Hicret Haber Merkezi / İSTANBUL
Kemal Kılıçdaroğlu: Duvara karşı yürüyoruz
KEMAL Kılıçdaroğlu’na ilk sorum şu oldu:“Bir şey çıkar mı sizin bu yürüyüşünüzden?”Fatih Akın’ın ünlü filmi “Duvara karşı” var ya...İşte o filmin adına gönderme yaparak yanıt verdi Kılıçdaroğlu...Dedi ki:“Duvara karşı yürüyoruz”.*“Nasıl yani?” diye sordum.Şunları söyledi:“Gandi yürüdüğü zaman karşısında İngilizler vardı. Adamlar demokrasi kültüründen gelen bir anlayışa sahip oldukları için Gandi’nin yürüyüşünden etkilendiler, kayıtsız kalmadılar o yürüyüşe karşı. ‘Niye yürüyor ki? Trene binsin’ demediler. ‘Bizim yaptığımız yollarda yürüyor’ diye tepki göstermediler. Demokrasi anlayışı varsa, bu tür yürüyüşlere olgunluk içinde karşılık verilir. Yeri geldiğinde geri adım atılır. Ama bizim karşımızda bir duvar var. Biz işte bu duvara karşı yürüyoruz. En büyük sorunumuz bu”.*Tabii hemen sordum: KEMAL Kılıçdaroğlu’na ilk sorum şu oldu:“Bir şey çıkar mı sizin bu yürüyüşünüzden?”*Fatih Akın’ın ünlü filmi “Duvara karşı” var ya...İşte o filmin adına gönderme yaparak yanıt verdi Kılıçdaroğlu...Dedi ki:“Duvara karşı yürüyoruz”.*“Nasıl yani?” diye sordum.Şunları söyledi:“Gandi yürüdüğü zaman karşısında İngilizler vardı. Adamlar demokrasi kültüründen gelen bir anlayışa sahip oldukları için Gandi’nin yürüyüşünden etkilendiler, kayıtsız kalmadılar o yürüyüşe karşı. ‘Niye yürüyor ki? Trene binsin’ demediler. ‘Bizim yaptığımız yollarda yürüyor’ diye tepki göstermediler. Demokrasi anlayışı varsa, bu tür yürüyüşlere olgunluk içinde karşılık verilir. Yeri geldiğinde geri adım atılır. Ama bizim karşımızda bir duvar var. Biz işte bu duvara karşı yürüyoruz. En büyük sorunumuz bu”.*Tabii hemen sordum: “Madem bir duvarla karşı karşıyasınız. Duvara karşı yürünür mü?”*Kemal Bey, “Bize düşen o duvarı aşmak için mücadele etmek” dedi ve ekledi:“Duvara karşı mücadele etmezsek, duvarı aşamazsak bu ülkeye demokrasiyi nasıl getireceğiz?”
İKTİDARLA SIFIR TEMASEN merak ettiğim hususlardan biri de şuydu:Yürüyüşün başından beri herhangi bir iktidar yetkilisi, Kemal Kılıçdaroğlu’yla resmi ya da gayriresmi bir temas kurmuş muydu?*“Yok” dedi Kemal Bey.Ardından da ekledi:“Sadece gazetelere, televizyonlara ‘uçağa binsin’, ‘trene binsin’, ‘bizim yaptığımız yollarda yürüyor’ şeklinde beyanat verdiler, o kadar”. RABİA İŞARETİNE KARŞI SADECE ALKIŞPEKİ ya tepkiler?*Önce olumlu tepkilerden söz etti Kılıçdaroğlu.Söyledikleri şunlar:“Ankara-İstanbul hattı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en güçlü olduğu hat. Bu bölgede düşündüğümden çok daha fazla olumlu tepkiyle karşılaştık. Genç, yaşlı kadınlar... Ayran getirenler... Ziyarete gelenler... Çok şaşırdım”.*Ya olumsuz tepkiler?Kılıçdaroğlu’nun yanıtı şu:“Tabii protesto edenler de vardı. Mesela Rabia işareti yapanlar. Biz onlara tepki göstermiyoruz. Sadece alkışlıyoruz. Doğaldır, partisinin işaretini yapıyor. Hiçbir arkadaşımız olumsuz bir tepki göstermiyor, sadece alkışlıyor. Nitekim Rabia işareti yapanlar da bundan etkileniyorlar, biz alkışladığımız zaman onlar da bizi alkışlıyorlar. Adalet dediğimiz zaten biraz da budur. Ben de, benim gibi düşünmeyen de kendini ifade edecek”. GÜBRE ATMAYA NE DİYOR“GÜBRE atma olayı” diye söze başlıyordum ki...Kemal Bey cümlemi bitirmemi beklemeden olayın tüm ayrıntılarını kendi cephesinden anlattı.İşte söyledikleri:*- DÜZCE’DEYDİM: O akşam Düzce’de bir 15 Temmuz şehidimizin ailesini ziyarete gitmiştim. Orada çay, kahve içtik. Sonra Düzce’de başka bir ailenin akşam yemeği davetine icabet ettik. Akşam saat 21.30 gibi evden ayrıldık. Kampa doğru giderken haber aldım. “Adamın biri gübre atmış” falan dediler. “Tepki vermeyin” dedim. “Temizlenir” dedim. Nitekim öyle de oldu. Temizlendi.*POLEMİK yaptığım, hakkında saydırdığım, fena şeyler söylediğim biriyle karşı karşıya gelmek...Aman Allah’ım!Yeryüzünün en berbat işidir.*Yok, hayır.Korkmakla, çekinmekle, yazdıklarımın arkasında duramamakla ilgili bir mesele değil bu.Yüzleşmeyi sevmiyorum, hepsi bu.Bu özelliğimi de hiç sevmiyorum ama ne yaparsınız bendeki mizaç bu.*“Adalet Yürüyüşü” ile izlenimler toplarken...Aniden yanıma geldi Aykut Erdoğdu.Elini uzattı, elimi uzattım.Soğuk bir selamlaşma.Havayı ısıtmak için yapay ve abartmalı takılmalar.Sonra iş döndü dolaştı “Ben aslında şunu dedim / Sen aslında şunu anladın” faslına geldi.*Yine tam anlaşamadık ama sonuçta medeni bir temas kurmuş olduk.*Nasıl derler, bilirsiniz:“Barışmasını bilmiyorsan kavga etmeyeceksin”. YÜRÜYÜŞÜN ‘EN’LERİ- EN EĞLENEN: Veli Ağbaba...*- EN GERİ PLAN SEVEN: Seyit Torun...*- EN ÖRGÜTÇÜ: Fatma Köse... (CHP Kadın Kolları Başkanı)*- EN MİLİTAN: Eren Erdem...*- EN ÇALIŞKAN: Barış Yarkadaş.*- EN TİTİZ: Bülent Tezcan.*- EN TOLERANSLI: Engin Altay...*- EN AKTİF: Özgür Özel...*- EN HEYECANLI: Cihangir İslam...*- EN İSLAMİ: Mehmet Bekaroğlu.*- EN AİLECEK YÜRÜYEN: İlhan Cihaner ve eşi Muteber Hanım...*- EN GÜLEÇ: Selin Sayek Böke...

































