Alperen Ocakları Küçükçekmece İlçe Başkanlığı, Büyük Birlik Partisi’nin kurucu genel başkanı ve dava adamı Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadetinin 17. yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir anma programı düzenledi. Program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından Yazıcıoğlu’nun hayatını ve mücadelesini anlatan sinevizyon gösterisi gerçekleştirildi. Katılımcılar, merhum liderin siyasi duruşunu, mücadelesini ve dava bilincini yansıtan görüntüler eşliğinde duygu dolu anlar yaşarken, program boyunca yapılan dualarla vefa duygusu bir kez daha güçlü şekilde hissedildi.
Küçükçekmece’de, Alperen Ocakları İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen anlamlı program, sadece bir anma değil; aynı zamanda bir hafıza tazeleme, bir dava ruhunu yeniden diri tutma buluşması oldu. Büyük Birlik Partisi’nin kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu, şehadetinin 17. yıl dönümünde dualarla, gözyaşlarıyla ve sarsılmayan bir vefa duygusuyla anıldı.
Bir Hayat, Bir Duruş, Bir Mücadele
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Yazıcıoğlu’nun hayatını anlatan sinevizyon gösterimi katılımcıları derin bir yolculuğa çıkardı. Sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda bir dava adamı olan Yazıcıoğlu’nun mücadelesi; fedakârlık, inanç ve kararlılıkla örülmüş bir ömür olarak bir kez daha hatırlandı.
Onun hayatı, Türk siyasetinde “dik duruş” kavramının ete kemiğe bürünmüş haliydi. Darbelere karşı net tavrı, vesayet odaklarına karşı boyun eğmeyen karakteri ve millet iradesine olan sarsılmaz bağlılığı, onu sadece bir lider değil; bir sembol haline getirdi.
Şüpheli Bir Ölüm, Aydınlatılamayan Sorular
25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi kırsalında meydana gelen helikopter kazası, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ zihinlerdeki sis perdesini aralayabilmiş değil. Resmî kayıtlarda “kaza” olarak geçen olay, kamuoyunda ve sevenlerinin yüreğinde derin bir şüpheyle anılmaya devam ediyor.
Kazanın ardından ortaya atılan iddialar, geciken arama kurtarma çalışmaları, cihazların sökülmesi ve olay yerindeki bazı teknik tartışmalar; “Bu bir kaza mıydı, yoksa planlı bir suikast mı?” sorusunu yıllardır diri tutuyor. Her yıl yapılan anmalarda bu soru yeniden yankılanıyor, cevap bekleyen bir vicdan meselesi olarak varlığını sürdürüyor.
“Devletime Küsmem” Diyen Bir Lider
Küçükçekmece İlçe Başkanı Mücahit Gürdal’ın konuşması, salondaki duygusal atmosferi daha da derinleştirdi. Yazıcıoğlu’nun “Ben devletime küsmedim” sözü, onun devlet-millet bağını nasıl gördüğünün en açık ifadesi olarak bir kez daha vurgulandı.
Yazıcıoğlu, devletin hatalarına rağmen devlete sırt dönmeyen; eleştirisini içeriden, sadakatle yapan bir anlayışın temsilcisiydi. Bu yönüyle, günümüz siyasetinde nadir görülen bir duruşun da adıydı.
Dava Ruhu ve Gençliğe Miras
“Eli silah değil, kalem tutmalı” diyerek gençliğe yön çizen Yazıcıoğlu, sadece kendi döneminin değil, gelecek nesillerin de rehberi olmaya devam ediyor. Programda özellikle genç katılımcıların yoğunluğu, bu mirasın hâlâ canlı olduğunu gözler önüne serdi.
Alperen Ocakları’nın temsil ettiği dava ruhu; hamasetle değil, ahlakla; sloganla değil, bilinçle taşınan bir çizgi olarak yeniden hatırlandı. Bu ruh, sadece geçmişin bir hatırası değil, geleceğin de inşa taşı olarak görülüyor.
Şiirle Yoğrulmuş Bir Siyaset
Siyasetin sert diline rağmen, Muhsin Yazıcıoğlu’nun kalbinde her zaman bir şair inceliği vardı. “Üşüyorum” şiiri, onun vefatından sonra adeta bir vedanın sembolüne dönüştü.
“Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya gerek yok” sözü, siyasete ahlaki bir çerçeve çizerken; “Kar tanesi olsam Mekke’ye düşmek isterdim” ifadesi ise onun manevi dünyasının derinliğini ortaya koydu.
