Araştırmacı- Yazar Ramazan Deveci; Kudüs İslami Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Kudüs-Der’de “İslam kardeşliği ve Vahdet” konulu bir konferans verdi. Ramazan Deveci konuşmasında şunları söyledi. Sevgili dostlar Rabbimiz bizleri, iman edenleri, Müslümanları birbirimize kardeş kılmıştır. Ama bizler bu kardeşliğimizin ne yazık ki farkında değiliz. Kardeşliğimizin gereğini yerine getirmiyoruz. Bugün burada İman edenleri kardeş olduğu hakikatini hem kendimize hem de birbirimize hatırlatmak istiyoruz.
Rabbimiz Hucurat suresinin 10. Ayetinde “Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” Buyurur.Ayet açık ve net bir şekilde Müminlerin iman edenlerin kardeş olduğunu ilan ediyor ve Müslümanlara kardeşler arasında bir sorun olduğu zaman bu soruna odun taşımayın, sorunu çoğaltmak için çalışmayın, kardeşlerinizin arasını bulmak için çabalayın, Allah’tan korkun ve kardeşliğe aykırı davranmayın demektedir.Hangi mezhepten, hangi cemaatten, hangi etnik kökenden, olursa olsun, ben Müslümanlardanım diyen herkes bizim kardeşimizdir ve onlarla nasıl bir ve beraber oluruz diye gayret göstermemiz gerekir. Bununda temeli sevgidir. Her Müslüman ben ben Müslümanlardanın diyeni, mezhebi ırkı rengi ne olursa olsun ben seviyorum velev ki o beni sevmese de diye bilmelidir. Evet ben Müslümanlardanım diyen her Müslümanı sevmeli, gönül dünyamızda, Müslümanlara silah çekmeyen her grup ve cemaatla bir sevgi bağı kurmalı ortak bir dil yakalamalıyız diye düşünüyorum.Tekfirci bir anlayıştan uzak durmalı, bizi sevmese bile Müslümanları sevebilmeliyiz.Hatta Habil gibi bizi öldürmeye gelen kardeşimize, sen beni öldürsen de ben seni öldürmeyeceğim, ben alemlerin rabbinden korkarım diyebilmeliyiz. "(Habil) Eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (Maide 28)Günümüzde Müslümanlar arasında fitne bu kadar artmışken ben Habil olmayı seçtim diyecek Müslümanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki. Sevgili dostlar; Habil olmak zillete razı olmak değildir. Habil olmak kardeşini nefsine tercih etmektir. Habil olmak zulme karşı direnmemek değildir, Habil olmak ümmetin maslahatını, birliğini her şeyin üzerinde tutarak gerekirse haklı olduğunda bile susmasını bilmektir.Habil olmak bir anlamda İmam Ali gibi davranmaktır. İmam Ali gibi haklı olduğuna inandığın halde Ümmetin vahdeti için, fitne ve tefrikalara düşmeden, ümmetin birliğini her şeyin üzerinde tutarak susmasını bilmektir.İmam Ali Hilafetin kendi hakkı olduğuna inandığı halde, Kendisinden önce yapılan üç halife seçimine de itirazı olmasına rağmen, Ümmetin birliğini düşünerek susmayı tercih etmiştir. İmam Ali susmayı tercih ettiği gibi, hiçbir dönemde fırsatçı düşünmemiş, halifelerin zafiyetlerini bekleyip hilafete sahip olmanın hesabını yapmamıştır.Sevgili dostlar.. İslam’ın esası tevhid ve adalettir. Müslüman olmanın esası ise vahdettir.Müslümanın adaleti yoksa tevhid anlayışı da zedelenmiş demektir.Sevgili dostlar… Gerçek anlamda adaleti gerçekleştire bilmek için yeryüzündeki zulüm düzenlerine karşı olmak, İslam kardeşliğini öncelikle yüreklerimizde tesis edip, Müslümanların birliğini vahdetini sağlamak için çalışmamız gerekiyor.Vahdet toplumsal tevhid, tefrika ise toplamsal şirktir.Onun için