri yetkililerinden Barbara Leaf, grubun saldırı kararlarını kendi dinamikleri doğrultusunda da şekillendirdiğini ifade ediyor.
OLASI SENARYOLAR ENDİŞE YARATIYOR
Husilerin çatışmaya aktif şekilde dahil olması halinde, sadece bölgesel değil küresel ölçekte sonuçlar doğurabilecek bir kriz yaşanabileceği belirtiliyor. Özellikle enerji arzı ve ticaret yollarının aynı anda tehdit altına girmesi, dünya ekonomisi açısından kritik bir kırılma noktası olarak görülüyor.
Uzmanlara göre taraflar şimdilik doğrudan geniş çaplı bir çatışmadan kaçınmaya çalışsa da, artan tehditler ve sertleşen açıklamalar bölgedeki kırılgan dengenin her an değişebileceğine işaret ediyor.

