İlçe Başkanı Mücahit Gürdal’dan Net Mesaj: “Hakikat Ortaya Çıkana Kadar Susmayacağız”
Gürdal konuşmasında, Muhsin Yazıcıoğlu’nun sadece bir siyasi lider olmadığını, aynı zamanda bir dava, bir duruş ve bir ahlak çizgisi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:“Bizler bugün burada sadece bir lideri anmıyoruz. Bizler, bir ömrünü milletine adamış, hiçbir zaman eğilmemiş, hiçbir zaman menfaat peşinde koşmamış bir dava adamının emanetine sahip çıkıyoruz. Muhsin Başkan, bu ülkenin en zor dönemlerinde bile doğruları söylemekten geri durmamış, bedel ödemeyi göze almış bir liderdi. Onun hayatı, bizlere sadece siyaset yapmayı değil; adam gibi yaşamayı öğreten bir rehberdir.”
“Bu Millet Gerçeği Hak Ediyor”
Konuşmasının devamında 2009 yılında yaşanan helikopter kazasına değinen Gürdal, olayın üzerinden geçen yıllara rağmen hâlâ aydınlatılamayan yönlerine dikkat çekti. Gürdal, bu konuda kararlı bir duruş sergileyerek şunları söyledi:“Aradan 17 yıl geçti. Ancak acımız ilk günkü gibi taze, sorularımız ise hâlâ cevapsızdır. Bu olayın üzerindeki sis perdesi tamamen aralanmadan, vicdanlar rahat etmeyecektir. Bizler ne unutacağız ne de unutturacağız. Bu millet, gerçeği bilmek zorundadır. Eğer ortada bir ihmal, bir kusur ya da daha ötesi varsa, bunun açığa çıkarılması sadece bizim değil, devletin de sorumluluğudur.”
“Onun Duruşu Yolumuzu Aydınlatıyor”
Gürdal, Yazıcıoğlu’nun fikirlerinin ve mücadelesinin bugün hâlâ yol gösterici olduğunu belirterek, özellikle gençlere önemli mesajlar verdi:“Genç kardeşlerimize sesleniyorum; Muhsin Başkan’ın hayatını iyi okuyun. O, hiçbir zaman kolay olanı seçmedi. Hep doğru olanın peşinden gitti. ‘Eli silah değil kalem tutmalı’ diyerek gençliğe istikamet çizdi. Bizler de onun izinden giderek ilimle, ahlakla ve mücadeleyle bu davayı büyütmek zorundayız.”
“Halka Hizmet, Hakk’a Hizmettir”
Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Gürdal, Alperen Ocakları’nın taşıdığı misyonu şu sözlerle özetledi:“Bizim davamız koltuk davası değildir. Bizim davamız; milletin derdiyle dertlenmek, mazlumun yanında olmak ve hakkı savunmaktır. Muhsin Başkan’dan öğrendiğimiz en büyük ilke ‘Halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ anlayışıdır. Bu anlayışı yaşatmaya, bu bayrağı yere düşürmemeye kararlıyız.”
Unutulmayan Bir İsim, Bitmeyen Bir Sorgulama
Küçükçekmece’deki anma programı, sadece geçmişi yad etmekle sınırlı kalmadı; aynı zamanda adalet arayışının da altını çizdi. Yazıcıoğlu’nun vefatına ilişkin soru işaretlerinin hâlâ tam anlamıyla giderilememiş olması, bu anmaların en hüzünlü tarafı olarak öne çıkıyor.
Aradan geçen 17 yıla rağmen değişmeyen tek şey ise şu:
Bir liderin ardından duyulan özlem ve bir gerçeğin ortaya çıkması için süren sessiz ama kararlı bekleyiş…
Muhsin Yazıcıoğlu, ardında sadece bir siyasi miras değil; bir ahlak, bir duruş ve bir inanç bıraktı. Ve o miras, bugün hâlâ Türkiye’nin dört bir yanında, dualarda, yüreklerde ve dillerde yaşamaya devam ediyor.
Gürdal’ın konuşması salonda büyük bir dikkat ve duygu yoğunluğu içerisinde dinlenirken, sözlerinin sonunda yapılan dualarla program tamamlandı
HİCRETHABER // AHMET ÇEKİN