İslam’ın esası tevhid ve adalet, Müslüman olmanın esası vahdettir dedim. Rabbimiz şöyle buyurur;Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran 103)Bugün küresel güçler İslam dünyasını Şii- Sünni diye bölmek istiyor ve İslam dünyasının iki güçlü ülkesi İran ve Türkiye’yi birbiri ile savaştırmak istiyor.Siyonist rejim eski İç güvenlik istihbarat Şefi Amy Ayalon, Ağustos 2012 tarihinde verdiği röportajda, gelecek 10 yıl projesi olarak Türkiye’nin önderliğinde Sünni bir koalisyon kurulmasını önerdik diyor.Siyonist istihbarat şefi; Amerika ile birlikte Türkiye’nin liderliği altında, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ün içinde olacağı bir Sünni koalisyon oluşturmalıyız. Bu durumda Şii İran’la çıkacak bir savaşta, İsrail-Filistin savaşı yerini Şia-Sünni savaşına bırakır, bu da bizim Filistin sorununu çözmemizi kolaylaştırır.” Diyor.Bugün Suudi Arabistan önderliğinde kurulan koalisyon, Siyonist şefin dört yıl önceki söylediklerinin gerçekleştiğini göstermiyor mu? Bir farkla onlar Türkiye’nin önderliğinde diyorlardı, Suudi önderliğinde oldu. İsrail’e karşı Mescid-i aksayı kurtarmak Filistini özgürleştirmek için kurulamayan İslam ordusu nedense İran’a karşı mezhepçi kaygılarla kurulabiliyor.Kudüs’ü özgürleştirme hedefi ve ideali olmayan bir orduya İslam ordusu denilebilir mi? Kudüs’ü korumayan bir İslam ordusu olamaz….Siyonist İsrail’e karşı hiçbir araya gelemeyen Arap ülkeleri bir araya gelip Şii tehlikesine karşı Yemen’i bombalaya biliyor, Hizbullah’ı terör örgütü ilan edebiliyor. Ne yazık ki ülkemizde kimi İslamcı geçinenler böyle bir oluşumu İslam ordusu diye suna biliyor bu oluşumu bize Müslümanların birliği diye kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bu tür Müslümanların bir kısmını dışlayan koalisyonlar, Müslümanların birliğine katkı sağlamaz ancak sadece tefrikayı arttırır diyorum…
Rabbimiz Hucurat suresinin 10. Ayetinde “Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” Buyurur.Ayet açık ve net bir şekilde Müminlerin iman edenlerin kardeş olduğunu ilan ediyor ve Müslümanlara kardeşler arasında bir sorun olduğu zaman bu soruna odun taşımayın, sorunu çoğaltmak için çalışmayın, kardeşlerinizin arasını bulmak için çabalayın, Allah’tan korkun ve kardeşliğe aykırı davranmayın demektedir.Hangi mezhepten, hangi cemaatten, hangi etnik kökenden, olursa olsun, ben Müslümanlardanım diyen herkes bizim kardeşimizdir ve onlarla nasıl bir ve beraber oluruz diye gayret göstermemiz gerekir. Bununda temeli sevgidir. Her Müslüman ben ben Müslümanlardanın diyeni, mezhebi ırkı rengi ne olursa olsun ben seviyorum velev ki o beni sevmese de diye bilmelidir. Evet ben Müslümanlardanım diyen her Müslümanı sevmeli, gönül dünyamızda, Müslümanlara silah çekmeyen her grup ve cemaatla bir sevgi bağı kurmalı ortak bir dil yakalamalıyız diye düşünüyorum.Tekfirci bir anlayıştan uzak durmalı, bizi sevmese bile Müslümanları sevebilmeliyiz.Hatta Habil gibi bizi öldürmeye gelen kardeşimize, sen beni öldürsen de ben seni öldürmeyeceğim, ben alemlerin rabbinden korkarım diyebilmeliyiz. "(Habil) Eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (Maide 28)Günümüzde Müslümanlar arasında fitne bu kadar artmışken ben Habil olmayı seçtim diyecek Müslümanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki. Sevgili dostlar; Habil olmak zillete razı olmak değildir. Habil olmak kardeşini nefsine tercih etmektir. Habil olmak zulme karşı direnmemek değildir, Habil olmak ümmetin maslahatını, birliğini her şeyin üzerinde tutarak gerekirse haklı olduğunda bile susmasını bilmektir.Habil olmak bir anlamda İmam Ali gibi davranmaktır. İmam Ali gibi haklı olduğuna inandığın halde Ümmetin vahdeti için, fitne ve tefrikalara düşmeden, ümmetin birliğini her şeyin üzerinde tutarak susmasını bilmektir.İmam Ali Hilafetin kendi hakkı olduğuna inandığı halde, Kendisinden önce yapılan üç halife seçimine de itirazı olmasına rağmen, Ümmetin birliğini düşünerek susmayı tercih etmiştir. İmam Ali susmayı tercih ettiği gibi, hiçbir dönemde fırsatçı düşünmemiş, halifelerin zafiyetlerini bekleyip hilafete sahip olmanın hesabını yapmamıştır.Sevgili dostlar.. İslam’ın esası tevhid ve adalettir. Müslüman olmanın esası ise vahdettir.Müslümanın adaleti yoksa tevhid anlayışı da zedelenmiş demektir.Sevgili dostlar… Gerçek anlamda adaleti gerçekleştire bilmek için yeryüzündeki zulüm düzenlerine karşı olmak, İslam kardeşliğini öncelikle yüreklerimizde tesis edip, Müslümanların birliğini vahdetini sağlamak için çalışmamız gerekiyor.Vahdet toplumsal tevhid, tefrika ise toplamsal şirktir.Onun için İslam’ın esası tevhid ve adalet, Müslüman olmanın esası vahdettir dedim. Rabbimiz şöyle buyurur;Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran 103)Bugün küresel güçler İslam dünyasını Şii- Sünni diye bölmek istiyor ve İslam dünyasının iki güçlü ülkesi İran ve Türkiye’yi birbiri ile savaştırmak istiyor.Siyonist rejim eski İç güvenlik istihbarat Şefi Amy Ayalon, Ağustos 2012 tarihinde verdiği röportajda, gelecek 10 yıl projesi olarak Türkiye’nin önderliğinde Sünni bir koalisyon kurulmasını önerdik diyor.Siyonist istihbarat şefi; Amerika ile birlikte Türkiye’nin liderliği altında, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ün içinde olacağı bir Sünni koalisyon oluşturmalıyız. Bu durumda Şii İran’la çıkacak bir savaşta, İsrail-Filistin savaşı yerini Şia-Sünni savaşına bırakır, bu da bizim Filistin sorununu çözmemizi kolaylaştırır.” Diyor.Bugün Suudi Arabistan önderliğinde kurulan koalisyon, Siyonist şefin dört yıl önceki söylediklerinin gerçekleştiğini göstermiyor mu? Bir farkla onlar Türkiye’nin önderliğinde diyorlardı, Suudi önderliğinde oldu. İsrail’e karşı Mescid-i aksayı kurtarmak Filistini özgürleştirmek için kurulamayan İslam ordusu nedense İran’a karşı mezhepçi kaygılarla kurulabiliyor.Kudüs’ü özgürleştirme hedefi ve ideali olmayan bir orduya İslam ordusu denilebilir mi? Kudüs’ü korumayan bir İslam ordusu olamaz….Siyonist İsrail’e karşı hiçbir araya gelemeyen Arap ülkeleri bir araya gelip Şii tehlikesine karşı Yemen’i bombalaya biliyor, Hizbullah’ı terör örgütü ilan edebiliyor. Ne yazık ki ülkemizde kimi İslamcı geçinenler böyle bir oluşumu İslam ordusu diye suna biliyor bu oluşumu bize Müslümanların birliği diye kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bu tür Müslümanların bir kısmını dışlayan koalisyonlar, Müslümanların birliğine katkı sağlamaz ancak sadece tefrikayı arttırır diyorum…

































