“ANAMIN AK SÜTÜ GİBİ HELAL” SÖZÜNÜ HATIRLATTI
Ali Karahasanoğlu, yazısında Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin kullandığı “Anamın ak sütü kadar helal olan diplomam” ifadesini hatırlatarak, bu sözün arkasındaki sürecin sorgulanması gerektiğini savundu. Karahasanoğlu, gerekçeli mahkeme kararından aktardığı bilgilerin, kamuoyuna anlatılandan çok daha farklı bir tablo ortaya koyduğunu ileri sürdü.
PUAN FARKI TARTIŞMASI: 386’DAN 489’A
Yazıda yer verilen mahkeme gerekçesine göre, Ekrem İmamoğlu’nun 1988 yılında ÖSS’den 386,47 puan aldığı, buna karşın İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce Programı’na yerleşmek için gereken en düşük puanın 489,884 olduğu vurgulandı.
Karahasanoğlu, bu tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:
“Aradaki fark 100 puan deniyordu ama meğer fark 103,537 puanmış. 1 puan eksik diye hayallerinden vazgeçen yüzbinler varken, 386 puanla 489 puanlık fakülteye kayıt nasıl mümkün oldu?”
“HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI” VURGUSU
Yazar, mahkemenin gerekçeli kararında geçen “Bilmemesi, hayatın olağan akışına ters” ifadesine dikkat çekerek, 19 yaşındaki bir öğrencinin bu puan farkını bilmemesinin mümkün olmadığını savundu.
Karahasanoğlu’na göre mesele, basit bir idari hata değil; aksine “bir dizi hata ve bilinçli işlem” sonucu ortaya çıkan bir tabloydu.
YATAY GEÇİŞ VE KONTENJAN İDDİALARI
Köşe yazısında en dikkat çeken başlıklardan biri de yatay geçiş süreci oldu. Karahasanoğlu, yatay geçiş için yalnızca not ortalamasının yeterli olmadığını, kontenjan ve başarı sıralamasının da belirleyici olduğunu ifade etti.
Yazıda, Ekrem İmamoğlu’nun 2,50 not ortalamasıyla kontenjan içine giremediği, buna rağmen kontenjanın artırıldığı iddiası dile getirildi. Bu durumun “basit bir hata ile açıklanamayacağı” öne sürüldü.
“ÜNİVERSİTE HATA YAPTI” SAVUNMASINA ELEŞTİRİ
Karahasanoğlu, İmamoğlu’nu savunan çevrelerin “Üniversite hata yaptı, öğrencinin suçu yok” tezini de eleştirdi. Yazara göre, tek bir hata değil, art arda yapılan işlemler söz konusuydu ve bu durum sistematik bir soruna işaret ediyordu.
“Bir hata olsa ‘acaba’ derdim. Ama 10’dan fazla hata zinciri varsa, bu artık tesadüf değildir” ifadeleriyle sürecin sorgulanması gerektiğini savundu.
“35 YILLIK DİPLOMA” TARTIŞMASI
Yazıda, diplomanın üzerinden 35 yıl geçmiş olmasının da meseleyi meşrulaştırmadığı savunuldu. Karahasanoğlu, “35 yıl geçti” savunmasının, iddiaların ağırlığını ortadan kaldırmadığını belirterek, “Önemli olan sürenin uzunluğu değil, işlemin helal mi haram mı olduğu” görüşünü dile getirdi.
“BU MESELE TURNUSOL KAĞIDI”
Ali Karahasanoğlu, yazısını sert ifadelerle tamamladı. Diploma tartışmasının yalnızca bir belge meselesi olmadığını savunan yazar, bu konunun “dürüstlük, liyakat ve hukuk” açısından bir turnusol kağıdı görevi gördüğünü öne sürdü.
Karahasanoğlu’na göre, üniversite diploması tartışması, yalnızca bir kişiyi değil, bu süreci savunan çevreleri de sorgulanır hale getirdi.
Tahmini okuma suresi: 2 dakika.































